• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

İki dağ tartılırken bir çakıl muvazeneyi değiştirebilir

10 Mayıs 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Mü’min olarak cehennemden seni korur, Allah için verdiğin yarım hurma. Sakın fakir Müslümanı horlayıp, gönlünü kırma. Sakın “Bir köleden ne çıkar ki?” deme. Pazarlarda köle diye satılan Hz. Yusuf (as) Mısır’a sultan oldu. Sakın “Bir çobandan ne çıkar ki?” deme. Hz. Şuayb (as)’a çobanlık yapan Hz. Musa (as) Mısır’da hüküm sürmekte olan Firavuni düzeni yıktı, yerle bir etti.

Allah’ın arzında ümmet binasını oluştururken temel taşları, tepe taşları, köşe taşları nasıl birer ihtiyaçlarsa, küçük çakıl taşları da öyle birer ihtiyaçtırlar. Bugün dünyanın her tarafına yayılan Müslümanlar, ümmet binasını meydana getiren tuğlalar, taşlar gibidirler. Birbirlerine her yönden sımsıkı sarılacaklardır. Yaratılıştan gelen zekâ, bedeni güç, sevgi, korku, cesaret gibi farklılıkları olacak, ancak bunlar övünmeyi veya karşısındakini hakir görmeyi gerektirmeyecektir.

Bu ümmet binasına temel taşı da gerekir, tepe taşı da gerekir. Köşe taşı da gerekir, aradaki boşlukların doldurulması için küçük taşlar da gerekir. Ebû Mûsâ el-Eş’arî  radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” Hz. Peygamber bunu açıklamak için, iki elinin parmaklarını birbiri arasına geçirerek kenetledi. (Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr  65. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 18; Nesâî, Zekât 67)

Mü’minler, maddî ve manevî yönden birbirlerine yardımcı olmalı, bir binanın birbirine sımsıkı kenetlenmiş taşları ve tuğlaları gibi bir beraberlik oluşturmalıdırlar. Kubbede Peygamberimizin bayrağındaki hilâli (Tirmizi Birr 18, Nesâi Zekât 67) temsil eden tepe taşının temeldeki taşa üstünlüğü olmadığı, ikisinin de aynı binadaki görevi paylaştığı gibi müminlerde övünmede değil birbirine yardımda yarışmalıdırlar. İslâm binasını meydana getiren taş ve tuğlalardan biri, işlediği günahla çatlarsa hemen onun ayıbı örtülüp kapatılıp sağlamlaştırılmalı. “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Sahih-i Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 38, 60;Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbni Mâce, Mukaddime 17)

Herkes senin gibi doğmadığı için, kardeşin bile senin gibi olmadığından, senin gibi olmayan kardeşlerini tenkide yönelme. Müslüman kardeşinin hataları senin faziletin değildir. “Her taş yerinde ağırdır” sözünde de olduğu gibi, her taş kendi yerinde en büyük görevi yapmaktadır. Ebu Zer el Gıfari ile Amr b. As, Hz. Ali ile Bilali Habeşi, Halid b. Velid ile Vahşi, her biri ayrı ayrı aynı binayı ayakta tutmuşlardır.

Bugün bizim, birbirimiz hakkında hoşa gitmeyen sözler söylememiz, farklılıklarımızı düşünmediğimizden, herkesin kendi kalıbımıza göre dökülmesini, ya hep temel taşı veya hep tepe taşı olmamızı istememizden kaynaklanmaktadır. Bu binanın korunması için kalem kullananlar, kılıç sallayanlar, kan verenler, gözyaşı dökenler, alın teri akıtanlar, güzelim ümmet binasına bulaşan bid’atları temizleyenler, amelle süsleyenler hepsi aynı görevi yapmaktalar.

Allah yolunda cephede aslan gibi kükreyen askerle, karargâhta harbin planını hazırlayan asker, zaferin şükür şerbetini eşit şekilde içeceklerdir. Aynı binanın taşları gibi olan müminler velisiyle, delisiyle, yazarıyla, gezeriyle, yayıncısıyla, oyuncusuyla, işçisiyle, aşçısıyla, amiriyle, memuruyla bize aittir. Çatlayanlar sıvanmalı, süslenmeli ve kırılan el, yen içinde saklanmalı ve tedavi edilmelidir.

Bizler cephede bozulup dağa sığınan askerlere benzeriz. Birbirimizle bağlarımız kopuk. Karanlıkta birbirimizi düşman bile zannedebiliyoruz. Hepimiz ayrı yerlerde aynı gaye için çalışıyoruz. Mevzii metodlar geliştirilmiş durumda. Hepsinin kulağı seste. İçlerinden hepsinin tanıdığı, güvendiği bir sesi beklemekte. O ses, hırçın akan akarsuların kendisinde sükûn bulduğu deniz adamın sesidir. 

Bu davaya gönül verenler, dünya çapında kuracakları ümmet binasının elemanlarını seçerken, temel taşı olacaklarla tepe taşı olacaklarla, eşik olacaklarla, mihrap taşı olacakları iyi seçmelidirler. Bir heykeltraşın, eserini taşın içinde önce görüp sonra yonttuğu gibi biz de insanımızın itikad, bilgi ve becerisine göre değerlendirmeliyiz. Bir araya gelerek deniz fenerinin kulesi gibi olmalı. Yolunu, limanını kaybedenlere yol göstermeliyiz. Aranan küfrün plan ve projelerini altüst edecek mü’min bir akıl. İşte bu mü’min akıldır iki dağ tartılırken terazinin dengesini değiştirecek bizdeki çakıl!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali

Hakta budur bu dava için her nefer önemli, her kişi yerini bilmeli , sabır ile dua ile sebat ederek yola devam etmelidir.

Diyarbakır Annelerinin yanındayım çocuklarını evlerini arazilerini vermiyor oyları mız Reis'e d

Recep Tayyip Erdoğan kimseyi bırakmadı onu yalnız bıraktılar kimse ilede değişmedi ümmeti toplamak için tek basina mücadele ediyor sadık olan Süleyman Soylu Hulusi Akar Mustafa Varank Mevlüt Çavuşoğlu ALLAH cc razı olsun kendilerinden nankör ahmet davutoğlu temel karamollaoğlu abdullah gül ali Babacanı pkkya hizmet ettiklerinden dolayı ALLAH'A havale ediyorum ahirette chpkklıhdpkklilarla Haşrolsun
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23