--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanları kaybetmeyi önemsemeyenlerin istikballeri olmaz/1

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
11

 

İslâm’ı ve Müslümanı birlikte görmek gerekir. İslâm’ın olduğu yerde Müslüman olur, Müslümanın olduğu yerde bir tek İslâm uygulanır. Batının kanunları, değerleri karşısında eziklik kompleksine kapılıp İslâmî kanunları reddedip Müslümanları hor ve hakir görüyorsunuz, kendi istikbaliniz ve istiklalinize karşı savaşıyorsunuz demektir.

Geçmişte Mısır müftüsü Muhammed Abduh’un “Batı’ya gittim, İslâm’ı gördüm ama Müslüman yoktu; Doğu’ya döndüm, Müslümanları gördüm ama İslâm yoktu” ifadelerini bir tespitten ziyade Batının değerleri karşısında olumsuz bir etkilenmenin dışa yansıyan hali olarak anlamak gerekir.

Ebû Müslim Horasanî (rh.a.) Emevîlerin yıkılışı ile ilgili şu ibretlik tespitte bulunarak der ki: “Onlar şerlerinden emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak için düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakın tutulan düşman dost olmadı. Ama uzak tutulan dostları düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder ol.” Yaşadığımız bugünler, Ebû Müslim Horasanî (rh.a.)’in bu sosyolojik tespitinin haklılığını ortaya koyan tefsiri günlerdir. Galiba bu tespitten ibret almak, ders çıkarmak ve kulağa küpe yapmak birçoğumuza nasip olmamıştır. 

Allah yolunda Rabbanî hedefleri gerçekleştirmek için kendinizi “dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmak zorunda” hissetmiyorsanız, kaybetmeye mahkûmsunuz. Dostlarınızı düşmanlarınıza feda ediyorsanız, zaten siz kaybedilmişlerden sayılıyorsunuz. İşimiz bitene kadar yanımızda tuttuğumuz insanları işimiz bittiğinde bir kenara iter, başkalarını dost edinmeye kalkışırsak, başkaları bize dost olmadıkları gibi, hazır dostlarımızdan da oluruz. Tarih dersinden, tecrübe öğretmeninden bunu öğreniyoruz. Tarih dersini, tecrübe öğretmenini sakın hafife almayalım. “Tecrübe bir taraktır; hayat onu insana kel olduktan sonra verir!

Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan bir ülkede laikliğe iman etmiş demokrat sağcı ve solcu politikacılar; her dönem için, kullanacakları, kullanıp da bir kenara atacakları birtakım Müslümanlar bulabiliyorlarsa, bu ülkede İslâmi mücadele verdiklerini iddia eden Müslümanların kıyametleri kopmuş demektir. Müslümanları Lâ dinilere sermaye yapmak, dinin iktidarına engel olmaktır. Şunu bilelim ki; Allah’ın arzında herhangi bir dünyevi hesap içerisine girmeden, hiçbir menfaat beklemeden ve sırf ihtiyacımız olduğu için bize omuz veren, elimizden tutan, hatta amacımıza ulaşmamız için çaba sarf eden dostlarımızı, işimiz bittikten sonra unutmamız, bir kenara koymamız, gâvur âşıklığımızın alâmeti, zilletimizin de garantisi olacaktır.

Allah’ın arzında Allah için beraber yola çıktıklarınızı yolda bulduklarınızla değiştiriyorsanız; yolunuzu da, davanızı da ve dostlarınızı da kaybetmişsiniz demektir. Sırat-ı müstakimde sabit kalmamız hususunda yolda bulduklarımız ve beraber yola çıktıklarımız bizim sınavlarımızdır. Beraber yola çıktıklarımız yoldan çıkmışlarsa, düşmanı görünce yola yatmışlarsa, yol arkadaşlarına tekme atmışlarsa, menfaatlerinin bittiği durakta inip bizi taşlamaya başlamışlarsa; “it ürür, kervan yürür” kararıyla kendi yolumuza devam etmeliyiz.

Allah yolunda hedefimize doğru ilerlerken bize engel olmak isteyenler bizi ne kadar kırarlarsa kırsınlar, biz cam gibiyiz; kırıldıkça keskinleşiriz. Mesele İslâm’ın ve Müslümanların maslahatı ise, bütün hesaplarımızdan vazgeçer orada birleşiriz. Biz Müslümanlar birleştikçe gürleşiriz. Müslüman, hep Müslüman önceliklidir. Lâ dinilerde gözü olmaz. Çünkü bu dünyada günahkâr da olsa Müslümandan güzeli olmaz.

“Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve “Şüphesiz ben Müslümanlardanım” diyen kişi ve kimselerden daha güzel sözlü kim olabilir?

İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet Sûresi/ 33-34)

Allah’tan gelmiş olan dine inanan, Allah’ın dinin hâkimiyeti için çalışan ile dinsizliği yaygınlaştırmaya ve amir kılmaya çalışanları birbirlerine karıştıranlar, iman ile küfrü, iyilik ile kötülüğü birbirine karıştıranlardır. Bir Müslümanı kaybetmeyi, bir dünyayı kaybetmek kadar önemsemiyorsak; bu dünyada hayat boyu önemsenmeyen insanlar olarak yaşamaya mahkûm oluruz. Dinsizleri benimseyenler, Müslümanları önemsemeyenlerdir. Müslümanların bütün abidleri, âlimleri sizin yanınızda bir tek mason kadar, farmason kadar, faizci kadar değer taşımıyorlarsa, itibar ve iltifat görmüyorlarsa, istikbalinizin ve istiklalinizin katili bizzat sizsiniz. Allah rızası için dine ve ümmete hizmet yolunda ilerlerken, benimsememek, önemsememek yüzünden Müslümanları kaybetmek, bütün mücadeleleri kaybetmektir.

Lâ dinileri sevindirmek için Müslümanları gereksiz görüp önemsemeyenler, hayat boyu önemsiz kalmaya mahkûm olanlardır. Müslümanları önemsemeyen Müslümanların, Müslümanlara düşmanlık edenler tarafından idare olunmalarının ana sebebi budur. Asrımızda Müslümanın Müslümana yaptığı kötülüğü gâvur yapmamıştır. Müslümanları değerden ve itibardan düşürdüğümüz oranında dine ve dindarlara düşman olanları o oranda güçlendirmiş oluruz.

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Gulse celil

20 Mayıs 2023 00:05

Kaleminize kuvvet. Teşekkürler yine çok güzel bir yazı olmuş her yazınız bilgi dolu. Okumaktan hiç sıkılmadığım yazar ve alimlerden birisiniz.

xyz

17 Mayıs 2023 18:55

PKK k MALLA ittifakını sürdüreceğini söylemiş

Orhan İnan

17 Mayıs 2023 18:38

Yazınız her zaman ki gibi yine çok güzel olmuş. Tespitlerinize katılmamak mümkün değil. Tebrik ediyorum.

Fatih Mücahid

17 Mayıs 2023 15:25

Güzel. Düsünmeye değer bir yazı. İnsallah bu tür yazıları okuyup ders alıríz.

Uğur

17 Mayıs 2023 13:13

Bir de Reis baştan beri farklı bir siyasi teoriyi uyguladı. Onun amacı baştan beri idealimizdeki ve kendi idealindeki devrimi yapmak değil, durumu idare edip Müslümanları ve ulusumuzu güçlendirmek ve gelecekte devrim yapacak mümin Müslümanlar için zemin hazırlamaktı. O yüzden bir defa Ak Partinin kendisi bile tek bir siyasi hareket olmaktan ziyade hep bir koalisyondu. Bizler ise 2030'lar için ayrı bir siyasi oluşum kurup kendi devrim planımız ve hazırlığımızı yapmalıyız. Tanınan biri olsam ve imkanım olsa ben buna öncülük ederim, ama tanınan biri değilim ve henüz kendimi fazlaca tanıtmaya çalışmaya hazır da değilim.

sutcu Imam

17 Mayıs 2023 10:21

Mumin korkmadan acık ve dogru olanı soyler. AKP cenahı son 10 yılda kendilerine dost edindikleri Geziciler Fetocular Şamanistler yani Demokrasiden bahseden Olimpiyakosun cocukları tarafından darbe yediler cunku tum calışmaları onlara oldu karşılık olarakda bu secimde onların hışımına ugradı yoksa AKP buyuk farkla secimi kazanırdı eger samimi Muminler İslamcılar Akıncılar olmasaydı bu oylarıda alamazlardı.Ozelliikle son 10 yılda yanlarına bile yaklaştırmadaılar kapılarından iceri bile almadıkları İslamcılardan fayda gorduler. Umarım bu hatayı bır daha yapmazlar. İslamcılar Mumin Liderden başkasına duşunmeden oyunu verdi ama hesaplaşmayı huzuru mahşere bıraktı.Yaşasın Cehennem Piyasa Şeytanlarına Sabır Savaş Adım Musluman.

sutcu Imam rumuzu kullanan

17 Mayıs 2023 19:46

YALANCI feto ya chp hdp pkk ip deva gelecek partiye saadete diyecek bir seyin yok demi chp hdp kk lı lar ile feto ile Haşrol Sütçü imamın adını kullanma sana soros feto duran kalkan ismi yakışır

Merhaba

17 Mayıs 2023 09:11

Yine bir güzel yazı. Hocam tüm şu köşe yazılarınızı bir kitap hâline getirmeniz çok güzel olur. Rabbim ilminizi ve ömrünüzü artırsın. Âmin!

Uğur

17 Mayıs 2023 08:48

Mustafa Bey, yazınızı çoğu itibarıyla haklı ve önemli buluyorum. Sadece kendimce şu dört tespitim var: 1. Kur'an-ı kerîmde gördüğüm kadarıyla, yazınızdaki "Müslüman" kavramı yerine "mümin" kavramı daha uygun düşer ve keza "lâ-dinîler" kavramı yerine "kafirler ve münafıklar ve yüreklerinde bir hastalık olanlar. 2. Mümin âlimler ve âbidler zannettiklerimizin pek çoğu, mesela Fetullahçılar ve Yeni Asyacılar ve ekseri Süleymancılar aslında sizin tabirinizle lâdinilerin, başka bir tabirle laikçilerin, benim önerdiğim bu tabirle "münafıklar ve yüreklerinde bir hastalık olanların" içindedir. Onlar Allah'ın kampından değil, şeytanın kampındandır. 3. Mümin ahaliyi işte bu sözde Müslüman âbid ve âlimler, yani zengin ve zengin özentisi muhafazakârlar da kafirler kadar küçümseyip alaya alıp kovmaktadır. 4. O hâlde müminler ile kafirler ve münafıklar ve kalplerinde bir hastalık olanlar arasındaki çatışmada asıl mesele bir sınıf çatışmasıdır, nasıl ki aslında Kur'an'da da bize bu haber veriliyorsa. Kafirlerin elebaşıları ve münafıklar mütreflerdir, yani zenginlerdir, yani lüks-yaşayanlardır. Kafirlerin geri kalanıyla kalplerinde bir hastalık olanlar ise mütref/zengin/lüks-yaşar özentileridir, geniş anlamıyla onlar da mütreflerin, zenginlerin, lüks-yaşarların içindedir. Kafir elebaşıları ve münafıkların çoğu tevbe etmeyecektir, ancak onlara uyan ekonomik alt tabaka kafirleri ve tam münafık olmadan kalplerinde bir hastalık olan yarım Müslümanları yola getirmek için öncelikle öğüt, sonra azarlama, sonra hatta bazen meşru ve yasal olmak kaydıyla sopa ve çomak yollarına başvurmalıyız.

Merhaba

17 Mayıs 2023 12:56

Güzel bir yazı.

Sahin

18 Mayıs 2023 01:22

Ya bu suleymancilarinda gizli ajandalarimi var dış ajanlar onlarida mi ele gecirmis, haklarinda ki elestirilere neden cevap vermezler, bu sefer cok baski yapmislar dogruysa

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle