--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanlık Müslümanlara emanettir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

İslâm’da insanın atığı yoktur. Her insanın işe yarar bir tarafı vardır. İnsanı “Ahsen-i Takvim” mertebesinde tutmak, İslâm’ın temel hedeflerindendir. Rabbimiz buyuruyor:

“Biz, gerçekten insanı Ahsen-i Takvim/en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin Sûresi/ 4)

İnsanoğluna Eşref-i Mahlûkat muamelesi yapmak, Kur’ân’ın mana ve maksadına sadakat cümlesindendir. İnsanlık İslâm’dan ve Müslümanlardan gayrısına emanet edilemez. Batı kültürüne insanlığı emanet edenler, insanlığa ihanet edenlerdir. Batı, insanın Halikını tanımıyor ki insanı tanıyabilsin. Şunu bilelim ki; insanlık, batı kültürüne emanet edilecek kadar müptezel/değersiz değildir. Bakınız Almanya’da bir lise müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş: “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen çocuklar, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar.

Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”

Batı kültürünün misyonu; kendisine emanet edilen insanı insanın kurdu haline getirmektir. Ama Batı kültürü karşısında insanlık onuru adına ayaklanan Müslümanların misyonu ise; kendilerine emanet edilen insanı öteki insanların yurdu haline getirmektir. Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selamet buldukları kişidir. Mü’min ise insanların canları ve malları hususunda güvendikleri kişidir.” (Müslim, İman: 14; Buhârî, İman: 3) Bu hadis-i şeriften açıkça anlıyoruz ki; insanlık kıyamete kadar bir tek Müslümanlara emanettir. Batı kültürünün insanı domuzlaştırması ve maymunlaştırması karşısında insanlığa sahip çıkmayanlar, kendi Müslümanlıklarına da sahip çıkamazlar. İnsanlık emanetine sahip çıkmak, Peygamberlerin ayak izlerini takip etmekle mümkündür.

İsrailoğulları soğan ve sarmısağı imana tercih ettikleri andan itibaren Yahudileştiler. Rabbimiz haber veriyor:

“Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarmısak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, ‘İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var’ demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.” (Bakara Sûresi/ 61)

İsrâiloğulları, Firavun hanedanının, Firavun sisteminin  zulmünden Allah’ın yardımıyla Musa (as)’in önderliğinde kurtuldular. Firavun ve hanedanı akla gelen, gelmeyen her şeyi onlara yaptılar. Kızlarının namuslarına dokunmaktan, kadınlarının rahimlerini yoklamaktan tutun da, erkeklerini boğazlamaya kadar her şeyi onlara yaptılar. Yani onlar firavunî bir toplumun köleleriydi. Firavunî bir eğitimden geçmişlerdi. Firavunî bir sistemin ürünleriydiler. Her şeyi reva gördüler onlara. Sonunda bunlardan, tüm bu pisliklerden ve zulümlerden Allah’ın izniyle Musa (as)’in önderliğinde/örnekliğinde kurtuldular. Göz göre göre Allah’ın mûcizeleri de geldi onlara. Kan geldi, ama bunlara değil; kurbağa yağdı, bunlara değil; tufan oldu, bunlara değil; denizde boğulma geldi, bunlar kurtuldu. Mûcizelerle Allah onları kurtardı. Gözlerinin önünce cereyan etti bütün bu Allah mucizeleri. Deniz yarıldı, bunlar karşıya geçtiler; ama yine de ukalalıklarına devam ettiler. İsrailoğullarının bu durumlarından anlaşıldı ki; köleleştirilmiş kimliklerinden kurtulamayanlar, firavunlardan kurtulamazlar.

İsrâiloğulları yiyecekleri, içecekleri imanın yerine ve önüne geçirince Yahudileştiler ve köleliklerinin sürekliliğini garantilediler. Şayet ırkınızı ve vatanınızı, mesleğinizi ve meşrebinizi insanlığınızdan ve Müslümanlığınızdan önde tutuyorsanız, sizin inandığınız din Allah’ın dini değildir. Yanlış bir dine inanmışsınız. Yeniden İslâm’a inanmanız gerekir. Müslümanlar bilecekler ve inanacaklardır ki; İslâm’ın benimsediği ve emrettiği idari yapı; “her şey insan içindir; insan da Allah içindir” ilkesi üzerine kurulmuştur. İnsanlığa ihanet Müslümanlığa ihanettir, Müslümanlığa ihanet de İslâm’a ihanettir. Dolayısıyla rengine ve ırkına bakmaksızın insanlığı saldırıya uğramış bütün insanlarla ilgilenmek Müslümanlığımızın gereğidir. Müslüman olmak, insanlığa ada olmaktır. İnsanları İslâm’la tanıştırma, İslâm’la idare etme mesuliyetinin altına imza atmaktır.

 

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle