--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsan Allah içindir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

İnsana “mükerrem” diyen Kur’ân’a inad çağın Firavunları insanı müptezel kılmaya çalışıyorlar. Çağın firavunlarına karşı direnmeyenler, insanlığa karşı savaş açıyorlar. İnsanın insanlığına saygı duymayan bütün rejimler, sistemler, oluşumlar, insanlığa açılmış savaşlardır.

Kur’ân-ı Kerim’e göre hayatta her şey insan için, insan da Allah içindir. Allah için olmayan insan başkası için olur. İnsanın Allah’tan başkasına tapması, kendi kendisiyle savaşmasıdır. Bu dünyada “Her şey Allah için” ilkesini kaybetmiş insan, başlı başına bir felakettir.

Kur’ân’a göre yeryüzünün bütün toprakları tek bir masum insanın kanını akıtmaya değmez. Kur’ân’ın önüne başkasını geçiren bunu bilmez. Rabbimiz buyuruyor:  “Andolsun ki biz, insanoğlunu mükerrem/şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra Sûresi/ 74) İnsanoğlu, Allah’ın bir emanettir. Onu Allah’ın indirdiği hükümlerle idare etmeyenler, ona ihanet etmekten öteye gidemezler. 

İnsan Firavunlar için değil, Allah içindir. “Güzel insan” aramak ile “insandaki güzelliği” aramanın arasındaki derin farkı fark edemeyenler, insanı israf ettiler. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde “Ukala Tekkesi”nin şeyhleri yıkanmamış kelimelerle ruhlarımızı kirlettiler. İnsanın değerini Kur’ân’da değil, kul kaynaklı ideolojilerde aramayı bize doğru adres diye gösterdiler. Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan ülkelerde Batılılaşmak sevdaya dönüştü.

Batı’da insanlık tükendi. Batı çocukları değil, silahların satışını düşünüyor. Batı’nın pislikleri İslâm coğrafyasına sıçradı. Batılı psikopatların ortaya koydukları ideolojilerinin sağlaması İslâm coğrafyasında mazlumların kanıyla yapılıyor. Batı kaynaklı rejimlerin, planların ve projelerin tümünün amacı, insanoğlunu Allah’tan gayrisi için kılmaktır. İnsanoğlunun yegâne yaratıcısı olan Allah ile olan bağını ve bağlantısını koparan bütün oluşumlar, insan eliyle insana kurulmuş olan tuzaklardır. 

İnsan, insana zulüm etmez. Zulüm sevilmez ve sevdirilmez. Ancak Firavunlar, zulümden gayrisini bilmez. Dini şirk olanın işi zulüm olur. Zulmü sevdirmenin baskıdan başka yolu yoktur. Ne var ki baskı, başlangıçta göz korkutsa bile, zamanla in-sanları ölümü kanıksama noktasına getireceği için o da çaresizdir, fayda-sızdır. Mehmed Âkif merhum ne güzel ifade etmiştir:

“Bilmiyorlar ki bu şiddetlerin olmaz hükmü

Göz yılar önce, fakat, sonra kanıksar ölümü!” (Safahat, s. 150 (İstanbul, 1987)

Dinin prensiplerine, imanın değerlerine ters düşen uygulamaları anlayışla karşılamaya çağrılan mü’minler, aslında ve bir anlamda kendi değerlerine karşı çık-maya, onlara buğzetmeye davet olunmaktadırlar. Bu ise, kişinin kendi kendisini inkâr ve reddetmesi demektir. Kimseden istenemeyecek kadar büyük bir bedeldir. 

İnsana Allah’ın hükmünden, hâkimiyetinden, şeriatinden vazgeçmeyi teklif etmek, insanlığından vazgeçmeye davet etmektir. Ülkemizde dün kürtaja evet diyenler, bugün kurbana hayır diyorlar. Bunun manası; hayvan kesmeye ‘’hayır’’, insan kesmeye ‘’evet’’ demektir.

İnsan yaşadığı hayatın hesabını Firavunlara değil, Allahû Teâla’ya verecektir. İman ettiğimiz Kur’ân, bize “Allah’a aidiyet şuuru”nu aşılar.

“Onlara bir musibet isabet ettiğinde şöyle derler: “Biz Allah içiniz ve sonunda O’na dönüp gideceğiz.” (Bakara Sûresi/ 40)

Dikkat edilirse, Mü’minleri musibetler karşısında ayakta tutan Allah’a aidiyet şuurudur. “Allah bes, gayr-i heves” itimad ve itikadıdır. Allah yolunda, Allah için, Allah’ın düşmanlarına karşı savaşmak, Allah’a aidiyet şuurunun bir gereğidir. İnsanoğlunun Allahû Teâla ile olan bağını koparıp onu kendilerine kul ve köle edinmek isteyen firavunlara, ideolojilere, kurum ve kuruluşlara karşı isyan ederek “İnsan Allah içindir” deyip mücadele etmek, cihadın ta kendisidir. İnsanın hayatından Firavunlara, ideolojilere pay ayıranlar, Allah’ın dininden ayrılanlardır. İnsanın mükerremliği yerine insanı müptezel kılan bütün girişimler, insanın insanlığına ihanetin belgeleridir. Asrımızda kontrolü Emperyalist devletlerin eline geçmiş olan Suriye, dünya Müslümanlarını itlaf çukurudur. Emperyalistler Müslüman anne ve babaların çocuklarını buraya toplatıp itlaf ediyorlar. Müslümanların cihadlarının, eğitimlerinin, davet ve tebliğlerinin hedefinde; “İnsan Allah içindir. Allah’ın nizamından gayrisiyle idare olunamaz”  düsturu yoksa bütün çaba ve gayretler boşunadır. Şunu bilelim ki; Mü’minler tarafından insanların saadeti için, insanların mutlulukları için ortaya konulan her şey cihad cümlesindendir. Hayatlarını Allah için kılanlar, Allah’ın rızasını kazandırmayan sözleri söylemezler, Allah’ın hüküm ve emirlerine uygun olmayan işleri de yapmazlar.

 

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle