--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hizmet çınarını susuz bırakmak

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Allahû Teâla’nın rızasını kazanmak için, Allah’ın davasına hizmet etmek esastır. Allah’ın davasına hizmetin usûlü; çekirdekten çınaradır. Çekirdeklerimizi eğitmek yerine şirk tezgâhlarında eritenler, hizmet çınarını kurutmayı gaye edinmiş olanlardır.
Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde hükmü geçerli olan Firavun’dur ama insanlar bunu hak sanıyor. Hayat kor içinde yanıyor yatanlar uykudan uyanmıyor.  Amerikan conileri, Afganistan’da zevk için Müslüman öldürüyor. Ülkemizde ise Müslüman put yiyen putperestleri güldürüyor.
Vade daralıyor; zaman akıyor ömrün vadisinde. Feryad sesleri yükseliyor mücadelesiz gün geçirenlerin ülkesinde. Bu devran böyle gitmez. Lâ dini düzeni tarihin çöplüğündeki yerine göndermeden memlekete huzur gelmez!
İntiharı koklayan çiçeklerle beraber yaşamak, hayatı değil ölümü alkışlamaktır. Aldanmamak gerek gururu okşayan çiçeklere. Yerde hizmet için imkân kalmadıysa çek git göklere.
Mücadele azmimizi, heyecanımızı hapsetmişiz ekâbirlerin egemenlik kafesine. Kulak vermek, hak vermek gerek, diri vicdanların kayaları parçalayan feryad sesine!
Bırak egemenlik ihtirasının atmosferinde ölenin yasını. Sevgiyle doldurmuşsan gönül tasını, sen bulmuşsun hizmet ırmağının dünyasını.
Ziyasını kaybetmiş dikenli yürekler, mücadele haritamızı delmeye çalışıyorlar. Özlemlerimiz acıyla demleniyorlar.  Egemenlik ihtiraslarımızın hazzına yenik düştük. Egemenlik ihtiraslarımıza engel olarak gördüğümüz her faruk beyinli Müslüman’ı hesaptan düşürdük. Böylece hizmet denilen çınarı susuz koyup devirdik. Allah yolunda kurşun işlemez ruhları birer süzgece çevirdik!
Hak’tan gelen kelamın sevdasına düşmüşsen, sevdana sadakatin kadar güleceksin. Bu haliyle sadece düşmanı değil, düşmana sermaye toplayan hain dostları da tarihin çöplüğüne gömeceksin.
İnandığımız gibi yaşamamıza müsaade etmeyen rejim bize Firavun’u hatırlatır. Firavun’suz bir dünya için kalem kullanılmıyorsa vebaldir her satır!
Azalarak yaşayanlardan değil, çoğalarak ölenlerden olmayı hedeflemek gerek. Şu da bir gerçektir ki; Allah yolunda lider olmayı beceremeyenler, nefer olmayı beceremeyenlerdir. Nefer olmayı becerememişlerin liderliğine bağlanmak, esaretle dağlanmaktır.
Dikenli bir tarlada yürümek ve kandan irinden deryaları geçmek, şems-i hakikatin aydınlığında bir dünyaya kavuşmanın bedelidir. Allahû Teâla buyuruyor:
“Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: ‘Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tatmazsa bendendir.’ Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): ‘Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok’ dediler. (O zaman) Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: (Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.)” (Bakara Sûresi/ 249)
“Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: (Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.)” (Bakara Sûresi/ 250)
İmanın imtihanı bir hakikattir. İmanın imtihanını başkasına ihale edenler, menfaati mihrap edinenlerdir. Eğer bu ayetlerdeki kıssayı, Yahudi tarihinin bir dönemine ait bir hikâye olarak alırsanız, bir hikâyeden öteye geçmez. Eğer, bu kıssada geçen ‘isimler’ kavramsal birer sembol olarak değerlendirilir ona göre bu kıssaya bakılırsa, bize zalim düzenlerden kurtuluşun yol ve yöntemlerini gösterir. ‘Calut’ sultasını sürdürmek, ‘Beni israil’ (inananlar) ise ondan kurtulmak istiyor. Calut, aşırı cilalamak, bir şeyi olduğundan farklı göstermek, batılı hak diye yutturmak manasınadır. Tağut gibi o da zulmü şirin gösteren, batılı hakmış gibi parlatan demektir. Yanı ‘yalan ve aldatma’ üzerine kurulmuş zulüm düzeninin sembol adı!
‘Beni israil’: Her ne kadar, terim olarak Yahudi kavmini anlatıyorsa da kıssadaki manası, ‘inanmış insanlar topluluğu’ demektir. Bugün de şu memlekette çok güçlü bir ‘Beni İsrail’ yani inancını zahiren de yaşamak isteyen bir topluluk  vardır!
Beni İsrail, Tih sahrasında uzun yıllar şaşkın şakın dolaştı. Tih Çölü: Tih, Arapça(Tehâ Yetîhu)’dan, şaşırmak, şaşkınlık yüzünden helak olmak demektir. Hz. Musa’nın getirdiği hakikati arkalarına atan ‘Beni İsrail’in ne yapacağını bilmez bir şaşkınlık içine düşmelerini sembolize eder.
Kur’an gibi muazzam bir rehbere sahipken, şeriat-i garra gibi bir atiyyeyi ilahi varken, bu milletin, kanunda Münkir ve Müşrik Avrupa’ya dilenci hale getirilmesi de o tür bir şaşkınlık çölüne düşmeye benzer. Avrupa üzerimize çullanınca aydınlarımız, kurtuluşu onların dinine uymakta buldu. Elimizde İslâm gibi hakikat varken, şaşkınlıkla onların dinden ve vahiyden nasip almamış usullerini kriter haline getirdik…
Kur’an’ı mehcur (uygulanmaz) kılıp raflara kaldırarak krallara ve kurallara boyun eğdik. Yani biz de Türkiyeli Müslümanlar olarak 80 küsur yıldır bir Tih çölünde yitip tükeniyoruz. Talut; Arami dilinden gelen Talut, ‘soluk, nefes, öz, maneviyat, dine saygılı, dine bağlı, Allah’ın şeraitine muhalif kul kaynaklı kanunları, yasaları asla ve kat’a onaylamayan, ruhi özellikleri güçlü, koruma kalkanı, sıva’ manalarına gelir. ‘Maneviyatı güçlü lider’ demektir. Calut ‘cila’ Talut ‘sıva’dır. Biri hakikati örtmek, öbürü hakikati korumak için vardır. Calut; beşeri kanunlara tutunan ve beşeri kanunlara çağırandır. Talut ise; Allah’ın dinine tutunan ve insanları sadece Allah’ın nizamına çağırandır. Allah’ın dininin atmosferi dışında ortaya konulan her hizmet, kendi başına bir hezimettir. Hezimetten hizmet çıkmaz. Hezimetten hizmet aramak, hizmet çınarını susuz bırakmaktır!
 

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle