• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Mazlumlara umut olmak

21 Haziran 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Bil ki; Hak, savunulmayı bizzat ‘hak’ oluşundan alır. Bu nedenledir ki, insanlığın hidayet önderleri olan tüm peygamberlerin ve onların takipçilerinin görevi,  “hakkı tutup kaldırmak” ve “mazlumları sevindirmek” olmuştur. Allah’ın arzında ehl-i imanın değişmez görevlerinden birisi de, insanlıkta eşi, dinde kardeşi olan mazlumu savunmaktır. Dinde zalimler karşısında mazlumları savunmak bir vecibedir. Mazlumu savunmayı “salatı ikame etme”nin bir parçası olarak görmüyorsanız, “Veyl olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazın farkında değiller/ciddiye almazlar” (Mâun Sûresi/ 4-5) ilahi azarının muhatabı olmaktan kurtulamazsınız. Mazlumlardan yana olmayanlar, zalimlerden sayılırlar.

Mehmet Akif’in dediği gibi; 

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, 

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim, 

Adam, aldırma da geç git, diyemem aldırırım. 

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!” 

“Hakkı tutup kaldırmak”; her kişinin değil, ‘er kişi’nin işidir. “Hakkın hatırını her hatırın üstünde tutmak” şiarınız değilse, “Hakkı tutup kaldırmak” gibi derdiniz olmaz.

Mazlumlara umut olmak, hayrın önünü açan anahtar olmaktır. “İnsanlardan öyleleri var ki, hayrın önünü açan anahtarlar gibidir ve şerre mani olan sürgüler gibidir. Kimisi de şerrin anahtarı ve hayrın sürgüsü gibidir.” Mehmet Âkif Ersoy diyor ki:

“Hâlikin nâ-mütenâhî adı var en başı Hak

Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak”

Yalanın teşvikçilerinden, talanın seyircilerinden, lâ dinîlerin bekçilerinden mazluma umut olmak beklenemez. Onlar zalimlerin yeminli muinleridir. Günümüzde gelirlerin âdil dağıtılmadığı, “yüz kişinin bir lokmaya; bir kişinin yüz lokmaya ulaştığı” bir dünya düzeninde mazlumlara umut olmak bir zaruret haline gelmiştir. Rabbimiz, bizden en yakınlarımız aleyhinde bile olsa adâleti ayakta tutmamızı, doğrulukla hükmetmemizi ve yalan şâhitlikte bulunmamamızı istiyor:

“Ey îman edenler! Adâleti tam yerine getirerek Allah için şâhitlik edenlerden olun. Kendinizin, ana-babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (şâhitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adâletten sapmayın, (şâhitliği) eğer, büker, (doğru şâhitlik yapmaz) yahut şâhitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (en-Nisâ, 135)

Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmak; Hak ve hukuk, hüküm ve hükümet kitabı olan Kur’ân’a iman etmiş olmanın alâmetidir. Biz haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı çıkmakla emrolunduk. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa, adalet bunu gerektirir. Hakkı söylemenin kazası olmaz. Haksızlık karşısında susanın İslâm ümmetinin asalet defterinde yeri olmaz. Zulüm, hak sahibine hakkının verilmemesidir. Hükümlerin en güzeli Allah’tan gelen hükümdür. Bir insanı layık olmadığı yere koymak zulümdür. Allah’ın indirdiği hükümlerle idare olunmamak ise her gün ölümdür. Mü’min, her türlü durumda, hatta kendi aleyhine bile olsa, zalimin karşısında ve mazlumun yanındadır. Zulme göz yuman, zalimin hasmı olmak yerine dostu olmayı tercih eden; zulmün yakıcı ateşine kendisini teslim etmiş demektir. Bu ateş, hem dünyada, hem de âhirette yakar. Doğruluk, adâlet ve zulme mâni olmak, her ne kadar zor ve bir bedel ödemeyi gerektirse de, Hazret-i İbrahim’in ateş içindeki gül bahçesi misali, insanı serinletir. 

Hakkın hatırı âli olsun diye çalışmayanlar, âdilerin hükümranlığını alkışlamak mecburiyetinde kalırlar. Kişinin yıkılışı mukadderdir haramdan meydana gelmişse aşı. Tarihe bakın mazlumun ahı tahtından indirmiş Şahı!

Mezhepleri, meşrepleri, ırkları, coğrafyaları farklı da olsa Müslümanların müşterek meslekleri; “Hakkı tutup kaldırmak”tır. Mazluma sahip çıkana Yaradan yardır. Sanmayın zalimin yaptığı yanına kârdır. Zulmün ve zalimin de bir tükeniş vakti vardır. Mazlumu bırakıp zalim ile beraber olana dünya dardır.

Haklı olmak, hiç kimseye haksızlık etme hakkı vermez. Bunun aksini iddia eden Hakka ve hukuka ihanet etmekten çekinmez. Allah’ın âyetlerini küçük menfaatler karşılığı dönüştürüp yeryüzünü fesada veren kişilerin yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışan ilim adamları da mazlumların düşmanlarından sayılırlar.

Mazlumlara umut olmak; iyiliklerin önünü açıp kötülüklerin kapısını kapatmaktır, zalimlerin zulmüne mâni olmak, zalimleri hukuka tahkim ettirip Hakk‘a döndürmektır. Zulmü kendisine haram kılan, aynı şekilde insanlar arasında da haram kıldığını bildiren Allah Teâlâ modern dünyanın zalimlerine de hak ettikleri akıbeti yaşatmak üzere onları gözetim altında tutmaktadır. Mazlumlara umut olanlara Allahû Teâla bir inkılap va’dediyor: “Zulmedenler, yakında nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!” (Şu’arâ Sûresi/227)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmak rumuzlu ahmak

Gençler senin gibi bozuk ve iş beğenmiyorlar,ailelerine senin gibi yük olmuşlar,yeme,içme,sıçmadan başka bir şey bilmezler,hayvani güdülerinin kurbanı olmuşlar.

adil

HOCAM ALLAH SANA HAYIR KAPILARINI SONUNA KADAR AÇSIN EVET YAZILARINI OKUYUNCA BİR AZİMLEŞİYORUM Kİİİİİİİİİ EVET HELE BİZ MÜSLÜMANLARIN BU KADAR DÖNME DOLAP OLMALARINI BİR TÜRLÜ KABUL EDEMİYORUM
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23