Müzebzebîn kültürü
Müzebzebînlik itikadi bir hastalık olmakla birlikte aynı zamanda küfrü ve kâfirliği, şirki ve müşrikliği besleyen, destekleyen bir kültürdür. Müzebzebînlik kültürü; Allah’a, Allah’ın dinine ve Allah’ın dinini din edinmişlere tuzak kurmak üzerine bina olunmuş bir kültürdür. Rabbimiz haber veriyor:
“Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı pek az anarlar (hatırlarlar). Müzebzebîn/arada bocalayıp dururlar. Ne onların ve ne de bunların tarafına geçerler. Allah kimi saptırırsa ona bir yol bulamazsın.” (Nisa Sûresi/ 142- 143)
Müzebzebîn olanlar, her taraf olmaya kalkışanlardır. Her taraf olmaya kalkışanlar bertaraf olurlar. Müzebzebîn olanlar, o tarafı mı, bu tarafı mı tercih edeceklerini bilmeyen, tereddütlerin sallantısı içinde bocalayanlardır. Hak ve hakikat karşısında bitaraf kalan şeytandan ve züriyetinden taraf olanlardır. Hak ile batılın karşı karşıya olduğu bir yerde tarafsız kalmak, Müzebzebînlerden olmak için yeterli bir sebeptir.
Müzebzebînlik kültürüyle beslenip büyüyen ferdler ve meşrebler her dönem başka bir dinden olurlar, başka bir âmentüyü sahiplenip savunurlar. Onlar durmadan zıplarlar. Girmedikleri din, savunmadıkları âmentü yoktur. Müzebzebînlik kültürüyle beslenenlerin kıbleleri sabit değil, seyyardır. Hz. Peygamber (sav) devrinde Müzebzebînler ikiyüzlü insanlardı. İslâmî literatürde de böyle tarif edilmişlerdir. Ama günümüzde ikiyüzlüler çok katmerleştiler. Bakınız merhum Mehmet Âkif Ersoy Mısır inzivasından sonra yurda dönüşünde, “İkiyüzlüleri seviyorum” demişti. Kendisine, “Aman üstadım ikiyüzlü insanlar sevilir mi, onlar tehlikeli insanlardır” dediklerinde M Âkif şunları söyler:
“Mısır’a gittiğimde ikiyüzlü insanları bırakmıştım, geldiğimde ikiyüzlü insanların iki yerine ikiyüz yüz daha edindiklerini gördüğüm için ikiyüzlü insanları tercih ediyorum” demiştir.
Dinde ve âmentüde bir yüzlü olmak mü’minlerin vasfıdır. Dinde ve Âmentüde ikiyüzlü olmak münafıkların vasfıdır. Burada M. Âkif Ersoy’un söylemek istediği, vurguladığı, asrımızdaki insanların daha da münafıklaştığını, müzebzebînlikte tarihteki münafıkları aratacak duruma geldiklerini ortaya koymak içindir. Yine M. Âkif Ersoy’un bu tesbitinden, itirafından şunu da anlıyoruz; Ebu Cehil’in düzeni ikiyüzlüleri yetiştirdi. Osmanlı’nın ortadan kalkmasıyla ortaya çıkan Cumhuriyet rejimi ise, ikiyüzlüleri o kadar ileri götürdü ki, onları ikiyüz yüzlü hale getirdi. İşte M. Âkif’ Ersoy’un şikâyeti, esefi budur. Türkiye’de Cumhuriyet, ikiyüzlüğün, çiftçe standartlığın, dalkavukluğun garantisi olmuştur. Çünkü Hilafetin yerine konulan ve dayatılan Cumhuriyet rejimi, bir yüzlülerin değil, bin yüzlülerin rejimidir. Günümüzde Laikliğe iman etmiş Demokrat sağcı ve solcu müşrik politikacılarda görülen müzebzebînlik ikiyüzlülükle değil, belki ikiyüz yüzlülükle ifade edilebilir. Çünkü bu politikacılar, şeytanla sadakat sözleşmesi yapmış kimselerdir. Bunlarda görülen itikadî ve amelî zıplamalar şeytanı bile kıskandırıyor. Müslüman olarak şartlar ne olursa olsun, dininden ve din kardeşlerinden taraf olmayan kimden taraf olursa olsun bertaraf olmaya mahkûmdur.
Müslümanların yaşadıkları Demokratik Laik ülkelerde Parlamento için Parlamenterler seçimi öncesi, Müzebzebînler için zıplama maharetlerini ortaya koyma zamanıdır. Böyle zamanlarda toplum Müzebzebînlerin zıplamalarıyla çalkalanır.
Müzebzebînlik; olduğu gibi görünmemek ve göründüğü gibi olmamak ve olamamaktır. Müzebzebin kültürü ise; arada kalmışlığın verdiği olmamışlık. yaradılışın ve fıtratın en istemediğini yamama çabaları. “Kendini bilen Rabbini bilir” hakikatinin üstünü örtmek.. farkındalığı yok etmek ve nihayetinde kokuşmak.. ve global “fesadın” bir neferi olmak. kendinden ve kendi olmaktan uzaklaşmış insan kümelerinin kültürüdür.. Münkir ve müşrik asrın tereddütlerini kendilerine din edinmiş kimseler, Müzebzebîn olanlardır.
Müzebzebînlik kültürü; günlük ve mevsimlik din değiştirmeyi içselleştirmek, alışkanlık haline getirmektir. Dolayısıyla Müzebzebînlik kültürünü ortadan kaldırmadan çok yüzlülükten, sinsi tuzak kuran karanlık güçlerden kurtulmak mümkün değildir.
“Biz de Müslümanız” dedikleri halde çıkarları uğruna kendilerini dinlerinden çalanlar, Müzebzebînlerden sayılırlar. İslâmi değerlerle batı medeniyetinin sosyal prensiplerini mezcederek, yarı İslâmî ve yarı batılı bir millet vücuda getirmeye çalışmak ve hatta her iki sistemden kendileri için faydalı gördüklerini almaya çalışmak, tamamen bir Müzebzebînlik alâmetidir. Dünyevî menfaatı ve çıkarı uğruna dinini, imanını dahi değiştirmekten tereddüt etmeyen kişi ve kimselerin sahip oldukları kültür, Müzebzebînlik kültürüdür. Müzebzebînlik kültürü öldürücü virüs gibidir; hangi Müslümana bulaşırsa onu dinden ve imandan eder. Bu, böyle biline…







