Küresel politika mühendislerinin taşeronluğu
Müslüman olarak kendi meşreplerinin meşruluğunu ispatlamak için bütün Müslümanları gayr-i meşru ilan edenlerin meşru her hangi yanları ve yönleri kalmamış demektir.
Allah’ın dinine paralel bir din oluşturmak, Allah’ın dinine tutunmuş Müslümanları paramparça etmektir. İtikadda tevhid ne anlama geliyorsa, toplumsal hayatta Müslümanların vahdeti o anlama gelmektedir. Müslümanların imanlarındaki Tevhid, hayatlarındaki Vahdet üzerinde oyunlar oynamak, ateşle oynamaktır.
“İslâmî hayatı sınırlamak ve sıfırlamak” hedefini gerçekleştirmek için organize olmuş Küresel Politika Mühendislerini razı etmek hesabına Müslümanları siyasetsiz kılmaya çalışanlar, dine ve ehl-i dine ihanet edenlerdir. Çünkü Siyaset-i Şer’iyye’den teberri edenler, İslâm’dan ve Müslümanlardan beri olanlardır. Onların Allah’ın diniyle idare olunma gibi bir dertleri yoktur. Küfürle idare olunmaya rıza göstermiş, sessiz, tepkisiz omurgasızlardan Müslüman idareciyi bulma ve tutma hassasiyetini beklemek, abesle iştigal etmektir. Algıları, Küresel Politika Mühendislerinin algısının oyuncağı olmuş kimseler, İslâm ümmetine İslâm dininin dışında onun yerine ve önüne geçecek olan yeni nevzuhur bir “Sivil Din” kazandırmaya çalışanlardır.
Müslümanların İslâm Dini dışında yeni bir “Sivil Din” edinmelerine engel olanlar, yanlış makamlarda bulunsalar bile toplumu Allah’ın inzal ettiği din ile sevkü idare etmek hesabına çalışan Müslümanlar için birer kazanım sayılırlar. Onların da yanlış makamlardan inip İslâmî harekete katılacakları günler gelecektir. Buna inancımız tamdır. Çünkü İslâmî hareketin mücadelesi, fıtratın mücadelesidir. Fıtrata dönmekten başka çare de yoktur.
Memleketin idaresini münkir ve müşriklere terk etme anlamına gelen Müslümanları siyasetsiz kılma girişimleri, Küresel Politika Mühendislerinin Taşeronluğunu yapmaktır. Her kim fikriyle, kurum ve kuruluşlarıyla dünya firavunlarının işini kolaylaştırıyorsa, o küresel politika mühendisliğinin taşeronluğunu yapıyor demektir.
İslâm toprakları üzerinde emelleri olan küresel zalimlerin işlerini kolaylaştırmak için ülkelerini ateşe vermekten çekinmeyenler, ülkelerinin iktidarını canilere ve mucrimlere teslim etmeyi ibadet tellaki edenler, küresel politika mühendislerine hizmet edenlerdir.
İslâm topraklarında Kur’ân tilavetinin karşısına muhtelif coğrafyaların türkü ve şarkılarıyla çıkarak Müslüman halkın imanıyla, hayâsıyla oynamayı adet haline getirmiş olanlar, “Küresel Politika Mühendislerinin Taşeronluğu”nu yapanlardır.
Küresel Politika Mühendislerinin Taşeronları; kendi aralarındaki “Sömürüden Pay Alma Kavgası”nı İslâm ümmetinin kavgası haline getirenlerdir
Toplumun mücrimlerini, canilerini toplumun muktedirleri kılmak, mücrimlerin, canilerin cinayetlerine ortak olmaktır. Rabbimiz buyuruyor:
“Böylece her memlekette büyükleri/ileri gelenleri, oranın mücrimleri/suçluları yaptık ki, orada hile çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil, kendilerine yapıyorlar da farkına varamıyorlar. “ (En’am Sûresi/ 123)
Bir memleketin canilerinin, mücrimlerinin öncü konumuna geçirilmeleri, sosyal ve siyasal alanda iktidar ve muktedir kılınmaları, o memleketin toplumsal azaba açık hale getirilmesi demektir. Canilerin, mücrimlerin desteklenmesi, etkili ve yetkili kılınması, toplumsal azaba davetiye çıkartılmasıdır.
Müslümanın Müslümanla boğuşmasını temaşa etmek, Küresel Politika Mühendisleri için zafer cümlesinden sayılır. Tüketim aşkıyla kalplerindeki merhameti tüketenler, kendilerini meşru dairede hareket etmeye davet edenlere karşı “Zer-u zor-u tezvir (para, dayatma ve yalanla aldatma)” silahlarına sarılmayı ibadetten sayanlar da Küresel Politika Mühendislerinin sermayelerinden sayılırlar . Müslüman olsalar dahi Ahlâkî değerler ve Hukukî kural/kaideler eşliğinde siyaset yapmayanlar, ıslah yerine ifsad ederler. Bakınız Fıkıh kitaplarımızda “Edebü’l Kadî” bölümleri vardır. Kadı, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmeden kimsedir. Allah’ın şeriatı ile hükmetmek dahi edebsiz ve adabsız olmaz. Dolayısıyla Allah’ın şeriatıyla mukayyed olmayanlar, Müslümanlara siyaset edemezler.
Küresel Politika Mühendislerinin İslâm coğrafyasında “İslâm’a karşı İslâm” projesine işlerlik kazandıranlar, münkir ve müşriklerle, harbi ve mürtedlerle mücadele etmek yerine Müslümanlarla mücadele etmeyi ibadet sayanlardır. Müslümanların dışında Yahudisiyle, Hıristiyanıyla, dinsizi ve donsuzuyla uzlaşan ve anlaşanlar, bihakkın Küresel Politika Mühendislerinin taşeronluğunu yapanlardır.
Küresel Politika Mühendisleri aramızda dolaşan taşeronları vasıtasıyla İslâm’a ve İslâm’ın mukaddes değerlerine saldırılarak tahrik hareketleri yürüterek Müslüman grupların, meşreplerin marjinalleşmesini sağlıyorlar. Öbür tarafta “ılımlı İslâm” bir antitez gibi sunulup yutturulmaya çalışılıyor. “Cihadsız İslâm” ve “Fıkıhsız Müslüman” bu projenin fidanları… Küresel Politika Mühendisleri Müslümanlar arasındaki mezhep farklılığı üzerinden uzatıyorlar ellerini. Suret-i haktan görünerek, güya biz Müslümanlara şeriat dersi vermeye çalışıyorlar. İslâmi kavramları eğip büküyor, Sahabe Efendilerimize dil uzatmayı, fıkhi bir tercih (!) gibi sunmaya çalışıyorlar. Bunlar da Küresel Politika Mühendislerinin taşeronlarıdır. Bunların Müslümanlara kabul ettirmek istedikleri şey şudur: İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlık denilen üç dinin mensupları el ele vererek, “Sırat”ı geçme ve Cennete girme provalarıyla, Kur’ânsız, Hadîs’siz, Hz. Muhammed (sav)’siz, Sünnet-i seniyye’siz bir dînin, bir anlayışın hayallerini hayata geçirmektir. İşte bunun için çalışanlar, Küresel Politika Mühendislerine hizmet edenlerdir.







