--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Oruç yalanla amel etmeyi terk etmektir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Oruç, adet değil, ibadettir. Orucun Kur’ân’da geçen Arapça karşılığı savmdır. Oruç; fecri sadık, ikinci fecirden (gerçek imsak atmasından) itibaren, güneşin batmasına kadar, sahih bir niyetle gıdaen ve devaen (ilaç almakla) yemesini, içmesini ve cinsi mukarenette bulunmasını terk etmesi demektir. Niyet etmiş olsa da olmasa da belirlenen bu arada kasten (bile, bile) bu üç şeyden birini yapmakla orucu bozulmuş olur. Bunlar Şari’in koyduğu değişmeyen hükümlerdir ki; orucun farz oluşu, orucun bir ay oluşu, orucun başlaması ve bitmesinin tespiti, bu tespitin çıplak gözle hilalin gözlenmesiyle oluşu ikinci fecirden güneşin battığı zamana kadar yeme, içme ve cinsi mukarenette bulunmanın terk edilişi, orucun Ramazan ayına tahsis edilişi. Ramazan ayının hilali Şaban ayının 29’da Şevval ayınınki de Ramazanın 29’da gözlenmesi ve böyle hareket edilmesi Müslümanlar üzerinde bir vecibedir. Bunlar şer’i hükümlerdir. Şer’i hükümler ise insanların beğenilerine, hoşgörülerine, şöyle olursa daha iyi olur, böyle olursa daha kolay olur, daha doğru olur demeleriyle olan değildir. Çünkü bunlar insanların koyduğu hükümler değildir. Müslümanlar bu hükümlere uymak mecburiyetindedirler. Gerek Ramazan ve gerekse bayram hilallerinin çıplak gözle gözlenmesi Rasûlüllah (s.a.v) zamanında ve Cumhuriyet tarihine kadar bütün İslâm âleminde yapılmıştır. Yani çıplak gözle gözlenmesi Sünnet ve Ashabın icmaı ve müctehidlerin ictihadlarıyla tespit edilmiştir. Hilalin çıplak gözle gözlenmesi, oruç ibadetinin mukaddimesidir. Onu sahibi şeriat tespit ve tayin buyurmuştur. Bu hususta hiç kimsenin tasarrufta bulunma hakkı yoktur.

Ramazan ayı geldiğinde Müslümanlar Kur’ân’a sarılırlar. Bol bol mukaveleler okunur. Bunun manası Müslümanlar hayatlarını Kur’ân’a arz ederler. Kur’ân’la yüzleşirler. Kur’ân’a uygunluk arz etmeyen sözleri, amelleri, sistemleri, rejimleri, yasaları ve anayasaları terk ederler. Çünkü oruç; sahih imanla ters düşen ve takva erdemiyle bağdaşmayan her sözden ve amelden vazgeçmektir.

Yalan haberleri yaymak, yalan haberlerle amel etmek, oruçlu Müslümanın orucunu tehlikeye sokar.

Oruç şuurunu kuşanmayanlar veya kuşanmış oldukları halde oruç şuurlarını kaybedenler, açlıkla, susuzlukla ve uykusuzlukla baş başa kalırlar. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine sadece susuzluğu kalır; nice gece namazına kalkanlar da vardır ki, sadece gece uykusuz kalmış olur.” (İbn Mâce, Siyâm 21. Müsned 2/373)

Rasûlüllah (sav) şöyle buyurdu: “Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buharî, Savm/8, Edeb/51. İbni Mace, Sıyam 21)

Bu hadis-i şeriften açıkça anlıyoruz ki; oruç, mü’min kulun yalan söylemeyi ve yalan sözle amel etmeyi terk etmesi hususunda Rabbiyle yapmış olduğu fiili bir mukaveledir. Allah’ın rızası, yalan söylemeyi ve yalan sözle amel etmeyi terk etmededir. Burada oruçla birlikte gündeme gelen “Kavl-i zûr/Yalan söz” çok geniş bir kavramdır. “Yalan söz”; yalan söylemek, gıybet etmek, koğuculuk yapmak (laf getirip götürmek), sövmek ve kötü söz söylemek gibi her türlü kötü sözü kapsamakla birlikte Şeriatullah’a dayanmayan ve Şeriatullah ile çelişen ve çatışan her sözü ifade eder. 

Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini hiçe sayarak halkın hükmünü ve hâkimiyetini esas alan Demokrasi, dini devletten, devleti dinden ayırarak kişiyi çok ilahlı hale getiren laiklik, Allah’ın indirdiği dinin yerine ve önüne geçsin diye icad edilmiş olan Kapitalizm, Sosyalizm, Marksizm, Kemalizm, Liberalizm hâsılı kelam bütün beşeri ideolojiler, Şeriatullah’tan alınmamış ve Şeriatullah ile çelişen ve çatışan bütün kul kaynaklı yasalar ve anayasalar, yalan söz hükmündedirler ve bunlara tutunmak, bunlarla hayatı tanzim etmek ise, yalanla amel etmek hükmündedir. İslam’ın karşıtı olarak ortaya atılmış bütün ideolojiler, yasalar ve anayasalar İslam’a paralel olarak konulmuşlardır. Bunların hepsi yalandır. Zira İslam’ın paraleli yoktur ve de olamaz. İslâm’a paralel bir din edinen Müslüman sayılmaz. İslam, Allahû Teâla tarafından gönderilmiş ve koyulmuş kâmil ve şamil bir hayat nizamdır. Eksiği, fazlası olmayıp tümü doğrudur. Değişmez ve paraleli de olamaz. İslâm’ın dışında İslâm dışı olarak ortaya atılan her sistem her kanun, nizam ve her şey yalandır. İslâm’ın dışında kalan kanunlara, ideolojilere inanarak onları alıp kabul eden, onlarla amel eden herkes yalancıdır. Ve İslâm hükümlerinin cahilidir. Böyleleri kendi elleriyle kendi oruçlarına darbe indirmektedirler. 

 

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle