İsrail devlet değil şer şebekesidir
İsrail dünyadaki terörist Yahudilerin toplandığı, kümelendiği katliamlar kalesidir. Bu kaleye sığınanlar kanlı katillerden sayılırlar. Elbetteki harbi olmayan Yahudiler de vardır. Onlar da Müslümanların adaletinden istifade ederler.
Siyonizm, insanlığa düşman ideolojinin adıdır. Siyonizm var oldukça, Siyonistler idareci mevkiinde bulundukça ne insanlığa ve ne de İslâm topraklarına sulhu selamet gelmez. Siyonizm’in bütün versiyonlarıyla birlikte Müslümanların eliyle tarihin çöplüğüne atılması, cihan sulhunu gerçekleştirmenin vazgeçilmezlerindendir.
İsrail’i devlet olarak tanımak; İslâm’a hakaret, ümmete ihanettir. Siyonist rejimin varlığını tanımak Filistin’i satmak, şehidlerin kanına, ümmetin umuduna, direnişin değerlerine ihanet demektir.
İsrail’i işgalci, talancı ve tamamen ortadan kaldırılması gereken bir terör karakolu olduğunu kabul etmek, ümmetin istikbal ve izzeti ile ahid, şehidlerin yoluna ve kanına sadakattir.
İslâm ümmeti olarak Filistin, Mescid-i Aksa toprağımız, davamız, manamız. Orada İsrail’i devlet olarak tanıyanlar bizim ebedi düşmanımız!
İsrail; İslâm topraklarında kanlı katliamların dikilitaşı. Nerde bir kötülük işleniyorsa orada o kötülüğün başı!
İsrail, İslâm coğrafyasının kalbine saplanmış hançer oldu dinmiyor sancı. İsrail’i ortadan kaldırmaktan başka yoktur bu sancının ilacı!
Mescid-i Aksa’nın etrafını mübarek kılan Allahû Teâla’dır. Allahû Teâla’nın lanetine uğramış terörist Yahudiler bu mübarek toprakların üzerinde asla ve kat’a devlet olmayacaklardır. Rabbimiz Mescid-i Aksa’yı ve onun mübarek etrafına sahip çıkmamızı bizden istiyor:
“Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.” (İsra Sûresi/ 1)
Bu âyetten geliyor derinden yüksek bir ses; Mescid-i Aksa’ya sahip çıksın imanı olan herkes! Filistin’in, Mescid-i Aksa’nın savunulması, şu veya bu örgüte, meşrebe, medreseye bırakılamayacak kadar kutsal ve evrenseldir. Dünyada ben Müslüman’ım diyen herkes Filistin’den ve Mescid-i Aksa’dan sorumludur. Burada dikkat edilirse, Rasûlüllah (s.a.v.)’ın Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürütülmesinin sebebiyle ilgili olarak “kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için” denmektedir. Allah dileseydi Rasûlüllah (s.a.v.)’ı Mescid-i Haram’dan da miraca yükseltebilirdi. Ancak kendisine birtakım ilâhi âyetlerin gösterilmesi amacıyla önce Mescid-i Aksa’ya getirilmiş ve oradan miraca yükseltilmiştir. Demek ki, burası da Allah’ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Dolayısıyla buraya asıl sahip çıkmaları gerekenler Müslümanlardır. Filistin diyarının mübarek kılındığına dair de ayrıca hadisler bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyurulur: “Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin’i mukaddes kılmıştır.” (İbn-i Asakir, Tarihu Dımeşk, C:1, Sh: 140; Münavi, et-Teysir, I/248’de rivayet etmiştir.)
İmanını zayi etmemiş bir Müslüman Filistin davasını ne atar ve ne de satar. Aksine Mecid-i Aksa’yı lanetlenmiş terörist Yahudilerinden kurtarmak için can atar. Allah’ın mübarek kılmış olduğu bir yer lanetlenmiş terörist Yahudilere terk edilemez. Şayet terkedilirse imandan taviz verilmiş olur. Bakınız bu hususta Sultan Abdülhamid Han şunları söylüyor:
“Hilafet-i İslâmiyeyi hiçbir sebeple terk etmedim. Ancak ve ancak (Jön Türk) ismiyle maruf ve meşhur olan İttihat Cemiyetinin rüesasının tazyik ve tehdidiyle Hilafet-i İslamiyeyi terke mecbur edildim. Bu ittihatçılar Arazi-i Mukaddese ve Filistin’de Yahudiler için bir vatan-ı kavmî kabul ve tasdik etmediğim için ısrarlarında devam ettiler. Bu ısrarlarına ve tehditlerine rağmen ben de katiyen bu teklifi kabul etmedim. Bilâhare yüzelli milyon altun İngiliz lirası vereceklerini vaadettiler. Bu teklifi dahi katiyen reddettim ve kendilerine şu sözle mukabelede bulundum: “Değil 150 milyon İngiliz lirası, dünya dolusu altun verseniz bu tekliflerinizi katiyen kabul etmem!. Ben otuz seneden fazla bir müddetle Millet-i İslamiye’ye ve Ümmet-i Muhammediyeye hizmet ettim. Bütün Müslümanların ve selâtîn ve Hulefa-i İslâmiye’den abâ ve ecdadımın sahiplerini karartmam ve binaenaleyh bu tekliflerinizi mutlaka kabul etmem,” diye kat’î cevap verdikten sonra hal’imde ittifak ettiler ve beni Selânik’e göndereceklerini bildirdiler. Bu son tekliflerini kabul ettim ve Allahû Teâlâ’ya hamdettim ve ederim ki, Devlet-i Osmaniye’ye ve âlem-i İslâm’a ebedi bir leke olacak olan tekliflerini, yâni Ârazi-i Mukaddese ve Filistin’de Yahudi devleti kurulmasını kabul etmedim. İşte bundan sonra olanlar oldu.”
Filistin, Mescid-i Aksa davasına duyarsızlık, iman zafiyetindendir. Çünkü Müslümanlar için Filistin, Mescid-i Aksa imtihanı, imanın beraberinde getirmiş olduğu imtihanlar yumağındandır. Kur’ân’a iman ettiğimiz için Mescid-i Aksa ve çevresinin mübarekliği gündemimizdedir. Kur’ân’a imanımız devam ettikçe Mescid-i Aksa gündemimizden düşmeyecektir!







