--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İyi insanlara çıksın gittiğin bütün yollar

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
10

İslâm, bir iyilikler ve iyiler dünyasıdır. İslâm’ı din edinenlerin müşterek hedefleri, dünyaya iyi insanlar armağan etmektir. Çünkü iyi bir dünya iyi insanlarla kurulur. 

İslâm iyiliklerin yekûn ifadesidir. Aklını imanın nurlarıyla aydınlatan insan, istikbalin efendisidir. Çünkü İslâm’ın maksadı; insanın ta kendisidir.

Hayırla anılmak için, hayırlı işler yapmak gerekir. İyilere ulaşmak için iyi yolda ilerlemek gerekir. Çünkü iyiler hep iyilik yolunda olurlar.

“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” (Âl-i İmran Sûresi/ 193)

Ehl-i iman olanlar; hayatta kötülüklerini durdurmaya güçleri yetmediği kimselere o esnada beddua etmek yerine kendilerini Allah’a havale ederler, Allah’a emanet ettiklerine de dua ederler. İnsanlar tıpkı zaman gibidirler. Bu dünyadan sadece gelip geçerler ve bir daha asla geri gelmezler. Kimini umursamaz unutursun, kimini da asla unutmazsın. Zalim ölse de zulümleri unutulmaz. Zulüm ile payidar olmaya kalkışan sadece ütopyaya sevdalanmış birkaç utanmaz.

Biz Müslümanlar emri dağdan değil, almışız Hak’tan. Korkumuz yok Hakk’a başkaldırmış halktan!

Dağ dağa kavuştu, insan insana yine hasret. Sevginin olmadığı yerde çoktan başlamış zelzele. Hazan vakti geldi mi, dönüşür her şey acı bir gazele. Sevgiyi kaybedenin Ahu zar içinde geçer her anı. Sevmenin, sevdirmenin, sevindirmenin olmadığı yerde susturulamaz bir gülün bağında yükselen bülbül figanı. Bülbül güle hasret solan güllerde. İnsanlığa hayır gelmez hain ellerde. 

Allah’a karşı ilahlık iddiasında bulunanlar cirit atıyorlar cihanda. Nasıl mutlu son bulursun kibir gurur, kin ve nefret miras kalmış arkanda?

Müslüman cebindekine değil, kalbindeki imana baksa. Kendini Müslümanlardan saymasın uğruna savaştığı değerleri yoksa!

Rahatınız bozulmasın diye, İslâm’ın size armağan ettiği hangi doğrudan, hangi değerden vazgeçtiyseniz; işte o fiyata satıldınız demektir. Dava insanı denizin olmadığı yerde umut adına martı olmalı, tufanın kopmasının mukadder olduğu tuğyan toğrağında Nuh’un gemisindeki yerini bulmalı! 

Hased ateşiyle salih amellerini yakma. Dua edenlerin varsa beddua eden hainlerden korkma. “Ayağın taşa takıldığında “Allah kahretsin” bile deme, dua et ki; taşa takılan bir ayağın var.” Din kardeşine beddua eden Müslümandan razı olur ağyar. Onun üstüne yıkılacak dayandığı duvar.  

Zirveler zırvalarla yıkılmaz. Şefkat anaları, rahmet adamları “Gittiğin bütün yollar iyi insanlara çıksın” diye sana dua etmişlerse, sakın hainlerin tuzaklarına aldırma. Mü’min-i mert ol namerdi bile kandırma. Kaçınmayı bileceksin kullara kulluk eden kuldan. Elini geri çekmeyeceksin elini sana uzatan yoksuldan.

Sevilen sevenin kıymetini bilseydi; dünya cennet olurdu. Dahası kin ile nefret denizi donar dururdu. Dünya denilen imtihan meydanında kimini gurbet, kimini de hasret bitirdi. Aramalar yanlış adreste yapılıyor insanlığa mutluluk kanununu bir tek İslâm getirdi.

İnsanın acısı insanda çıkıyor. Hatır gönül bilmeyen hanelerle birlikte gönül de yakıyor. Umutsuz olmaya gerek yok. Bugün güneş battıysa yarın güneş doğacak. İyilikler er veya geç kötülükleri boğacak!

Anaların bereket dualarını hiçe saydığımız günden bu yana karanlık gecelerimiz nurlu sabahlarımızı çaldı. Mutluluk ümidimiz hep vuslata kaldı. Dua eden ve dua alanlardansan sakın sarma dikenlere gönül sancını. İmanın imkânındır asla indirme başından ümit tacını. 

Kötülerin kafilesine ulaşmak için yola çıkan başkasını değil, kendini yakar. Yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar. İyilikleri kuşanarak yola çıkan iyilere doğru sel olup akar. İyilik kalbte nur, hayatta huzurdur. İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincir. İyilikten feragat edene ahirette bulunmaz ecir. Kalpleri imansız, dilleri duasız, minareleri ezansız memleketin ölümü tamamdır. Silahımız dua, zırhımız imandır. Dostumuz alnı secdeye gelen her Müslümandır.

İyilikler dünyası pahalı mülktür, kötü insanlarla bulunmaz. Bu dünyada iyiliklerle iktidar ve muktedir olup iyilerle birlikte ötelere doğru yürüyen insanların sayıları az. “Bir ömür boyu haram olacaksa aşım; şimdiden haramzadelerin düzeni ortadan kalksın diye feda olsun benim başım” demiyorsan nasıl yolun iyi insanlara çıksın. Yolu iyi insanlara çıkanlar, iyi yoldan çıkmayanlardır. İyi yol; Allah’ın yoludur, mü’minlerin yoludur. İyi insanların yolu ahirette cennete varır, iyi insanlar cennette durur. Esasen iyi insanlar nereye giderlerse orası cennet olur. Çünkü tarihin şehadetiyle sabittir ki; iyi insanlar bulundukları yere anlam katarlar. Kötülükleri kökünden söküp atarlar. 

 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Faik Alrıntaş

5 Aralık 2019 00:49

Ruhumu okşayan, kalbimi coşturan bir yazı oldu. Böyle yazılara hasret kaldık. Allah kaleminize güç kuvvet versin, Allah sayılarınızı çoğaltsın.

Celâl Çeyim

4 Aralık 2019 23:31

Ah hocam Ah. İyi insan derdindesiniz. Derdinizi anlayan kim ki? Allah müslümanlara basiret versin....Dualarımız sizinle....

Hakan

4 Aralık 2019 23:27

Anayasaya bağlılık türk vatandaşlığı için yeterli müslüman olma şartı yok inanırsın ama dayatma yapamazsın bu ülke laiktir

Şairsever

4 Aralık 2019 20:04

Helal olsun sana hocam! Bir nazımı seviyorum bir de senin bu yazılarını! O kafiyeler, uyaklar! Vallahi harika.....

Hakan

4 Aralık 2019 15:44

Iyi insan mı kaldı ortalıka be! Eskiden varsa bile inanamıyoruz, çünkü iyi diye güvendiklerimiz çürük çıktılar. Vardır elbette köşede bucakta, gariptir o da!

Bir fani

4 Aralık 2019 11:05

Cok guzel bir yazi elinize saglik

Mustafa

4 Aralık 2019 08:35

Fâtır süresi. 15,16,17. “Ey İnsanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız, Allah ise müstağnîdir, övülmeğe lâyık olandır. Dilerse sizi yok eder, yeniden başkalarını yaratır. Bu, Allah’a göre zor değildir........ . Sizi başkalarının neslinden getirdiği gibi, sizin neslinizden de başkalarını getirir. Unutmayın ki bu hayatı siz kendiniz bulmadınız. Kendi isteğinizle bu dünyaya gelmediniz. Hayatınız elinizde olmadığı gibi, ölümünüz de elinizde değildir. Önceki âyetlerin ifadesiyle bir fert, bir toplum hakkında Allah’tan bir helâk hükmü gerçekleşirse artık onu durduracak yoktur. Kendisine hamd etmeyen, kendisinin istediği bir hayata yanaşmayan sizleri giderir de, sizin yerinize hamdeden kullar getirir. Yahut hepinizi dünyadan siler süpürür de sizden farklı, yepyeni varlıklar yaratır. Bu Allah’a hiç de zor gelmez. O bir şeye “ol” dedi mi, oluverir. Yâni bu Allah için çok da önemli bir şey değildir. Yâni, sakın ha bu hayatı kendinize

Mustafa

4 Aralık 2019 08:24

14-15. Onlarla harbedin ki Allah, sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil (ve perişan) etsin, onlara karşı size zafer versin, mü’minler toplumunun gönüllerine de şifa (ferahlık) versin ve kalplerinin öfkesini gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Tevbe (Berâe) Sûresi / 14-15.Ayet

Mustafa

4 Aralık 2019 08:23

16. (Ey mü’minler!) Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah’tan, Resûlü’nden ve mü’minlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri Allah ortaya çıkarmadıkça (kendi halinize) bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptığınız şeylerden tümüyle haberdardır.1 Hz. Peygamber’in amcası Abbas, Bedir gazvesinde esir düştüğünde şöyle demişti: “Eğer siz, İslâm, hicret ve cihad ile bizleri geçmişseniz, biz de Mescid-i Haram’ı tamir etmekte, hacılara su vermekte ve esirleri kurtarmaktayız.” Bunun üzerine aşağıdaki âyetler indi. Tevbe (Berâe) Sûresi / 16.Ayet

Mustafa

4 Aralık 2019 08:23

2. İnsanlar (dünyada Allah’a ibadet ve itaat etmeden, çeşitli çile ve güçlüklerle, bazen de verilen bol mal ve refah ile) imtihan edilmeden (sadece) “inandık” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?3 Kul için ilk derece, onun müslüman olmasıdır. Çünkü bunun altında küfür dereceleri bulunur. Bir kimse İslâm’a girmekle güzel bir başlangıç yapmıştır; artık pay almaya başlar. Bir kısmı gayret eder, imanı kalbine işler ve hareketlerine yansır. Allah’a kulluk görevlerini tam olarak yerine getirir, infak ve cihad ederek cennette yüksek dereceler kazanır. Bir kısmı da küfre girmez, ama görevlerini yerine getirmeyerek, nefsine düşkün olarak günahkârlar ve âsîler derecesine düşer.4 Ankebût Sûresi / 2.Ayet

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle