THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

İslâm’a teslim olun kurtulun (1)

22 Ağustos 2018 Çarşamba

İslâm; evrensel sulhun ve barışın, huzurun ve güvenin adıdır. İslâm; Allah’ın hükmüne, hâkimiyetine, şeriatine kaydsız şartsız teslimiyettir. Şeriat; Allah’ın insanlığın dünya ve ahiret mutluluğu için inzal ettiği kanunların mecmuudur. Şeriat; hak ve hukuktur, adalet ve maslahattır. Şeriate karşı çıkmak, düşmanlık etmek, Hakk’a, hukuka, adalete ve maslahata düşmanlık etmektir.

Allah’ın gönderdiği şeriatı bir bütün halinde ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde hayata amir kılmayan, aksine onu sürgüne gönderip onun yerine beşeri kanunları hayata amir kılan ve fakat dara girdiğinde, çıkmaza girdiğinde İslâm’ın ceza hukukundan bir maddeyi yardıma çağıranlar, cinayetlerin ve canilerin sayılarını çoğaltmaktan öteye geçemezler. Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde bir bütün halinde İslâm’ı hayata amir kılmadan, uygulamadan mücerred İslâm ceza hukukundan sadece bir tek maddenin tatbikini istemek, küresel filmin figüranı olmaktır. Başka bir ifadeyle lâ dini düzenlerin işini kolaylaştırmaktır.

Hilafetin ilgasından bu yana cinayetler, caniler, tacizler azalmadı bilakis her gün biraz daha çoğaldı. İslâm’ın, Şeriatullah’ın dışında denenen her kanun katliamları daha da artırdı. Dolayısıyla İslâm’a dönmekten, Şeriatullah’a teslim olmaktan başka çare yoktur. Bakınız Kur’ân’da kısas cezası geçmektedir. Kısas aynı zamanda Şeriatullah’ın sembol ifadesidir. Rabbimiz buyuruyor:

“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.” (Bakara Sûresi/ 179)

Yeryüzünde akıllı insan, akıllı toplum, kendisini ve başkasını Allah’ın indirdiği hükümlerle idare edendir. Allah’ın indirdiği hükümlerin hayata amir olmadığı yerde akıl dışı işler olur. Cinayetler işlenir, kanlı katliamlar gerçekleşir, tacizciler çoğalır. Kur’ân’ın bu âyet-i kerimesi bize diyor ki; aklınız varsa, akıllı iseniz Allah’ın şeriatine dönün, sizin için Şeriatullah hayattır. Sakın onun dışında başka bir sistemde, düzende, kanunda, yasa ve anayasada hayat aramayın. Şeriatullah’ı bırakır başka yerde hayat ararsanız hayatsız kalırsınız ve akılsızlardan sayılırsınız.

İslâm’a teslim olmak, kal işi değil, bir hâl işidir. İslâm’a teslimiyet O’nun insanlığın saadet-i dareynini (dünya-ahiret saadetini) sağladığına canu gönülden inanıp içtenlikle emirlerine boyun eğmekle olur. 

İslâm; gönüllü olarak boyun eğmek, itaat etmek, barış içinde olmak anlamına geldiğine göre kâinat bütünüyle Müslümandır. Zira her şey Allah’ın belirlediği kanunlara, Sünnetüllah’a göre hareket etmekte, külli düzene uymaktadır. Elektronlardan galaksilere kadar mikro ve makro âlem külli ve tabii hiyerarşiye tabidir. Gece ve gündüzlerin, mevsimlerin, büyük-küçük her şeyin bir program içinde hareket etmesi tam bir teslimiyet ifadesidir. “Göklerde ve yerde olan her şey ister istemez, O’na teslim olmuştur ve hepsi O’na döndürülecektir.” (Al-i İmran, 83)

Selâmet teslim olmaktadır. Allah’a teslim olan selâmete erer. Hz. Peygamber (s.a.v.) krallara yazdığı davet mektuplarında “Müslüman ol ki selamete eresin” ifadesini kullanmıştır. Kâinattaki âhenk teslimiyetin ifadesidir. İtaatin zıddı isyandır. Terör öncelikle Allah’a ve cereyan eden küllî nizama isyan ile başlar. Mü’minle kâfirin en belirgin vasfı birinin itaatkâr, ötekinin isyankâr olmasıdır. Küfür, küllî nizama karşı gelmektir. Mü’minin tavır ve gayreti ise bu nizamı korumaya yöneliktir. Hak-batıl savaşı bu çerçevede devam etmektedir.

Bosna Hersek’in merhum yiğit bilge kralı Ali İzzet Begoviç “Doğu ve Batı Arasında İslâm” adlı eserini şu ifadelerle sonlandırmış: “Teslimiyet, hayatın çözülmezlik ve mânâsızlığından insanî ve vakarlı tek çıkış yoludur. İsyansız, yeissiz, nihilizmsiz, intiharsız tek çare... Teslimiyet, hayatın kaçınılmaz olarak getirdiği sıkıntılarda alelâde bir insanın kendisini kahraman gibi hissetmesi veya vazifesini yapmış ve kaderine razı olmuş bir şehidin zihniyetidir. İslâm, tek kelimeyle Allah’a teslimiyetin hakikatine göre adlandırılmıştır. Ey teslimiyet, senin adın İslâm’dır.”

İslâm’a inanmakla birlikte İslâm’ın dışında başkasına teslim olmak, İslâm’a güvenmemektir veya İslâm’ı yetersiz görmektir. Bugün İslâm ile idare olunmayan toplumlar şu iki durumdan birini yaşıyorlar demektir. Ya İslâm’a inanmamışlardır. Ya da İslâm’a inanmışlar ama İslâm’ı yetersiz görmektedirler. İtikad nokta-i nazarında bakıldığında İslâm’a inanmayanlarla, İslâm’ı hayatın saadeti için yetersiz görenler kâfirlikte müsavidirler. Küfürde kalma, karanlıklar içerisinde bocalama hususunda bir ve beraberdirler. Kendi egemenlik alanlarına İslâm’ı hâkim kılma çaba ve gayreti olmayanlar, İslâm’a teslim olmuş sayılmazlar. Müslüman sayılmak için İslâm’a teslimiyet bir asli esastır. İslâm’a teslim olmadan Müslümanlık iddiasında bulunmak ise bir hayal-i abesttir.

 

YORUM YAZ

  • ORHAN İNANORHAN İNAN14 gün önce
    ELLERİNİZE SAĞLIK.ALLAH SİZDEN VE SİZİN GİBİ İLİM EHLİNDEN RAZI OLSUN VE SAYILARINIZI ARTTIRSIN İNŞAALLAH.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer28 gün önce
    Kaleminize ..Sağlık..Bayramınız ..mübarek..olsun.Selamlar.
  • Ali rızaAli rıza28 gün önce
    Hanği islam Hz Muhammed’in dinimi yoksa revaşta olan sizin mensubu olduğunuz emevilerin dinimi ben birinciye tabiyim