• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Bayram İslâm ümmetinin sevgi hazinesidir

28 Haziran 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Kurban, Rabbimize kurbiyyet vesilesidir. İslâm’da bütün makamlar ve unvanlar, bir tek makama, bir tek unvana kurban etmek içindir. O makam, o unvan da Allah’a kulluk makamı ve unvanıdır. Makamınızı, unvanınızı, diplomanızı, doktoranızı Allah’a kulluk etmekten üstün tutuyorsanız, Allah’a kulluğa kurban etmiyorsanız, kurban bayramını kutlamaya hakkınız yoktur.

Allah için verilerek paylaşılan her şey, katlanarak sahibine geri verilecektir. Mü’min insanı Allah’a yaklaştıran ve O’nun rızasını kazanmaya vesile olan büyük olsun küçük olsun her amel, kurban gibi bir ibadettir. Kurban; paylaşma ve dayanışmadır. Peygamber (sav), kurban kesme yeterliğine sahip olup da bu ibadeti yerine getirmeyenleri “İmkân bulup da kurban kesmeyen kimse musallamıza yaklaşmasın” (Sünen-i İbn Mâce, Edâhî, 2; Ahmed b. Hanbel, el- Müsned,  II, 321) ifadesiyle sakındırmış ve kınamıştır.

Kurban Bayramı; bize Hz. İbrahim (as)’ı, eşi Hacer annemizi ve oğlu İsmail (as)’ı hatırlatır. Hatırlatılan Hz. İbrahim (as)’in sadakati, Hacer annemizin tevekkülü, Hz. İsmail (as)’in de teslimiyetidir. Anne ve babalar olarak İbrahim ve Hacer olmazsak, evladlarımız İsmail olmaz. Hayatımızı dâhili ve harici putlardan temizlemesek, ismimizin İbrahim olması, kestiğimiz kurbanın fiyatı yüksek bir sığır, dana, koç, deve olması bizi kurtarmaz. İbrahim, Hacer, İsmail olunmadan çağın zorbaları yakamızı bırakmaz. Dolaysıyla gönlümüzü, günümüzü ve gündemimizi putlardan ve putperstlerden temizlemek bizim için çok mühim. Çünkü bizim ceddimiz put kıran İbrahim!

Bayram; komşuları, akrabaları, dostları, yakın olsun uzak olsun kardeşleri birbirine bağlayan ve ruhları sevgiyle kaynaştıran bir ibadettir. Hafız İbn Hacer (rh. a) der ki: “Bayramlarda sevinç göstermek dinin şiarlarındandır.” (Fethul Bârî 2/443) Bayram, İslâm ümmetinin tükenmez sevgi hazinesidir. Fıtratı bozulmamış herkes bu sevgi hazinesinden nasibini alabilir.

Kurban, İsmail’in bedeli olduğu için, İslâm geleneğinde bunun nakit olarak bedeli kabul görmemiştir. Sanki kurban bu manada İsmail’in bedelini temsil eden bir fidyenin, İsmail’in Rabbine sunulmasıdır. Kurbanı kurban yapan, Rabbe yaklaşma vesilesi yapan şey, işte temsil ettiği bu bedeldir. Yeri ve zamanı geldiğinde O’nun yoluna İsmaillerin feda edilebileceğinin sembolik olarak gösterilmesi çabasıdır. Ne koçun kanıdır ne de etidir Allah’a sunulan. Asıl olan bu inancı, bu bilinci, bu samimiyet ve sadakati izhar etmektir. İbrahimî iman ve kararlılığı gösterecekler için hedef, O’nun uğruna kurban kestiğini, malını feda ettiğini ispatlamaktır. Putları adına kurbanlar kesenlerin şirkine karşılık, İslâm’da ‘sadece Allah adına ve O’nun adıyla O’na gönderilen’ bir tevhid sembolüdür kurban. Kurban, Yüce Yaratıcı’ya yakınlaşmaktır; kurbanlarımız, “kurb” anlarımızdır, yani O’na en yakın olma zamanlarımızdır. Kurban, mukarrebûndan olma çabasıdır, yani takvaya erişme arzusu içinde Yüce Yaratıcı’ya yaklaşanlar arasına girebilme gayretidir. Kurban, takvaya; takva da Allah’a ulaştırır. Nitekim Yüce Rabbimiz hac kurbanlarından söz ederken kurbanların, aslında Allah’ı yüceltme ve O’na şükretme vesilesi olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurur:

“(O kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat O’na sizin takvanız ulaşacaktır.” (Hac Sûresi/36–7)

Kurban Bayramında sadece kurban kesilmez. Murad-i ilâhî doğrultusunda eda edilen hac ibadetinin zafer sevinci de paylaşılır. Bilindiği gibi, hac; insanın iç dünyasına, kalbine yaptığı bir yolculuktur. Bu açıdan değerlendirdiğimizde evden çıktığımız andan ülkemize döneceğimiz ana kadar yaptığımız ibadetin kalbi bir boyutu vardır. Buna göre ihramın, mikatın, telbiyenin, tavafın, sa’yin, makam-ı İbrahim’in, Arafat’ın, Vakfe’nin, Müzdelife’nin, Mina’nın, Cemeratın, şeytan taşlamanın ayrı bir manası ve kalple ilgili bir durumu mevcuttur. Her birisinin bize kendimizi hatırlatan, bizi kendi iç dünyamıza, kalbimize götüren bir yönü vardır. Çünkü kalb inkılâbın merkezidir. İslâm’da inkılâb önce kalbte gerçekleşir. Kalbte putları iktidardan düşürmeden inkılâb gerçekleşmez. 

Bayram fıtrata geri avdet etmektir. İhram bir kefen, Mikat bir dünya değiştirme yeri, Arafat bir mahşer, hac yeniden dirilişin, mahşerin provası… Hac’ta servet, makam, rütbe vb. her şey, renksiz, dikişsiz, rozetsiz ihramın rengi içinde erir, Hac insanı dünyevî bütün güç ve imkânlardan soyutlar. Sembolik olarak kefeninizi giyiyor, Allah’ın huzuruna gidiyor, oradan mahşere çıkıyor, mahşerde bir sorgulamadan geçiyoruz. Sonra tekrar Allah’ın evine gidiyor, oradan da Resûl-i Ekrem’in (sav)’in ifadesiyle annemizden doğmuş gibi arınmış, temizlenmiş ve şuurlanmış olarak yeniden hayata dönüyoruz. Bayram; bir anlamda Haccı eda ederek, kurban keserek sevgiyle yeniden hayata dönmektir. Bayram; Rasûllerin fehmiyle, enbiyanın hıfzıyla, melâiketü’l mukarrebinin ilhamıyla hayatı sevgi ve saygıyla donamaktır. Bayram gibi bir sevgi hazinesi, İslâm ümmetinden başka hiçbir millette yoktur. Bayramın kıymetini bilelim ve bu kıymeti hayatımıza taşıyalım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Merhaba

Allah razı olsun hocam hayırlı bayramlar
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23