--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslüman kendi ırkından büyüktür/1

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
6

Müslüman evrensel insandır onu yöresellikle mukayyet kılamazsınız. Müslüman, velev ki ırkına ve mezhebine mensup olmasalar da diğer Müslümanlardan olmayı kendi Müslümanlığının mütemmim cüzü kabul eder. Bu inancı, bu ahlâkı da Kur’ân’dan alır. Rabbimiz haber veriyor:

“Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Şüphesiz ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim oloabilir?” (Fussilet Sûresi/ 33)

İslam’ın ilkelerinin hayata rehberlik ettiği dönemlerde yeryüzü insanî değerlerle buluşmuş, barış, huzur ve güven hayata egemen olmuştur. İslam’ın gönderiliş hikmeti ve amacı da budur. Dünyada dengeyi, barışı sağlamak; adaleti ve merhameti gerçekleştirmek, İslâm’ı bir bütün halinde ikame edip tatbik eden bir devlet kurmak ve bu İslâmî devleti yürürlükte tutmakla mümkündür.

İslâm devleti; bir mezheb, bir ırk devleti değil, bir ümmet devletidir. Şunu bilelim ki; “Cemaatü’l Müslimin” Müslümanların, “Devletü’l İslâm” insanlığın cennetidir. Dolayısıyla Müslüman sadece kendi ırkı için değil, beşeriyetin sulhu salahı, necatü felahı için de çalışır. Müslüman şarkta da olsa, mağrıpta da olsa bir tek Müslümanlarla yarü hemdemdir. Müslümanlığının hakkını vermek isteyen bilecek ki; sırra ermek yola vasıl olmak için dem bu demdir.

Müslüman insan sadece kendi ırkını değil, ümmetin vicdanını kendi vicdanında taşır. Çünkü Müslümanın vicdanı, bir bütün olarak Ümmet-i Muhammed’in vicdanını kendi taşıyacak güçte ve genişliktedir.

Allah’ın dünyasında Müslümanın asli misyonu, istikametini kaybeden insanlığa deniz feneri olmaktır. Ameliyle imanını tasdik eden her mümin kendi başına tıpkı Hz. İbrahim (as) gibi bir ümmettir. İslâm ümmetinin mensubu olan bütün ırklara, renklere, mezhep ve meşreblere açıktır ve de açık olmalıdır. Allah û Teâla buyuruyor:

“Gerçekten İbrahim, hak dine yönelen, Allah’a itaat üzere bulunan, tek başına bir ümmet idi. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı. Allah’ın nimetlerine şükreden bir zat idi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.” (Nahl Sûresi/120- 121)

Hz. İbrahim (as), bir ümmetin, bir milletin yapacağı işleri tek başına gerçekleştirmiş, onlarca imtihan geçirmiş ve kazanmıştır. Hz. İbrahim (as) bir ümmetin, bir milletin topyekûn ortaya koyduğu erdemlerden daha fazla bir performans ortaya koymuş ve tek başına bir ümmet olmuştur. Çünkü insanın kıymeti himmeti nispetindedir. Himmeti, ümmeti/milleti olan bir insan tek başına bir ümmet demektir. Dolayısıyla ameliyle imanını tasdik eden her mümin bir İbrahim’dir ve her İbrahim tek başına bir ümmet’tir. Ümmet şuuruyla hareket etmeyen Müslüman âlim de olsa, abid de olsa ümmetin başına derttir.

Hz. İbrahim (as), Tevhid inancının bayrağını tek başına asmış, Allah’ın evini / Kâbe’yi inşa etmiştir. Allah’ın kelimesinin yüceltilmesi uğruna ölüme meydan okumuş, en cebbar zalimlerin önünde boyun eğmemiştir. Burada ümmet, “bir toplumun kendisini iyilik konusunda önder ve rehber (imam) edindiği, peşinden gittiği kişi” anlamına gelir. Nitekim başka bîr âyette bildirildiğine göre Allah Teâlâ ona, “Ben seni insanlara önder (imam) yapacağım” buyurmuştu. (Bakara 2/124)

Kur’ân-ı Kerîm’de âdeta Hz. İbrahim (as)’in ismiyle özdeşleştirilen hanîf kelimesi ise “şirk kuşkusu taşıyan her türlü sapık görüşten uzaklaşarak, Allah’ın birliği inancını benimseyen ve ihlâslı bir şekilde yalnız ona kulluk eden” anlamını ifade eder ve Allah’ın, başlangıçtan itibaren insanlara bildirdiği, insanın tabiatına en uygun olan tevhid dininin genel bir niteliği olarak geçer. (Bilgi için bk. Bakara 2/135) Muhtemelen Mekke putperestleri, kendi helâl haram telakkilerinin ataları Hz. İbrahim (as)’den geldiğini ileri sürdükleri için burada İbrahim (as)’in gerek inanç gerekse yaşayış olarak onlarla hiçbir ilgisinin bulunmadığı vurgulanmaktadır. (Taberî,  Camiu’l Beyan Fi Tefsiri’l Kur’ân, C: 14, Sh: 190) İbrahimî olanlar yani İbrahim milletinden olanlar, münkir ve müşriklerden, onların tasavvurlarından, tavırlarından, kararlarından, kanun ve kurallarından beridirler.

Bu coğrafyada, bu ülkede kavmiyetçilik, ırkçılık yapanlar, İbrahim’in milletinden değil, putlara tapan Nemrud’un yolundadırlar. Tek ümmet şuuruyla hareket eden Müslümanların kavmiyetçilerle, ırkçılarla, kafatasçılarla kavgaları, bir İbrahim ve Nemrut kavgasıdır. Kavmiyetçilik/ırkçılık putperestliğin ihyasıdır, çok ilahlı olmanın belâsıdır.

Müslümanın kendi dışındaki bir diğer Müslümanı sevmesi ve sayması için ırkından olması, mezhebinden, meşrebinden olması şart değildir. Şart olan aynı dinden, aynı imandan, aynı ümmetten olmalarıdır. Müslüman olarak ırkımızdan, rengimizden, meşrebimizden, mezhebimizden olmasa da Âmentü esaslarına inanan, dinimiz İslâm’a teslim olan ve Ümmet-i Muhammed (sav)’e mensubiyetiyle iftihar eden her Müslümanla beraber olmalıyız, derdini de dert edinmeliyiz. 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

MAHO

11 Ekim 2023 09:54

ilk ırkçı şeytandır.akifimiz,fikri kavmiyeti şeytan mı sokan zihninize diyor.bütün ırkçılar müşriktir.ilk müşrik ise şeytandır.siyonzm enbüyük ırkçılıktır.siyonizm bütün kavmietçilerin ilham kaynağıdır.

Haktan yana

4 Ekim 2023 16:26

Mustafa kardeşe teşekkür ler ediyorum

Padişah

4 Ekim 2023 09:57

Rabbim hocamızdan razı olsun.Rabbim ilmini artırsın imanlı erdemli sağlıklı ibadet ömrü versin.

Uğur

4 Ekim 2023 09:35

Allah razı olsun. Müslümanlar olarak ulusumuz (ümmetimiz) tek bir ulustur. (Bakınız: Kuran-ı Kerimde Müminun 52 ve Enbiya 92). Evet, Kur'an Arapçasındaki ümmet kelimesi aslında anlamca bugünkü ulus kelimemize neredeyse bire bir denktir. O yüzden normalde beklenir ki bütün Müslümanlar tek bir lider (imam) ve tek bir "ortak mesele (devlet)" altında bulunsun. Bu olmayınca elbette öncelikle kendi ahalimiz ve yakın ahaliler arasında Müslümanların bir alt-ulusunu oluşturacağız, şu şekilde ki ulusal arazimizdeki gayrimüslimler de bize tabi olup vergi öder. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) ve saygıdeğer ashabı öncelikle Medine'de böyle bir ulus ve ortak mesele (devlet) oluşturdular ve sonra onu Allah yolunda mücahede ederek etrafa yaydılar. Biz Rumelili ve Anadolulu ve bu ikisine tabi ahali de elbette İstanbul ve Ankara merkezli Türkiye Cumhuriyeti ulusu ve ortak meselesi üzerinden aynısını yapmalıyız. Elbette bu sırada unutmamalıyız ki bizim asıl ulusumuz/ümmetimiz bütün Müslümanlardır, nihai hedef bütün yeryüzünü (ve hatta gelecekte daha da ilerisini!) kapsayacak bu asıl ulusal birliği kurmaya katkı yapmaktır. Bunu yaparken kendi mahalli ve bölgesel vs. kavmimizi/insanlarımızı/ahalimizi üstün sayıp başka ahalileri hor görmek ve onlarla dalga geçmek yanlışından sakınmalıyız, çünkü belki de Allah nezdinde gerçekte o ahali bizim ahalimizden üstündür. (Bakınız: Hucurat Suresi'nin 11. ayeti). Son zamanlarda başıma gelen bazı tepe atmalarından sonra bir Trakya asıllı Muhacirler torunu olarak Türkiye içinde bazı yörelerin ahalileriyle şakayla karışık dalga geçme seviyesine gelip herhalde günaha girdim; bundan şimdilerde tevbe ediyorum. Gerçi bu ahalilerin bazıları Bedevimsi karakterlerinden dolayı ihtiyatla karşılanmalıdır, ama yine de dalga geçmek uygun olmaz. Her ne kadar ki başyerleşimlerden uzak yerlerden olan ve de yakın onyıllarda oralardan gelip büyükşehirleri ele geçirmiş olan dağınık/Bedevimsi ahaliler küfür ve nifakta en aşırı ve Allah'ın sınırlarını tanımamaya en eğilimli olsalar da içlerinde düzgün kimseler de vardır. (Bakınız: Kuran-ı Kerim, Tevbe 97-99 ve keza Hucurat Suresinin bazı ayetleri). Sözde dine dayalı olan çıkar hizipleşmelerinin "mezhep, tarikat" vb. adlar altında yaptıkları dayanışmacılıktan da, bu "asabiyye"den de söz etmişsiniz. Bu asabiyye ırka dayalı olandan bile daha fena olsa gerektir. Bu insanların lider kesimi bir de utanmadan iddia ediyorlar ki kendileri Kur'an'ı ders edip başkalarına da öğretirlermiş, kendileri din âlimiymiş, hatta ilme adanmışmışlar. O hâlde Allah'ın âyetlerini bile bile yok mu sayıyorlar? Allah bizleri düzgün müminlerden kılsın.

YORUM

4 Ekim 2023 09:05

EVET BİLEREK ZATEN IRKÇILIK YAPAN İMAN ETMİŞ OLAMAZ

Mehmet

4 Ekim 2023 07:52

Allah razı olsun

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle