• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
03 Nisan 2019

İslâm karşıtlarını cesaretlendirmek

Yeryüzünde çok büyük kötülüklerin işlendiği bir asrın şahidleriyiz. Merhum Mehmet Akif’in Rasûlüllah’ın doğum günlerini anlatırken ifade ettiği “Güçsüz mü bir insan onu kardeşleri yerdi” görünümündeki ortamı yaşıyor. Hatta belki daha vahşi ölçeklerde... Megapoller zayıf düşürülmüş insan kütlelerinin çamura bulandığı arenalar haline gelmiş durumda. Çocuk yaşta bedenleri satılanlar, 11 yaşında uyuşturucuya alıştırılanlar, boğazlarına kadar fukaralığa batıp da seslerini viraneler ötesine duyuramayanlar. Her tarafta zulüm ve zalimler kol geziyor. Kuvveti ve serveti olanlar, durmadan mazlum ve müstaz’afları eziyor. İblisler divanında meclis kurmuşlar. Küfrü iman ile zulmü adalet ile karıştırmışlar. Nerede bir Allah, Peygamber düşmanı varsa onunla barışmışlar. Bunlar Allah’a karşı haddi ubudiyeti aşmışlar.

Müslümanları umutsuz kılan, Allah düşmanlarını ise umutlandıran Müslümanların yakalandıkları hastalığın adı “Vehn Hastalığı”dır. Kapitalizmin mabedleri dediğimiz AVM’lerimizdeki küçük mescidlerle, dizilerimizdeki başörtülü artistlerle, İslami oteller ve haremlik/selamlık havuzlarla, Kur’an ve Sünnete uygun, tarikat ehli devre mülklerle, tesettür defileleriyle yakalandığımız “vehn” hastalığına İslâmi kılıflar uydurabileceğimizi zannediyorsak, bilelim ki kendi kendimizi kandırıyoruz. Rabbimizin; “Kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.” (Ali İmran Sûresi/14) ayetinde bahsedilen dünya hayatının geçici süslerine takılıp dünya ve ahiret dengesini kaybettik. Dünyayı dinin yerine ve önüne geçirenler, dinin düşmanlarını sevindirenlerdir. Dolayısıyla Allah düşmanlarını sevindirmek, dünya hayatını bilerek ahiret hayatına tercih etmektir. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara, bildiği halde, tercih etmektir. Erişilmek istenen hayat standardını sürekli yükseltmekte ve sun’î ihtiyaçları her geçen gün sürekli artırmak, Müslüman olarak bizi ve dinimizi yok etmek isteyenleri sevindirmektir. Biz ne kadar dünyevileşirsek, o kadar ehvenleşiriz. Sahabeden Sevban (R.a.) rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyuruyor:

“Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashabtan biri “Ey Allah’ın Rasûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu. Rasûlüllah (s.a.v) “Hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak)tır” buyurdu. Ashabtan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi. (Ebû Dâvûd, Sünen, Melâhim, 5)

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, çeşitli İslâm dışı güçler ve milletler, Müslümanlarla savaşmak, onların gücünü kırmak, birlik ve bütünlüklerini parçalamak, sahip oldukları vatanlarını ellerinden almak, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürebilmek için, yemek yiyen bir grubun birbirinin sofralarına davet etmeleri gibi, birbirlerini Müslümanların aleyhine birleşmeye çağıracak ve aralarında anlaşacaklardır. (Bkz. Ebu’t-Tayyip Muhammed Şemsü’l-Hak el-Azîm Âbâdî, Avnu’l-Mabûd Şerhu Süneni-i Ebî Dâvvûd Maa şerhi’l-Hâfız İbn Kayyim el-Cevziyye, Beyrut, 1979, XI, 404-405) Müslümanların aleyhinde birleşenlere ve anlaşanlara yar ve yardımcı olanlar, İslâm düşmanlarını sevindirip cesaretlendirenlerdir.

Bu hadis-i şerif Müslümanların aleyhinde oluşacak küresel bir tehlike ve tehditten bahsetmekte, İslam dışı güçlerin küresel anlamda Müslümanlara karşı birleşeceklerini haber vermektedir. Hz. Peygamberin 1500 yıl önce Müslümanlara ve vatanlarına karşı teşekkül edecek küresel bir organizeden ve tehlikeden haber vermektedir. Şunu bilelim ki; Batı dinini bıraktı, İslâm düşmanlığını bırakmadı. Batının yeni dininin adı “İslâm düşmanlığı”dır.    

Müslümanlar asli mahiyetlerini kaybedip selin üzerindeki köpük haline geldiklerinde küfür cephesi karşısında bir duruşları kalmaz. Dalından düşmüş sonbahar yaprakları gibi esen rüzgârın önünde oyuncağa dönüşürler. Bugünkü Müslümanların halleri pek bundan farklı değildir.

Bu topraklarda İslâm ümmetinin kadim düşmanlarına ve yerli işbirlikçilerine yani müstevli harbi ve mürtedlere iktidar ve müktedir olma zemini hazırlayanlar, Allah düşmanlarını cesaretlendirme cinayetini işleyenlerdir. Bu dünyada ağırdır Müslümanın yükü. Zaman ve zemin nasıl olursa olsun Müslümanın bir tek dinine dayanır kökü. Kişi kelamıyla, tavrıyla, tasavvuruyla Allah düşmanlarını cesaretlendiriyorsa bol bol. Bilinsin ki; Allah’ın değildir onun gittiği yol. Dinden taviz verenler, ehl-i hakka değil, ehl-i batıla imrenenler… Dininden taviz vermeyen Müslüman olarak altın da olsa küfrü al çöpe at. Bil ve inan ki; küfrü çöpe attığın yerde başlar İslâmî hayat! 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23