İslâm karşıtlarını cesaretlendirmek

03 Nisan 2019 Çarşamba

Yeryüzünde çok büyük kötülüklerin işlendiği bir asrın şahidleriyiz. Merhum Mehmet Akif’in Rasûlüllah’ın doğum günlerini anlatırken ifade ettiği “Güçsüz mü bir insan onu kardeşleri yerdi” görünümündeki ortamı yaşıyor. Hatta belki daha vahşi ölçeklerde... Megapoller zayıf düşürülmüş insan kütlelerinin çamura bulandığı arenalar haline gelmiş durumda. Çocuk yaşta bedenleri satılanlar, 11 yaşında uyuşturucuya alıştırılanlar, boğazlarına kadar fukaralığa batıp da seslerini viraneler ötesine duyuramayanlar. Her tarafta zulüm ve zalimler kol geziyor. Kuvveti ve serveti olanlar, durmadan mazlum ve müstaz’afları eziyor. İblisler divanında meclis kurmuşlar. Küfrü iman ile zulmü adalet ile karıştırmışlar. Nerede bir Allah, Peygamber düşmanı varsa onunla barışmışlar. Bunlar Allah’a karşı haddi ubudiyeti aşmışlar.

Müslümanları umutsuz kılan, Allah düşmanlarını ise umutlandıran Müslümanların yakalandıkları hastalığın adı “Vehn Hastalığı”dır. Kapitalizmin mabedleri dediğimiz AVM’lerimizdeki küçük mescidlerle, dizilerimizdeki başörtülü artistlerle, İslami oteller ve haremlik/selamlık havuzlarla, Kur’an ve Sünnete uygun, tarikat ehli devre mülklerle, tesettür defileleriyle yakalandığımız “vehn” hastalığına İslâmi kılıflar uydurabileceğimizi zannediyorsak, bilelim ki kendi kendimizi kandırıyoruz. Rabbimizin; “Kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.” (Ali İmran Sûresi/14) ayetinde bahsedilen dünya hayatının geçici süslerine takılıp dünya ve ahiret dengesini kaybettik. Dünyayı dinin yerine ve önüne geçirenler, dinin düşmanlarını sevindirenlerdir. Dolayısıyla Allah düşmanlarını sevindirmek, dünya hayatını bilerek ahiret hayatına tercih etmektir. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara, bildiği halde, tercih etmektir. Erişilmek istenen hayat standardını sürekli yükseltmekte ve sun’î ihtiyaçları her geçen gün sürekli artırmak, Müslüman olarak bizi ve dinimizi yok etmek isteyenleri sevindirmektir. Biz ne kadar dünyevileşirsek, o kadar ehvenleşiriz. Sahabeden Sevban (R.a.) rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyuruyor:

“Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashabtan biri “Ey Allah’ın Rasûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu. Rasûlüllah (s.a.v) “Hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak)tır” buyurdu. Ashabtan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi. (Ebû Dâvûd, Sünen, Melâhim, 5)

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, çeşitli İslâm dışı güçler ve milletler, Müslümanlarla savaşmak, onların gücünü kırmak, birlik ve bütünlüklerini parçalamak, sahip oldukları vatanlarını ellerinden almak, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürebilmek için, yemek yiyen bir grubun birbirinin sofralarına davet etmeleri gibi, birbirlerini Müslümanların aleyhine birleşmeye çağıracak ve aralarında anlaşacaklardır. (Bkz. Ebu’t-Tayyip Muhammed Şemsü’l-Hak el-Azîm Âbâdî, Avnu’l-Mabûd Şerhu Süneni-i Ebî Dâvvûd Maa şerhi’l-Hâfız İbn Kayyim el-Cevziyye, Beyrut, 1979, XI, 404-405) Müslümanların aleyhinde birleşenlere ve anlaşanlara yar ve yardımcı olanlar, İslâm düşmanlarını sevindirip cesaretlendirenlerdir.

Bu hadis-i şerif Müslümanların aleyhinde oluşacak küresel bir tehlike ve tehditten bahsetmekte, İslam dışı güçlerin küresel anlamda Müslümanlara karşı birleşeceklerini haber vermektedir. Hz. Peygamberin 1500 yıl önce Müslümanlara ve vatanlarına karşı teşekkül edecek küresel bir organizeden ve tehlikeden haber vermektedir. Şunu bilelim ki; Batı dinini bıraktı, İslâm düşmanlığını bırakmadı. Batının yeni dininin adı “İslâm düşmanlığı”dır.    

Müslümanlar asli mahiyetlerini kaybedip selin üzerindeki köpük haline geldiklerinde küfür cephesi karşısında bir duruşları kalmaz. Dalından düşmüş sonbahar yaprakları gibi esen rüzgârın önünde oyuncağa dönüşürler. Bugünkü Müslümanların halleri pek bundan farklı değildir.

Bu topraklarda İslâm ümmetinin kadim düşmanlarına ve yerli işbirlikçilerine yani müstevli harbi ve mürtedlere iktidar ve müktedir olma zemini hazırlayanlar, Allah düşmanlarını cesaretlendirme cinayetini işleyenlerdir. Bu dünyada ağırdır Müslümanın yükü. Zaman ve zemin nasıl olursa olsun Müslümanın bir tek dinine dayanır kökü. Kişi kelamıyla, tavrıyla, tasavvuruyla Allah düşmanlarını cesaretlendiriyorsa bol bol. Bilinsin ki; Allah’ın değildir onun gittiği yol. Dinden taviz verenler, ehl-i hakka değil, ehl-i batıla imrenenler… Dininden taviz vermeyen Müslüman olarak altın da olsa küfrü al çöpe at. Bil ve inan ki; küfrü çöpe attığın yerde başlar İslâmî hayat! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HaRuNHaRuN3 ay önce
    Yaw he he. İktidar bu son dönemde hangi müslüman yazarın arkasında durdu hangi hoca sırf kurandan hadisden konuştuğu doğruları söylediği için görevinden oldu. Kaç tane masum insan cezaevlerinde yatıyor, evliliklerde boşanma orani evlenenlerden hangi iktidar döneminde arttı, fuhuş uyuşturucu hangi iktidar döneminde bu seviyelere ulaştı. Eskiden ihl liselerinde yer bulunmazdı şimdi hepsi boş camilerimizimi doldurup taşırdı ne yaptı. Kesinlikle akp hemde söylemleriyle kuruluş ilkelerine dönmeli acilen muhafazakar söylemlere dönmeli.
  • Ahmet ÖzAhmet Öz3 ay önce
    Mustafa Bey;Yazınızın tamamına noktası virgülüne kadar katılıyorum.Ancak yazı başlığınız manidar.Dikkate almadığınız ya da almak istemediğiniz bir husus var.Biz,Sevgili Peygamberimiz zamanında ve sonrasındaki yıllarda yaşamıyoruz.Her ne kadar o yıllara mutlu yıllar desek de.İlkeler önemli bence.Kişilerle ilkeleri ayırt etmek ve her zamanı,kendi gerçekliği içinde değerlendirmek gerekir.Kişiler bazında olaya bakarsanız,Kerbela vak'asındaki tarafların akrabalık durumlarına da bakmanız gerekir.T.C. harflerine karşı bir hazımsızlık var.T.C.'nin kurumlarına karşı da gizli saklı,bazan da aleni karşı çıkışlar var.Laiklik,dinsizlik,olarak algılanıyor.Hayatı,sırf inanç üzerine bina etmişiz.Bu sebeple de siyasi dayanışma örneği vererek,ülkede sistem değişikliğine,referandumda evet demişiz.Sistem değişikliğinin iyiliğini ya da kötülüğünü sorgulamıyorum.Sorguladığım şey şudur.Peygamber devri ve sonrası sahabeler devrindeymişiz gibi hayalin içindeyiz.Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde Atatürk ilke ve inkılaplarının kısmen de olsa uygulandığı ve kanunlarının sosyal hayatımızda geçerliliğini koruduğu Türkiye'de yaşıyoruz.Dünyadan kopuk yaşıyoruz.Fetih ruhu,gözümüzü karartmış.Yanlış dış politikamız sonucunda Hatay gibi bazı illerimizde,kendi yurttaşlarımız azınlık durumuna düşmüş.Dış ve iç borçlar almışız,betona yatırım yapmışız.Tarımda,hayvancılıkta,üretimde sınıfta kalmışız.Faizin haramlığından dem vururken,aldığımız dış borçların faizine para yetiştiremez olmuşuz.Kısaca demem o ki,ne uhrevi hayatımızı bi hakkın yaşayabilmiş,ne de dünya hayatında kendi milletimize yararı dokunabilecek bir nizam kuramamışız.Fetih coşkusu,dini söylemler,vaaz u nasihat,insanımızın ruhuna iyi geliyor.Gençlerin çalışabileceği üretim tesisleri,kendi üretimimiz sınai kuruluşları,tarım ve hayvancılığın ileri noktalara taşınmasını isteriz.Bolca imam hatip sorun çözmüyor.Matematik ve fende geriyiz.Hitabette üstümüze yok.Lafla peynir gemisi yürümüyor.Ülkemizde gelişmişlik fevkalade olmuş olsa,gurbetçilerimiz,elin gavur memleketlerine gider miydi?Kemal Sunal'ın filmleri gerçek olur muydu?Emperyal düzenin oyuncağı olmayalım,demek istiyorsunuz yazınızda.Gücünüz kuvvetiniz,dünyada söz geçirebilirliğiniz varsa,sizi dikkate alırlar.ABD-Rusya ikilisinin arasında sıkışıp kaldık.İsrail ile bazan limoni,bazan iş ortağı olduk.Son sözüm:T.C. ve kurumları ile barışmak zorundayız.Sayıştay'a geçit vermek boynumuzun borcu olmalı.Beytü'l-mal'e el uzatanlara karşı,karşı tavır sergilemeliyiz ki tüyü bitmemiş yetimlerin haklarına sahip çıkabilelim.Hz.Peygamber devri,fetih hayali,Osmalı'nın yükseliş devirleri,tatlı birer hatıra olarak içimizde kalmalı.Feth-i mübin'i içimizde,kendi egomuza karşı bir gerçekleştirebilsek,kimseler yokluk ve yoksulluk çekmeyecek.Saygılarımla.
  • AbdullahAbdullah3 ay önce
    Allah razi olsun hocam. Bilmiyorum demek istediginiz akparti gibi siyasi kanatlara destek vermemizin gerekliligimi yani bunu mu vurgulamak istediniz. Halk zaten destek veriyor. Bu secimdede yuksek oy orani ar. Istanbul ve Ankara moral bozdu farkindayim. Yalniz surekli atlanan bir nokta var laik bir duzende islamiyeti filizlendirmek hangi fikhi literaturde var. Hangi akaid ictihadlarinda geciyor. Resulullahboylemi yapmis. Yoksa cesurca kafa mi tutmus. Bir yerde acaba kulak tersinden tutulmuyor mu sizce ?
  • ORHAN İNANORHAN İNAN3 ay önce
    ALLAH(CC) RAZI OLSUN .İBRET ALACAKLAR İÇİN UYARICI BİR YAZI OLMUŞ.HER KELAM DAN İKTİDARA SATAŞMAYI AMAÇLAYANLARI BİR KENARA BIRAKIP,İKAZLARINIZA AZİMLE DEVAM ETMENİZ ÇOK GÜZEL.BU GÜNE KADAR OLAN DOĞRU YOLDA YÜRÜME AZMİNİZİ RABBİM ARTTIRSIN.İSLAM DÜNYASI 200-300 YILDIR GARİP VE MAHSUN..YAZINIZDA BELİRTTİĞİNİZ SALDIRILARA MUHATAP OLUYOR.GELDİĞİMİZ NOKTADA ,DÜNYEVİLEŞMENİN GETİRDİĞİ AYRI BİR DÜŞMAN DAHA KÜFFARA YARDIMCI OLUYOR.CEPHELER OLUŞUYOR VE VEHN YÜZÜNDEN HIZLA DAĞILIYOR.BİZLER KENDİMİZİ DÜZELTMEDİKÇE YARADAN BİZİM HAKKIMIZDAKİ HÜKMÜNÜ DEĞİŞTİRMEYECEKTİR AMMA YÜCE ALLAH(CC) TANBAŞKA DA SIĞINIP YARDIM DİLEYECEĞİMİZ BAŞKA BİR GÜÇ YOK.KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN RABBİM BİZLERİ MANEVİ HASTALIKLARIMIZDAN KURTARSIN İNŞALLAH..ALNI SECDEYE GİDENLERİN BİLE DEĞİŞİK DİN ANLAYIŞLARI VE KIRIP DÖKEREK BİRLİĞİMİZE DİRLİĞİMİZE ZARAR VERMELERİNİ DE ENGELLESİN VE KARDEŞLİK RUHUNU YAŞAMAMIZI NASİP ETSİN..ELİNİZE SAĞLIK.
  • Talha Şerifoğlu Talha Şerifoğlu 3 ay önce
    Hocam kaleminize bereket. Bu dünyada Müslüman olupta İslâm'dan ve Müslümanlardan nefret edenlerin iktidar olmalarına katkıda bulunanların uykusunu kaçıran bir yazı olmuş. Herkes bu yazıdan bir hisse alabilir. Hakka tapmanın, Müslümanları tutmanın bedeline katlanmayanlar üretilmiş bahanelerin arkasına sığınarak bu ülkede cami ve ezan düşmanlarını sevindirmişlerdir. Bu yazıdan anladığım kadarıyla Allah'ın indinde bir azapları vardır. Hakeza kafirlerin yaşam tarzlarının Müslümanlar tarafından kabul görmesine sebep olanlar da azap göreceklerdir. Müslümanlar kendilerine, birbirlerine sahip çıkmazlarsa kimse müslümanlara sahip çıkmaz.
  • hocamhocam3 ay önce
    neden bir kimse cikipta kufre kapilanlara dersini vermez ona dokunmak sunnettir,Allahin butun vasiflarini bulunduran bir lider,Hz. peygamber yasasaydi bizim partiden olurdu,Hz.peygambere nufus kagidi cikarip cocuklari arasinda o ismi yazmak,bizim partiye oy ver ruz-i mahserde beraat belgesini al,cennete girmek istiyorsan bize oy ver gibi muslumanları yaralayan sozlere neden cevap vermiyorsunuz.Bunlara cevabi akit vermezse kim verecek.

Günün Özeti