• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
08 Mayıs 2019

Müslümanların safında yer almak(1)

İnsanın insan kalması, nisyandan kurtulmasıyla mümkündür. İnsan bu dünyada hirasını yaşayarak nisyandan kurtulur. İnsanın Müslüman olmasıyla kendi hirasını yaşayarak nisyandan kurtulması doğru orantılıdır. Hayatta kim olduğumuzun bilinmesi, kiminle beraber olduğumuza bağlıdır. Yani kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önem arzetmektedir. 

Allah yolunda atanmış adamlarla değil, adanmış adamlarla mesafe katedebiliriz. Müslüman, kıyam vaktidir ayağa kalk. Emperyalistler tarafından imha ediliyor Müslüman halk. İslâmî oluşumlar, kökü mazide, gözü âtide olan bir duruşla yeniden inşa edilmelidirler.Nerede olduğumuz değil, ölürken nasıl bir akideye sahip olduğumuz da önemlidir. Akidesi bir olanlar, bir ve beraber olmalarından daha tabii ne olabilir. Tek ve bir olanı birleyenler, pratik hayatta bir ve beraber olamıyorlarsa, akidelerinde bir problem var demektir.

Akide birliği, hiçbir birlikteliğe feda edilemez. İslâm coğrafyasında siyaset yerine açılmış politika meydanı; insanların kahır ekseriyetinin gözleri makama, mansıba dikiliyor. Allah’ın rızasının ekber olduğu unutulunca ihtiras lezzet olmuş, kepçeyle içiliyor. Rabbimiz uyarıyor:

“Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.” (Tevbe Sûresi/ 72)

Bu âyet-i kerimede geçen Rıdvanullah-i Ekber; Allah’ın rızası ve hoşnutluğunun büyüklüğü demektir. Bu âyet-i kerime, mü’minlerin özelliklerini, değişmez vasıflarını ortaya koyuyor. Şu bir hakikattir ki; mü’minler de birbirlerinin velîleri, dostları, karar mercileridirler. Birbirlerini cennete ulaştırmak üzere onlar da birbirlerine iyiliği emrederler, kötülükten de nehyederler. İyiliklerin toplumda yayılması, kötülüklerin de kökünün kazınması adına say ederler. Herkesin iyi olmasını, herkesin cennete gitmesini arzu ederler. Namazlarını ikâme ederler. Toplumlarında namazı ayağa kaldırırlar. Namazın önündeki engelleri kaldırmaya, toplumda namaz eğitimi vermeye say ederler. Zekâtı da verirler. Bedenlerinde Allah’ı egemen bildikleri gibi malları konusunda da Allah’ın egemen olduğunu bilirler. İşte Allah bunlara merhamet edecek, bunlara yardım edecek, bunları dünya ve ukba’da muvaffak edecektir. Muhakkak Allah Azîz ve Hakîmdir.

Evet, işte böyle inanan, böyle yaşayan mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan, zeminlerinden ırmaklar akan, ya da taht-ı tasarruflarında ırmakların akıp durduğu cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vaadetmiştir. Bütün bunların üzerinde Allah’ın hoşnut olması en büyük nîmettir. Allah onlardan razı olacak orada. Çünkü dünyada onlar Rablerini razı etmişlerdi. Dünyada Rab’lerinden razı olmuşlardı. Rab’lerinin kitabından, Rab’lerinin dininden, Rab’lerinin hayat programından razı olmuşlardı. Allah’ın şeriatinden razı olmayanlar, Allah’ın şeriatiyle idare olunmak için çalışmayanlar, ne için çalışırlarsa çalışsınlar, asla ve kat’a Allah’ın rızasını kazanamazlar. 

Kişinin nasibi yoksa imandan, tefekkürden. Adaletten, merhametten kaçar da kaçmaz zulümden ve küfürden. Sahabe-i kiramdan bize miras kalan “Allahû Ekber, Yıkılsın Hayber” hakikatidir.

Yeryüzünde Müslümanlar Allah yolunda bir saf, kâfirler de tağut yolunda bir başka saftırlar. Herkes kendi safında varlığını sürdürebilir. Dolayısıyla Müslüman, safını ve sınıfını bilen insandır. Saflarını ve sınıflarını bilmeyen Müslümanlar, küfür cephesine sermaye olmaya mahkûmdurlar.

Dinimiz İslâm; bizleri bir araya getirir, cem eder, cemaat eder ve tek ümmet kılar. Müslümanların safı, adanmışlığı ve aidiyeti hisseden tevhid ehli Müslümanlardan oluşur. Hayatta Müslümanları Allah yolunda tek saf kılan, aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı Din’e inanmaları, aynı kıbleye yönelmeleridir. Allah yolunda tek saf olmanın maksadı, Allah yolunda Allah için cihad etmektir. Allah yolunda Allah için cihad etmeyenler, cihad etmeye niyet etmeyenler, Allah yolunda tek saf olamazlar.

Allah yolunda çarpışanların Allah’ın rızasını kazanabilmeleri için tek bir yürek ve tek bir vücut gibi olmaları şarttır. Allah yolunda saflaşmayanlar ve tek saf olmayanlar, Allah yolunda sabit kalamazlar. Bir Müslüman için Allah yolunda tek saf olmak, cihana sultan olmaktan evladır. Müslümanların safında olmayanlar, Allah yolunda olamazlar. 

Müslümanların safında birleşmeyenler, kâfirlerin safından ve sınıfından vazgeçmeyenlerdir. Kişi İslâm’ı ve Müslümanları bırakıp kendisine bulmuşsa bir veha, O’nun gittiği yol gitmez Allah’a!

Dinleri saf olmayanların Allah yolunda safları olmaz.  Dini saf olanlar, dini Allah’ın indirdiği gibi kabul edenlerdir; dini tahrif, tağyir ve tebdil etmeyenlerdir. Müslümanların safında karar kılmak, dini Allah’a has kılmanın tezahürüdür. Dini Allah’a has kılıp Müslümanların safında yer almak, bir iman meselesidir. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23