--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Musibetleri mü’mince okuma usûlü/3

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
8

Bil ki; toplumların fesada uğramasından iki zümre rol oynar. Ümera ve ulema. Yani idareciler ve âlimler. Ümera, Allah’ın indirdiği hükümleri çirkin görerek reddetti, yürürlükten kaldırdı, onun yerine kendi keyiflerini kanun haline getirip hukuk diye dayattı. Allah’a karşı ilahlık iddia edenlerle mücadele eden, Daru’l Erkam’da yer alıp Mekke Şirk Devleti’nin parlamentosu olan Daru’n Nedve’yi ortadan kaldıran Hz. Peygamber (sav)’in mücadelesine varis olan ulema, Allah’ın ulûhiyet hukukunu ihlal edenlere karşı sessiz ve tepkisiz kaldı. Böylece karada ve denizde fesad zuhur edip yayıldı. Şu anda bu bize öldürücü bir virüs olarak geri döndü. Dolayısıyla musibetleri ibretler üzerinden okurken kendimizi, kendi günahlarımızı vareste kılamayız.

Musibet, kul ile Allah arasına perde olmamalıdır. Musibetler bize Allah’ı unutturmak için değil, Allah’a hamd etmek içindir. Bakınız İmam Beyhakî (Rh.a.) “Şuabü’l İman” adlı kitabında kaydettiğine göre Hz. Ömer’in (r.a.) Kûfe’ye kâdı tayin ettiği tâbiîn’in büyüklerinden Kâdı Şureyh (r.a.) dedi ki:

“Başıma dünya nimetleri ile alâkalı bir musibet geldiği zaman Allâh-ü teâlâya dört defa hamd ederim.

1- Gelen musibet daha büyük olmadığı için hamd ederim.

2- O musibete sabır nimetiyle beni rızıklandırdığı için hamd ederim.

3- Sevab umarak o musibetten dolayı “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” (Biz Allah içiniz ve yine Allah’a döneceğiz) demeye muvaffak kıldığı için hamd ederim.

4- O musibet dinimle alâkalı bir şey olmadığı için hamd ederim.”

Musibetler, Allah’a, Allah’ın dinine dönüş yapmak için insanlar için birer imkândırlar. Musibetler bize Allah’ı, Allah’ın kudretini, kuvvetini hatırlatıyorlarsa, bizi Müslümanlara yaklaştırıyorlarsa, bizi sabırlı hale getiriyorlarsa bizim için birer nimettirler. Ama musibetler bize Allah’ı unutturuyorlarsa, bizi Allah’ın nizamından, Allah’ın dinine teslim olmuş Müslümanlardan uzaklaştırıyorlarsa o zaman da bizim için birer azabdırlar. Allahû Teâla uyarıyor: 

 (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.” (Âl-i İmran Sûresi/168)

Şehid Seyyid Kutub (Rh.a.) bu ayetin tefsirinde şunları söylüyor: “Kâfirlerin “Eğer yanımızda olsalardı ölmez veya öldürülmezlerdi” sözleri; bolluğu ve darlığıyla tüm hayat ve hayattaki olaylara yön veren kanunlara ilişkin akide sahibi ile ondan yoksun olanın düşünceleri arasındaki temel farkı ortaya çıkarmaktadır. Akide sahibi, Allah’ın kanunlarını kavramış, O’nun iradesini algılamış ve O’nun kaderine güvenmiştir. Allah’ın yazdığından başkasının kendisine isabet etmeyeceğini çok iyi bilmektedir. Başına bir şey gelmişse bu onun kendi hatasından kaynaklanmaktadır. Kendisi için takdir edilmeyen bir şeyin de başına gelmesi söz konusu değildir. Bu yüzden, zorluk anında feryadı basmadığı gibi bolluk karşısında da şımarmaz. Ne bunun ne de şunun için ruhunda bir sıkıntı hissetmez. İş olup bittikten sonra, “bu şekilde” korunmak ya da “şöyle” kazanmak için “böyle” yapmadığına üzülmez. Değerlendirme, planlama, görüş bildirme ve danışmanın zamanı harekete geçmeden öncedir. Kendi bilgisi ve Allah’ın emir ve nehiylerinin sınırları içinde değerlendirip plânladıktan sonra harekete geçtiğinde meydana gelen her şeyi; güven, hoşnutluk ve teslimiyetle karşılar. Çünkü mü’min, meydana gelen her şeyin Allah’ın kaderi, planı ve hikmeti uyarınca meydana geldiğine inanmaktadır. Bütün sebepleri bizzat yerine getirmiş olsa da her şeyin Allah’ın takdir ettiği şekilde olacağına kanidir. Bu şekilde teslimiyet, görevi yerine getirmek ve tevekkül arasındaki denge sayesinde insanın adımları doğrulur ve vicdanı huzura kavuşur. Ancak; kalbini Allah hakkındaki bu dosdoğru düşünceden yoksun bırakana gelince o, sürekli bir kararsızlık ve bunalım içindedir. Daima “şayet..”, “olmasaydı..”, “keşke olsaydım…” ve “eyvah.. “ lar içinde bocalamaya mahkûmdur. Yüce Allah -Müslüman kitleyi eğitmek için, Uhud savaşı ve orada Müslümanların başına gelenlerin gölgesinde- onları, rızık elde etmek için yeryüzünde dolaşırken veya cihada çıkıp savaş esnasında öldürülen bir yakınlarından dolayı üzüntüye kapılan kâfirler gibi olmaktan sakındırıyor. Allah yolundaki ölüm veya öldürme, hayattan daha hayırlıdır. Başka bir ifadeyle insanların dünyada topladıkları şeylerden daha hayırlıdır.”  (Fizilal-il Kur’an, C: 1, Sh: 498-499, Beyrut/ 1982) Mü’min insanın musibetlere bakış açısıyla, münkir ve müşriklerin bakış açısı aynı değildir. Mü’min insan musibeti bir sabır dersi, günahları terk edip Allah’a yeniden dönüş yapma imkânı olarak görür.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nuri

6 Mayıs 2020 11:43

Allah razıolsun hocam

Musibetleri mü’mince okuma usûlü

22 Nisan 2020 15:55

Haberlerden kendimizi bir alabilsek! şeymanın acı günü tipi haberi/ ortaya çıktı haberleri/ gerçekleşti haberleri/ o ülke, ya da o adam haberleri/ o ülkede herkes bu olayı konuşuyor haberi/ o ülkede ormanlar cayır cayır yanıyor haberi/ şazibent tilbenin attığı tüvit sosyal medyayı salladı haberi...

Sütçü İmam

22 Nisan 2020 15:06

Engineer, virüs belki diğer ülkelerde olduğu gibi içimizdeki şaşırmışların tövbe etmesine, Dünya'nın diğer ülkelerinde olduğu gibi kulların hidayetle şereflenmelerine vesile olabilir. Şerden hayır çıkabilir Ayet-i Kerime mucebince.

engineer

22 Nisan 2020 14:14

övünün büyükler sevinin küçükler 23 nisan geldi, korona giderde bu ahlak ve maneviyatsızlık virüsü kalır.

engineer

22 Nisan 2020 14:14

yarınlarda Müslüman Türk Milleti bir İslam beldesinde değil de sanki bir hollanda bir almanya gibi batı ülkesinde gurbetçi durumunda olacak, almanyadaki bir müslüman Türk ile Türkiye deki bir Müslüman Türk eşit derecede gurbette olacak, hatta almanyadaki daha iyi durumda olacak dinini yaşama bakımından, bunu anlamak içi, Mübarek Ramazan geldi, etrafınıza bakarsanız oruç tutan varmı diye şaşıracaksınız , burası bir islam beldesi mi diye hayretle şaşıracaksınız, açık saçıklık gördükçe bari ramazanda bir çeki düzen verseler diyeceksiniz, ahlak ve maneviyattan eser kalmadığını üzüntü ve kederle göreceksiniz sonra burası neresi almanyamı hollandamı diyeceksiniz, mahyalar ve ezanlar ne yazıkki kurtaramayacak maneviyatimızı, geçmiş olsun doktor ne yersen ye diyor artık, yürke ferahlığı isterseniz kendinizi bir gayrimüslim beldede gurbette sayacaksınız ya da bilmemki nereye hicret edeceksiniz, bildiğiniz bir yer varsa bana da söyletin, tek çare gönlünde hicrete gidenler olmak olduğunu acı ve üzüntüyle söylüyorum.

orhan inan

22 Nisan 2020 13:27

ALLAH(CC) DOĞRULARI BİLEN VE ONA TABİİ OLANLARDAN EYLESİN .İSLAM OLMAK VE İMAN İLE HADİSELERE BAKABİLMEK NE GÜZEL?.BU DÜNYANIN IZDIRABINDAN ETKİLENMEMEK VE AHİRETE HAZIR OLABİLMEK NE BÜYÜK BİR KAZANÇ..ACZİYETİMİZE VE KUSURLARIMIZA RAĞMEN BİZLERİ MÜSLÜMAN OLARAK VAR EDEN VE YAŞATAN YÜCE ALLAH(CC)'A ŞÜKÜRLER OLSUN..ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.KALBİM YUMUŞADI,İMANIM ARTTI..

Osman buyrucu .

22 Nisan 2020 09:35

Doğruları dile getirenlerden allah razı olsun allah ferasetli idareci ve alimlerimizin sayısını artırsın dalâlette ısrar edenlerinde helâkini artırsın inşallah. Allaha emanet olun.

Sütçü İmam

22 Nisan 2020 06:38

99 suni depremiyle namaza başlamış, bir müddet sonra bırakmıştım. Babam ölünce yine başlamış, tekrar bırakmıştım. Oğlum hastalandı, iyileşsin diye namaz kıldım, maalesef üşengeçlik ve dünya işleri yine namazdan alıkoydu. Allah'a şükür 6 senedir aralıksız kılıyorum. Allah CC bir daha bıraktırtmasın ve benim gibi olanlara da fırsatlar ihsan eylesin ki, nasip eyliyor kardeşlerim. Namaz dinin direği ve kötülüklerden alıkoyar biliyorsunuz. İlk sual salat malumunuz. Uyku ve unutmak haricinde felç bile olsan ifa etmen gereken bir farzıayn! Allah' a (CC) emanet olunuz Muhterem Müslüman ve Mümin Kardeşlerim.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle