--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İman ötelenemez, din ertelenemez/1

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
56

Türkiye’de Müslümanlar olarak dindarlık derdimiz vardı, dava adamıydık sözde. Müslümanlar olarak olamadık ehli dünya kadar davasına bağlı özde. İktidar olduk dediğimiz günlerde bile masonlar, farmasonlar, ateistler, şaklabancılar, oldu hep gözde! 

Türkiye’de dindarlık adına hareket eden birtakım politikacıların yanlışlarını Allah’ın dinine fatura edip dinde olmayan şeyleri din adına ileri sürmek, bilerek veya bilmeyerek dinin sahibine ortak olmaya kalkışmaktır. 

Jakoben laikçilerin dayatmaları karşısında imanın yanında duramayanlar, imansızlardan idareci edinme derdine düşerler. Jakoben laikçilerin baskıları, çok ilahlı liberalistlerin propagandalarının etkisinde kalan günümüz Müslümanları İslâmi idare ile Lâ dini idareleri birbirine karıştırıyorlar, imansız idareciler edinme çarelerini arıyorlar ve din adına yanlış, asılsız söylemlerde bulunuyorlar. Bunlardan birisi de, gazetemizin yazarlardan Abdurrahman Dilipak’tır. Abdurrahman Dilipak bu sütunlarda mahalli seçimlerden önce başlayarak ezber bozma gerekçesiyle durmadan şunları iddia ediyor: 

“Bir işe, ille de İmam Hatipli birinin gelmesi şart değil. Ehliyet ve liyakat sahibi birinin gelmesi şart. Ehliyet ve liyakat imandan önce gelir. 

İşi ehline vereceğimizi söylememiz gerek bizim dışımızdakilere. Ehliyet ve liyakatın bizim nezdimizde imandan önce geldiğini söylemeliyiz. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı duracağımızı söylemeliyiz. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa.

Yunanla ya da Ermenilerle niye kardeş ya da dost olacağız! Ölçü belli, onlar arasında, kendi içimizde de olduğu gibi dostlarımız da var, düşmanlarımız da. Ne ulus merkezli, ne ırk merkezli, ne ideoloji merkezli, ne din merkezli düşüneceğiz. Hak ve adalet merkezli düşüneceğiz. İnsan merkezli bile değil. İnsan hayvana zulmediyorsa o hayvandan da aşağıdır.”

“Ehliyet ve Liyakat imandan önce gelir” cümlesi, Müslüman olmanın bedelini, yükünü terk etme denemesidir. Bu cümlenin manası kişinin ehliyet ve liyakati varsa siz imanına bakmayın imansız birisini de kendinize idareci edinebilirsiniz demektir. Ama İslâm’da durum bunun tam tersinedir. Müslümanların idarecileri Müslümanlardan olur. Müslümanlar idareci edinirken ehliyet ve liyakatine bakmadan önce imanına bakarlar. Rabbimiz buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa Sûresi/ 59) Dikkat edilirse, Allahû Teâla iman edenlere hitab ediyor. İman edip Allah ve Rasûlüne itaat edenler kendilerine itaat edecekleri idareciler edineceklerse mutlaka kendilerinden olan; yani kendileri gibi Allah’a iman eden, Allah ve Rasûlüne itaat edenlerden edineceklerdir. Allah’a iman etmeyeni, Allah ve Rasûlüne itaat etmeyeni Müslümanların üzerinde etkili ve yetkili kılmak Kur’an’ın emrine muhalefettir. “Ehliyet ve Liyakat imandan önce gelir” iddiasında bulunmak demek; ey Müslümanlar! Siz, sizden olmayanları kendinize Ulû’lemr (emir sahipleri/idareciler) edinin demektir. Bunun vebali çok ağırdır. İslâm idare sistemi, İslâm toplumu ile Demokratik-Laik idare tamamen birbirinden farklıdır. Şayet deseniz ki; “Demokratik-Laik düzende ehliyet ve liyakat imandan önce gelir.” O zaman sizin bu söyleminiz doğru olur. Çünkü Demokratik-Laik düzen; imana ve dine dayanmayan, asla ve kat’a iman ve din ile de mukayed kalmayan bir düzendir. Laik düzende bir kişi görevlendirilirken imanına ve dinine bakılmaz. Neyine bakılır? Diplomasına, kariyerine, ehliyetine ve liyakatine bakılır. Mesela bu dönemde Türkiye’de KPDS’de yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda Atatürk’ün köpeğinin ismini, atının ismini bilmeyenler elendiler, göreve alınmadılar. Yani Atatürk’ün atının ve itinin ismini bilmeyenler genel kültür yetersizliğinden ehliyet ve liyakat sahibi kabul edilmediler. Bu durum belki laik düzen için gerekli ve geçerlidir. Ama laik düzenin bu hassasiyetinden yola çıkarak “İslâm’da, İslâm toplumunda ehliyet ve liyakat imandan önce gelir” demek, laik düzen ile İslami düzeni birbirine karıştırmak demektir. Haklı olarak Müslümanlara “Siyasetnameleri okuyun” tavsiyesinde bulunanlar, biraz da kendileri “Siyaset-i Şeriyye ilmi”ni okusalar hem kendileri için, hem de kendilerinden daha çok istifade etmemiz için hayırlı olacaktır.

Müslümanların devlet idaresi dâhil bütün meseleleri beşikten mezara kadar imandan sonra gelir. Müslüman olarak hiçbir meselemiz imandan önce gelmez. İster ehliyet, ister liyakat ve isterse başka bir şey için olsun, bir saniyeliğine, bir saliseliğine dahi imanımızı, dinimizi askıya alma muhtariyetine sahip değiliz. 

 

Yorumlar

(56)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hüseyin Uyanık

7 Ekim 2019 12:36

Heyhat, kişinin namazı sizi aldatmasın, siz onun bir işteki ehliyetine kabiliyetine bakın. Mealindeki hadis ne olacak. Lütfen Humus Valisini hatırlayın. İslama göre ehliyetli kabiliyetli ve bilgili idarecileri bulmak, ülkeyi idare edenlerin vazifesi. Sayın müellif lütfen bir vatandaş olarak devlet dairelerine işiniz için gidin bakalım eski Türkiye'den çok mu farklı. Kanuni beyler beyine yazdığı mektubunda ısrarla liyakatı dile getirir. İdarede liyakat olmazsa olmazlardandır. İman İnancımızla ilgili. İman açısından eşitler arasında vazife verilirken liyakat bakılır. Selam ve hürmetle Allaha emanet olun.

selam

4 Ekim 2019 22:16

akp nin il ve ilçe teşkilatları cepren ve hile ile ele geçirilmiş reis bunları görmüyormu

Fahri çetiner

3 Ekim 2019 20:28

Harika bir yazı. Bu yazı, Allah'ın izniyle Liyakat ve Ehliyeti putlaştıranların yüzüne bir şamar gibi inivermiş. Dinsiz ve imansız işler Müslümanlara ait işler değildir. Herkes haddini bilecek. İslâm'da iman herşeyin başıdır. Bin tane Abdureahman Dilipak'ta söylese boşunadır. İlla iman, İlla iman. Mustafa Çelik hocam dualarımız seninle. İyiki varsın, iyiki bu gerçekleri yazıyorsun..

müslüman ülkesinde azınlık olarak yaşayan müslim

3 Ekim 2019 20:14

Osman bin talha hakkında mekkenin fethinde müşrikti diyenler deliliniz nedir? Twitterdan, instagramdan yada kaynak göstermeyen sitelerden gördüğünüz ve hiç araştırmadan kandığınız saptırıcı safsatalarmı? Neden hiç okuyup araştırma gibi bir derdiniz yok? evet delil sununuz da bizde faydalanalım. Alın size ayrı bir delil inşallah akledersiniz. Şimdi elimde ibn kesir'in tefsir'ül Kur'an-ül azim'inin türkçe meali var. Bahsettiğiniz ayet Nisa suresi 58. ayet. Ve tefsirde diyorki amr bin as, halid bin velid ve osman bin talha hudeybiye antlaşmasından sonra müslim oldular.Yani kabenin fethinden önce! Ardından bahsedilen tüm rivayetlerde Hz ali veya Hz. Abbas'ın mekkenin fethinin ardından, kabenin anahtarını talep ettikleri yönünde. Bunun üzerine peygamberimiz (s.a.v)'e emanet âyetinin geldiği ve bu ayeti okuyup anahtarı yine Osman b. Talha’ya teslim ettiği şeklinde. Evet iddia sahipleri delillerinizi görelim. Her saptırıcı şeytana hemen kanacağınıza biraz okuyup araştırsanız daha yerinde olmazmı? Kaynağınızda zahmet olacak biliyorum ama ''bilmemne haber'' gibi siteler değil elle tutulur birşeyler olsun! internete tıklamaktan fazlasını yapacak zamanıda, aklıda veren Allah subhanehu ve Tealaya şükrünüzü eda edinde ilk ilahi emir gereği birazcık OKUyun. Hem kendinizi hemde biz müslim kardeşlerinizi ihya edin

Uyanik

3 Ekim 2019 17:21

Sizin bu yanlış liyakat anlayışınızdan 15 temmuzu yaşadık. Hani onlar müslümandi. Düşünce süzgecinden geçmeden kinle yazılmış bir yazı. Demekki çapınız çevreniz dininiz aklınız bu kadar.

Karun

3 Ekim 2019 17:19

Siz aynı dönemde.yasasaydiniz YEZIDE MÜSLÜMAN OLDUĞU ICIN BIAT EDERMIYDINIZ

Emre Bayındır

3 Ekim 2019 11:58

Abdurrahman Dilipak'ın sözkonusu yazılarını anlayarak okuduğunuza emin misiniz? "İşi ehline vereceğiz" sözünü, idareyi gayrimüslimlere teslim etmek şeklinde tevil etmek, zorlama yorum olmaktan öteye geçmez. Sırf benim adamım, benim camiamdan, benim ailemden düşüncesinden hareket etmeden, işi ehline teslim etmenin gerekliliğinden dem vuruyor Dilipak. Öyle olmasa, Kabe'nin hadimliği ayetle bir müşriğe verilmezdi, değil mi? Ama verildi de ne oldu? Hem iş ehline verildi, hem de adaletli davranıldığı için o insan (ve kim bilir bir çokları da) müslüman oldu. Mevzuları çarpıtmayın. Ha, Dilipak bu yazıları burada yazmak yerine iç dairede dile getirmeli, AKP'nin hayati hatalarını, yanlışlarını düzeltmesi için iç dairede istişare yöntemine başvurmalıdır diyorsanız, amenna. Zira bu din düşmanı laik kafirlere koz vermeye gelmez. Lakin AKP' de İslam'la zerrece bağdaşmayan icraatlerden, yaşam tarzından, garibana zulmeden adaletsizliklerden, ahlaksızca tavırlardan vazgeçmelidir. Kimse sırf namaz kılıyor, "Allah" diyor diye haksızlığa, zulme sessiz kalmaz, kalamaz.

Allah Görüyor

3 Ekim 2019 10:07

Allah razı olsun. Önce iman sonra ehliyet ve liyakat sahibi mi diye hareket edilmesi gerekir? Yoksa kümese bekçi olarak tilkileri koyduktan sonra tavuklara üzülmenin hiçbir faydası olmaz, suçlu aramanın hiçbir faydası olmaz. Gerçi şimdilerde onun çözümünü de bulmuşlar. Bukalemon gibiler. Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deriz diyerek kılıktan kılığa giriyorlar. İnanmasalarda inanıyormuş gibi yapıyorlar. Kıyamet alametleri... Şüpheler bilerek artırılıyor... Doğruyu söyleyenler yalancı, yalan söyleyenler dürüst olmaya başladı. İşimiz gerçekten çok zor. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Tefekkür edebiliyoruz...

3 Ekim 2019 06:51

Mekkenin fethinden sonra Resulullah (SAV) kabenin anahtarını efendimiz amcası hz. Abbasa vermiş daha önce kabenin bakımını osman bin talha yaparmış. Efendimiz anahtarı hz abbasa verince daha sonra nisa suresi 58. Ayet indi ve (EMANETİ EHLİNE VERİNİZ.) efendimiz bunun üzerine hz abbastan anahtarı alıp o zamanlar müslüman olmayan osman bin talhaya anahtarı yeniden verdi. Mesrutiyet döneminde gayrımüslimlerden idareciler ataninca bediüzzaman hz. ne sikayette bulunulmuş oda ermeni sanaatkar olabiliyorsa idarecide olabilir ancak reis yani önder ancak müslüman olmalı demiş. Liyakat bence önemli. Dolayısıyla sizin bindiğiniz araç bir gayrimüslim idareci tarafından uretildi kullandıginiz telefonda başka baska şeyler de neredeyse birçok sey. Uyanalim ALLAH ın dini bu mu?

Muhibbi

3 Ekim 2019 06:49

Mekke'nin Fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini/bakımını yapar. Peygamberimiz (asm) içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada Osman Bin Talha Müslüman değildir. O esnada Peygamberimizin (asm) amcası Hz. Abbas Kabe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz (asm) de anahtarı amcasına verir. O esnada bir ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Allahü teâlâ size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58). Bunun üzerine Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman Bin Talha'ya verir. Peygamberimiz (asm) "Ey Osman! İşte kâbe’nin anahtarı! Bu gün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vaizfeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın…” buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti. Bu büyüklüğü gören Osman Bin Talha Müslüman olur.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle