--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanların kanlarıyla Müslümanların coğrafyasının sınırlarını çiziyorlar

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

İslâm coğrafyasında kanlı katillerin eliyle “Üç İsrail Projesi” nin taşları döşeniyor. İsrail’e daha geniş yerleşim imkânları sağlamak için Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da, Filistin’de, Suriye’de, Türkiye’de Müslümanlar öldürülüyor, insanlar telef ediliyor.

İslâm coğrafyasında anomi/hiçbir kural tanımama hastalığına yakalanmış terör örgütleri, emperyalist Batının İslâm coğrafyasındaki yeni cetvelleridir. Müslümanların kanlarıyla Müslümanların coğrafyasını yeniden çiziyorlar.

Müslümanların coğrafyasında “Hak” üzere “Hakk’a taraftar” olmayanlar, bertaraf olma günlerini yaşıyorlar. “Tek Ümmet” olma şuurunu kaybettikleri günden bu yana dinlerinin inkârı üzerine varlığını bina etmiş sosyal ve siyasal organizasyonların işçiliğini ve bekçiliğini yapıyorlar. Bu dünyada Müslümanların Müslümanlardan başka dostları yoktur. Mezhebi, meşrebi, kavmi ve kabilesi ne olursa olsun, Tevhid akidesinin atmosferi dışına çıkmadıkları müddetçe “dinimiz İslâm”, “ismimiz Müslüman” diyenler; bölünmez, parçalanmaz bir bütündürler. Rabbimiz buyuruyor:

“Şüphesiz Allah kendi yolunda, kurşunla kaynamış binalar gibi saf bağlayarak savaşanları sever!” (Saf Sûresi/ 3)

Müslümanların yapılarında yer almak, harcı kurşundan bir duvar gibi saf tutmaktır. Müslümanların toplumu; “Hak” üzere “Hakk’a taraftar” olanların toplumudur. Hakk’ı bırakır, haklıdan yana olmazsanız, mevcud bütün haklarınızı kaybedersiniz. Sadece haklarınızı kaybetmiş olmakla kalmaz bir de kanlı katilleri iktidara taşır ve iktidarda kalmalarına sermaye olursunuz.

Müslümanlar imanlarının, dinlerinin gereği olarak bir vücudun tek azası gibi olmayınca hayatın bütün kademelerinden azledildiler. Tek ümmet olmamanın, hilafetsiz ve halifesiz günlerin faturasını ödemek mecburiyetinde kalan günümüz Müslümanları; kendi evlerinde, coğrafyalarında düşmanları kadar söz sahibi değildirler. Artık nerede iskân edeceklerine yeminli düşmanları karar veriyorlar.

İnsan kanının sudan daha ucuz olduğu bir coğrafyanın sakinleriyiz. Taksitle yaşayıp borçla ölen köleler devrini yaşıyoruz. Bir ülkede fakirin ihtiyacı, zenginin israfına denk düşüyorsa, o ülkede insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.

Osmanlı devletini ortadan kaldıran dâhili şeytanlar, Türkiye’nin idaresini hârici şeytanlara rehin verdiler. Sonra da muhtelif şekillerde politik partiler halinde meydanlara indiler. Türkiye’nin idaresinin hârici şeytanların rehininde kalması için kavga verdiler. Bugün dâhi politik arenadaki bütün kavgalar bunun içindir. Türkiye idaresinin hârici şeytanların elinde ilelebed kalması için kavga veren politik partiler, dâhili şeytanlar hükmündedirler.

Küresel münkir ve müşrik yapıların spikerliğini yapanlar, içimizde dolaşan batıl ideolojilerin casuslarıdır. Harbi ve mürted müstevlilerin istilâlarını, talanlarını ve yalanlarını haklı kılmaya matuf bütün çıkışlar, kölelik çağrılarıdır.

Müslümanların coğrafyasında, Müslümanların yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarında gözü olan Emperyalist güçler, Müslümanları birbirlerinden habersiz kılmak için her türlü hile ve desiseye baş vuruyorlar. Müslümanların imana dayanan köklerini, tarihsel bağlarını koparamayanlar, şimdilerde Müslümanların başlarını ve kollarını koparıyorlar. Müslümanların nüfusunu azaltmak, Emperyalist devletlerin müştereki aslisidir. Bakınız Amerika Birleşik Devletleri’nde, düşünürlerin, siyasi ve iktisadi kudret sahibi kimselerin bulunduğu bir “Nüfus Konseyi” kurulmuştur. Diğer gelişmiş emperyalist ülkelerde de buna benzer organlar teşkil edilmiştir. Müşterek projeleri, acilen tıbbî ve askerî araç ve gereçlerle Müslümanların nüfuslarını azaltmaktır. Şunu bilelim ki; Kırk-elli parçaya bölünmüş halihazırdaki İslâm coğrafyasının haritasını Batılılar şirk cetvelleri ile çizmiştir. Amerika’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, Almanya’nın lügatinde Müslümanların tek ümmet olmaları, İslâm birliğini oluşturmaları, birbirleriyle yardımlaşmaları af edilmez bir suçtur. Bundan ötürüdür ki; Müslümanları birbirlerine düşman etmek, Müslümanların çocuklarından kendi ideolojileri için ölüme giden neferler çıkartmak, Emperyalistlerin en büyük emelleri haline gelmiştir. Kızılderililerin şu sözleri ne kadar manidardır.

“Bir suda iki balık kavga ediyorsa oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir”

İngiliz, insanlık camiası için bir fitne virüsüdür. İngiliz’in uğradığı ve girdiği ülkelerde fitne ve fesad’dan başkası olmaz. Asrımızda İslâm coğrafyasındaki katliamların arkasında İngiliz fitnesini görmemek, bir gaflet ve dalalettir. İslâm topraklarında Müslümanların akan her damla kanından İngilizler sorumludur. Müslümanların kanlarıyla Müslümanların coğrafyasının haritasını yeniden çizmek, bir İngiliz projesidir. Şeytan Amerika ve a’vaneleri sadece bunun savaşçılarıdır. Müslüman olarak kanlarımızla coğrafyamızın haritasını yeniden çizmeye çalışanlar, insanlık düşmanı leş ve kalleşlerdir. Bu topraklarda onların kendilerine mezar bulmalarına bile müsaade etmeyeceğiz. Kendi topraklarımızda kendi dinimizle idare olunmanın kavgasını kanımızın son damlasına kadar vereceğiz. Bu, imanımızın bir gereğidir. Çünkü Müslümanların coğrafyasının hududu, İslâm imanıyla çizilmiştir. Gayr-i Müslimlerin ona hudud tayin etmelerine müsaade etmek, bir imansızlık alâmetidir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle