--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Musibetleri mü’mince okuma usûlü/2

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
11

Allah’ın arzında tecelli eden hadiseleri, başlarına gelen olayları, indirilmiş bir vahyin ayetleri gibi okumak, musibetleri mü’mince okuma usulünün bir gereğidir. Eğer yaşanan ve yaşanmakta olan hadiselere ve musibetlere böyle bakılırsa, Allah’ın muradına uygun hareket edilmiş olur. 

Ferdler, aileler ve cemiyetler, meydana gelen her hadisenin, başlarına gelen her musibetin içinde kendilerine indirilen ilâhi mesajların olduğunu bilmekle mükelleftirler. Mü’min insan eğer olup biten her şeye bu gözle bakar, faruk bir akılla ve Allah’ın nuruna sabitlenmiş bir basiretle okursa, o zaman Allah’ın insanoğluna hâlâ mesaj gönderdiğine taaccüple şahidlik edecektir. Hadiselerin, musibetlerin içinde bize indirilen ilâhî mesajlar, tıpkı Kur’ân’ın mesajları gibi muhteliftirler. Bazı musibetler mü’minler için necat olurken, aynı musibetler münkir ve müşrikler için de azap olmaktadır. 

Kur’ân-ı Kerim’de tekrar edilen şer’i kaidelerden birisi de, musibetler, belâlar, kulların günahları ve hataları sebebiyle Allah’ın izniyle isabet ederler. Rabbimiz buyuruyor: “Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendi nefsinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (165) 

Bu ayetteki “kendi nefsinizdendir” ibaresinin manası, kendi günahlarınızdandır demektir. Günahlarımız, musibetlere çıkarttığımız davetiyelerimizdir. Toplumsal günahlar, toplumsal musibetlerin davetçileridir. Toplu günahların toplu helaklere sebep olduğu nassı Kur’ân ile sabittir. Günahlarımız, bizim musibetlerimizdir. Allahû Teâla uyarıyor:

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. 

De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki kavimlerin/milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a şirk ortak koşan kimselerdi.” (Rum Sûresi/ 41-42)

Musibetlerden murad; insanoğlundan, aklını başına devşirmesi, ibretler alması ve Rabbine dönmesidir. İdeolojilerle dağıtılmış akıldan, haramlara bakmakla, işlenen haramları sessiz ve tepkisiz seyretmekle kirlenmiş olan gözlerden ibretli basiretler beklenemez. İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden, Allah yasalarını bırakıp küfür ve şirk anlayışlarının peşine düşmelerinden ötürü karada ve denizde Allah’ın yaratışını, Allah’ın fıtratını, Allah’ın fıtrî düzenini bozmaktadırlar. Allah’ın tevhid düzenini bozmaktadırlar. Yeryüzünde ekonomik bozukluğu yasallaştırmaları, hep ben kazanayım, hep ben yiyeyim, hep ben şişeyim, başkaları ne olursa olsun anlayışı yeryüzünün dengesini bozmuştur. Karada ve denizde zuhur eden fesadın ana sebebi, bizim kendi ellerimizle yapıp ettiklerimizdir. Bizden önceki kavimler hükümde ve hâkimiyette Allah’a ortaklar bulmaktan helake gittikleri gibi, bugün de hükümde ve hâkimiyette Allah’a ortaklar bulanlar, Allah’ın dinine, düzenine alternatif dinler, sistemler, düzenler dayatanlar da karada ve denizde fesad çıkararak insanlığı helake götürenlerdir.

Evet, insanların elleriyle işledikleri suçlar yüzünden denizde ve yeryüzünde fesat çıkmıştır. Fesat, ifsat yeryüzünde küfrü yaymak, küfrü hâkim kılmak, küfrü ve şirki yasallaştırmak demektir. Allah’ın yeryüzünde koyduğu kendisine kulluk düzenini değiştirip, ilga edip onun yerine başkalarına kulluk düzenini ikame etmek demektir. Fesat, bozgunculuk yeryüzünde Allah kullarının Allah’tan başkalarına kulluk etmesidir. Fesat, yeryüzünde Allah’ın kullarının kendi hür iradeleriyle kime kulluk edeceklerine, kimin kanunlarına itaat edeceklerine karar verme haklarının ellerinden alınmasıdır. Allah kullarını zorla kendi kanunlarına uyarak kendilerine kulluğa zorlamaktır. İşte fesat budur. Ve işte yeryüzünde düzen koyan Allah’ın vahyinden, Allah’ın düzeninden habersiz insanların topluma hâkim olması o toplumu fesada verecek ve insanlar arasında Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve merhamet esaslarına dayalı tüm insanlar arası ilişkileri param parça edecektir. Böyle insanların toplumumuza egemen olmaları sebebiyle şu anda ülkemiz bozulmuş, şehrimiz bozulmuş, köyümüz mahallemiz bozulmuş, yeryüzü bozulmuş, emânet ve güven duyguları ortadan kalkmış, kimse kimseye güvenemiyor, rahmete dayalı tüm ilişkiler kalkmış, kin ve nefret baş göstermiş, Müslüman Müslümanı aldatıyor, kardeş kardeşi ezmeye çalışıyor. Dünya ve ahiret hayatımızı hüsrana uğratan haram ve günah virüsleri kılcal damarlarımıza kadar sirayet etmiş bulunmaktadır. Allahû Teâla günahlarımızın bazısının azabını bu dünyada bize tattırarak kendisine, dinine, düzenine dönmemizi murad etmektedir. Musibetleri başkalarının üzerinden değil, kendi üzerimizden okumamız, musibetleri mü’mince okuma usulündendir. Şunu bilelim ki; her musibet bir ikaz faslıdır. Allah’a dönüş yapmak işin aslıdır. 

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Erkam

22 Nisan 2020 00:02

Hocamızın makalelerini daha sık görmek isteriz, selam ederiz, Rabbim sıhhatten ayırmasın...

Mustafa

15 Nisan 2020 22:28

25 Sadece aranızdaki zalimlerin başlarına gelmekle yetinmeyecek olan belâdan sakınınız. Biliniz ki, Allah'ın' azabı ağırdır.

Mustafa

15 Nisan 2020 22:27

105 - Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir

Mustafa

15 Nisan 2020 22:25

105. Ey iman edenler! (İyiliği emredip kötülüğü önlemede) kendiniz için üzerinize düşene bakın. Siz (bu görevi de îfâ ederek Allah’ın gösterdiği) doğru yolda olduğunuz zaman, artık sapanlar(ın günahı) size zarar vermez. Hepinizin dönüşü ancak Allah’adır. O size yaptıklarınızı haber verecektir. Hz. Ebû Bekir bir hutbesinde bu konu ile ilgili olarak; “Siz bu âyeti okuyor fakat yanlış tevil ediyorsunuz. Yani iyiliği emredip kötülüğü önleme görevini yapmadan, herkes yalnız kendisinden sorumlu, anlamı veriyorsunuz. Ben Allah Resûlü’nün şöyle dediğini işittim: ‘İnsanlar kötülüğü görüp de onu önlemeye çalışmaz (göz yumar)larsa Allah onlara azabı yaygınlaştırır/yaygın bir azap gönderir.” buyurmuştur. Kötü şeyleri önlememekte durum böyle olursa haram şeylere ve haram işlenen yerlere izin verilmesinin durum ve sonucundan çok korkmak lazımdır.2 Mâide Sûresi / 105.Ayet 25. (Ey inananlar!) Bir de öyle bir fitneden (günahlardan) sakının (ve sakındırın) ki o(nun cezası) sadece zulmedenlere isabet etmekle kalmaz (bütün toplumu perişan eder). Biliniz ki Allah elbette cezası çok şiddetli olandır. Görüldüğü gibi âyet-i kerîmede bir toplumda zulüm, şirk ve günahların işlenmesi ve bunlara karşı iyiliği emir ve kötülüğü nehiy görevinin yapılmamasından dolayı o beldede cezanın umûma geleceği bildirilmektedir. Enfâl Sûresi / 25.Ayet

Hanefi NAZLI

15 Nisan 2020 14:07

InsAllah sayin hocam bu musibetler ümmetin uyanmasina sebep olur.Serden hayir murat edilmiş olur.Allahin selami iyilerin uzerine olsun.

engineer

15 Nisan 2020 12:19

Suriyede ciğeri yana anaların feryadı arşı kürsü titretiyor, bir koyup üç alanlar şimid koronadan dolayı üçten birini alıyor, şimdi korona Suriyeli anaların ciğerlerini yakanların analarının ciğerini kasıp kavuruyor, biz diyelim "Elhamdülillahi ala külli hal" görelim Mevlam neyler neylerse güzel eyler.

N. Yeşil

15 Nisan 2020 12:11

Kronik ve salgın hastalıkların oldukları bir dünyada din ve güya bilim iptal olmuşturlardır, hiçbir işe yaramazlar. Her şeydan önce mutlak tıp bilgisini öğrenmek lazım. Tabii ki onu bilen bir ehil varsa. Bir hastalığın esas sebebini bilip onu uzaklaştırmadıkca veya ondan ebediyen uzak durmadıkça hastalık kabre kadar devam eder. Bu esnada ona karşı yapılan tüm masraf ve gayretler boş ve zarardır. Hastalık ölümün kardeşidir. Hadiste: " Hekim odur ki onun vasıtasıyla hasta mutlak sıhhat bulur." geçer. Bir başka değişle hastanın kendisi vasıtasıyla sıhhat bulamadığı hekim ( ! ) şarlatandır. Bugün çoğu kimseye malum ki ilmiyle müzmin hastalıkları bertaraf edebilecek dünyada tek hekim yoktur. Fakat tıp hakkında gevezelik yapan çok şarlatan vardır. İşin yoksa devlet olarak milletin vergisiyle asalak hekim ( ! ) besle. Millete en büyük zülum budur. Hastalıkları iyileştirebilen hekim varsa tenkit haricindedir.

Halil

15 Nisan 2020 11:10

meseleye arif olun.ey ehli tarık..tarikatların hükmü kalmamıştır.yetkiler alındı musluklar kapatıldı.yüzünüzü Rabbinize çevirin.

hüseyin

15 Nisan 2020 08:35

"Türkiye, Kızılay aracılığıyla Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetime, maske ve gıda kolilerinden oluşan yardım malzemesi gönderdi. Sonra ne oldu biliyor musunuz;PKK’nın lider kadrosundan bir terörist, ajanslara demeç vererek, Barzani yönetimine, tıbbi malzeme yardımları için teşekkür etti.Yani bizim yardımların bir bölümü Kandil’e gitmiş.Sağlık ordumuzun neferleri maske bulamazken, dolaylı olarak pkk’lılara maske mi gönderiyorsunuz? Bunu hiç mi hesap edemiyorsunuz?İYİ Parti’ye dil uzatmanın nasılsa bedeli yok. Buradan gelip ahkam kesmek kolay, hadsizce adımızı teröristlerle birlikte anmak kolay.. Ortağınıza sorsanıza; “Siz o maskelerin pkk’ya gideceğini hiç mi düşünmediniz?” desenize..Kızılay’ın kendisi ortada yok, maskeleri Kandil’de çıkıyor. Bu ayıp da size yeter. Bu millet de bunu unutmaz. O yüzden, bari utanın da, susup oturun."

Mustafa

15 Nisan 2020 06:36

Mü'mince dua.usulu .....İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. (FUSSİLET suresi 51. ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.” (FURKÂN suresi 77. ayet) Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun! (ŞUARA suresi 213. ayet) Onlar, yataklarından kalkarlar, korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de hayır için harcarlar. (SECDE suresi 16. ayet) Rabbiniz şöyle buyurdu: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” (MÜ'MİN suresi 60. ayet) Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır. (ŞÛRÂ suresi 26. ayet) ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ (NÛH suresi 11. ayet) Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. (HADÎD suresi 21. 2/152 - O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin. 153 - Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir. 186 - Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler. 201 - Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır. 7/205 - Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle