• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Müslüman kendi ırkından büyüktür/2

11 Ekim 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Biz Müslümanlar dünyanın neresinde Müslümanlar varsa onlarla kardeşiz. Bizim kardeşliğimizin hududu, imanımızla çizilmiştir. Gönül coğrafyamız, imanımızın hududu kadardır. İmanın hududu bir kavimle, bir ırkla, bir renkle, bir mezheple, bir meşreple mukayyed değildir. Biz ırkımızın hududunda, renginde değil, imanımızın renginde ve hududunda olacağız. Müslümanlar, kardeşliği Kitap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm toplumuyla o kardeşliği yaşamaya başlamış bir ümmettir. Müslümanın Müslüman kardeşleri yanıbaşında dururken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edinmesi, dinden dinsizliğe geçişinin göstergesidir. Müslüman; Mekke’dir, Medine’dir, Kudüs’tür, Yemen’dir, Arakan’dır, Afganistan’dır, Tacikistan’dır, Doğu Türkistan’dır, Irak’tır, Suriye’dir, İran’dır, Bosna Hersek’tir, Özbekistan’dır. Hasılı kelam Müslümanın gönlü Müslümanların olduğu her yerdedir. Rasûlüllah (sav) müjdeliyor:

“Muhakkak ki, bu iş (bu dinin hakimiyeti) gece ve gündüzün ulaştığı yerlere ulaşacaktır. Allah ne bir kerpiç ev ne de bir keçe çadır bırakmayacak; azizi aziz ederek, zelili zelil ederek, bu dini ona dahil edecektir. Allah’ın bu işte aziz edeceği İslâm’dır. Allah’ın bu işte zelil edeceği küfürdür.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,  4/103; Taberani el-Kebir, 20/254, h.no: 601)

Güneşin doğduğu ve battığı yerde bir kerpiç evde, bir keçe çadırda bir tek Müslüman da olsa Müslümanın gönlü ordadır. Bir Müslümanın dünyadaki Müslümanlardan habersiz yaşaması, başlı başına bir musibettir. Mü’minler birbirine zimmetlidir. Hiçbir mü’min, diğer bir kardeşi hakkında; “Ondan bana ne?” diyemez. Bîgâne kalamaz. Kardeşinin maddî ve mânevî her türlü derdi, onun da derdidir. Kardeşinin açlığı, onun da açlığıdır. Kardeşinin takvadan mahrumiyeti, onun da endişesidir.

Hak dostlarından Seriyy-i Sakatî -rahmetullâhi aleyh-, dersinde talebelerine şu hadîs-i şerîfi îzâh etmekteydi:

“Mü’minlerin dertleriyle dertlenmeyen, onlardan (mü’minlerden) değildir.”  (Hâkim, Müstedrek, IV, 352; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 87)

O esnada bir talebesi heyecanla içeri girdi ve;

“–Üstâdım! Bağdat çarşısı yandı, kül oldu. Yalnız sizin dükkân kurtuldu. Gözünüz aydın!” dedi.

Seriyy-i Sakatî sevinç içinde birden;

“–Elhamdülillâh!..” deyiverdi.

Otuz sene sonra bir dostuna;

“–Ben o vakit, ‘Elhamdülillâh!..’ demekle, bir anlık da olsa sırf kendimi düşünmüş, felâkete uğrayan mü’min kardeşlerimin ızdırâbından uzak kalmış oldum. İşte, otuz senedir o hâlimin tevbesi içindeyim!..” dedi. (Hatîb el-Bağdâdî, Târih, IX, 188)

Müslüman dünyadaki bütün Müslüman ırklarla beraberdir. Kendini onlardan sayar, onların derdini dert edinir.

Biz Müslümanlar ehl-i ümmetiz. Fransız İnkılab-ı Kebir’inden sonra biz Müslümanlara dayatılan üstün ırk boş bir masal. Üstünlük için iman şarttır, takva kutsal. Ulusalcılık musibeti, ırkçılık belâsı karşısında “Ümmet-i Vahide”  gerçek liman. Müminler arasında takvadan başka üstünlük ölçüsü kabul etmez şayet kişide varsa iman…

Ümmet gönüllü olmak, ırkçılığı tarihin çöplüğüne atmaktır. Gamlı gönüller çöldü, İslâm gelince insanlar sahte ilahları bırakıp bağlandı bir tek Allah’a. Güneş bile bir başka gülümsedi sabaha! Kavmiyetçilik kavgasını bırakan erdi felaha.

Tek ümmet topraklarında emperyalistlerin eliyle çizilmiş olan coğrafi hududlar Müslümanı bağlamaz. İmanının hududuyla mukayyed kalan Müslüman iki cihanda ağlamaz!

İslâm topraklarında ulusçuluk fikri, emperyalistlerin eliyle tek ümmet mensubu Müslümanlara kurulmuş bir tuzaktır. Bu tuzağa itibar eden dinden de, imandan da uzaktır.

Asrımızda ulus devletçiklerde dipçiklerin gölgesinde herkes bin pişman doğmaktan. İnsan insanın kurdu olmuş tevbe ediyor yaşamaktan!

İstisnalar kardeşlik denilen kaideyi; yorulmadı mı bozmaktan. Tek ümmet şuurunu kuşanmazsak, Türk, Kürt, Arap. Çerkez, Laz vazgeçmeyeceğiz birbirimizi boğazlamaktan, boğmaktan.

Müslüman olarak ümmetin derdi kadar derdin yoksa ırkçılığın bağrında hapis kalmışsın. Belki farkında değilsin, kendi elinle kendini cehennemin ortasına atmışsın!

Müslümanın gönül coğrafyası, ırkının üzerinde yaşadığı coğrafyadan daha büyüktür. Irkçılık kavgası çekilmez yüktür. Irkına mensup olmayan Müslümanları hor ve hakir görmek, İblis’i aratmayan bir kötülüktür.

Ey bu ülkenin ırkçıları, kafatasçıları! Fransa işgal için Şanlıurfa’ya, Gaziantep’e,  Kahramanmaraş’a girdi; “Yunanistan” İzmir’e; “ABD” destekli gruplar Kars ve Erzurum’a; “İtalya” Antalya’ya; “İngiltere” İstanbul’a işgal için girdi. Neden bunlara düşman değilsiniz de Araplara düşmansınız? Diyeceksiniz ki,  “Araplar bizi sırtımızdan vurdular” öyle mi? İngiltere ile anlaşan “bir Arap kabilesi” bütün Arap toplumunu mu temsil ediyor? Elbetteki hayır. Ama siz Araplara değil İslâm’a düşmansınız, gâvurlara ise dostsunuz. Bu kafayla devam ettikçe de emperyalistlere hep postsunuz!

Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise Türkiye’de Arap düşmanlığı, Kürt düşmanlığı, Türk düşmanlığı yapanlar zihinleri Batının işgalinde olanlardır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Haktan yana

Selam olsun Mustafa kardeşime

Mehmet

adamın yazısını bile okumadan anlama özürlü gibi yazarın özellikle açıkladığı meseleler hakkında sanki hiç yazmamış gibi bık bık...Adam buraya zaten bir şey öğrenmek için gelmiyor sırf muhalif yorum yazmak için burada bu tipler reklamınız kime nasıl bir ruh hastalığı bu anlamak zor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23