--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hızı hedefe göre ayarlamak

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
5

Allah’ın arzında meşru bir hedefi olmayanın hızı hezeyandan ibarettir. Hızını hedefine göre ayarlamayanın da sonu nedamettir. Kiminin sabrı taşar, yıkıp-döker, kırar geçirir herkesi. Kursağında güdük kalır hedefe varma hevesi!

Sürat ile acele, mana bakımından birbirine yakın olan şeylerdir. Ama aynı şey değildirler. İnsanın, sonu gelmeyen arzu ve istekleri birbirini izler durur. Din, ahlâk ve ilim onları meşru sınırlar içine almaya çalışır. İnsanın bunca ihtiras ve isteklerine rağmen, ömrü pek o kadar uzun değildir. Yapılacak çok şey, düzeltilecek birçok konu vardır. Ömür sermayesini planlı, programlı şekilde harcamasını bilenler, az-çok insanlıktan yana başarılı ve feyizli hizmetler verirler. Derdi ve kaygısı sadece şahsi çıkarı ve nefsani istekleri olanlar ise, ciddi hiçbir hizmette bulunmadan dünyayı terk ederler. Ebû Hureyre’den rivâyet edildiğine göre, Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur: “Makbul olanı, acele ile hareket etmek değil, insanın gazab ve sinirlenme halinde, nefsini yenerek teenni ile hareket etmesidir.” (Muhammed b. Allan, Delilu’l-Falihin, Mısır 1971, I, 189)

Dinimizin meşru hedeflerimize ulaşma hususunda bizden istediği acelecilik değil, teennidir, sürattır. Yani gecikmeden vaktinde emin adımlarla yola çıkmaktır. Rasûlülah (sav) buyuruyor: “Teenni ile hareket etmek Allah’tan ve acele ile hareket etmek de şeytandandır.” (et-Tirmizî, es-Sunen, Birr, 66) 

Cihadsızlık istilâ edince ümmeti tükendi umutlar. Müstevliler ümmet kapısına dayandı sahipsiz kaldı hudutlar. Ağlıyor alfabemdeki kadîm Elif. Lâ dini kanunlar memleketi teslim aldı ezgiler muhalif!

Hilafetin ilgasından bu yana insaniyet geçti inişe. Lâ dini bir akın var ümmet engel olmazsa bu gidişe, hayatı teslim alacak endişe.

Devlet idaresinde esas alınan “din ayrı, devlet ayrı”, “din ayrı, dünya ayrı” ilkleriyle İslâm ümmeti kalbinden vuruldu. O günden bu yana memleket kravatlı eşkıyalarla doldu.

İslâm’ın mahkûmiyetine karşı sessizlik ve tepkisizlik herkeste. İslâm ümmeti vahalara takılı kalmış dünya denilen küçük kafeste. İslâm’ın yeniden ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde hâkimiyeti için bir şeyler yapmak gerek aheste aheste.

Şüphe etmemek gerek emir gelmişse vahyi merkezli yapıdan. Eve dönmemek gerek mazlumlara uğramadan. Güneş olup girmek gerek her dar kapıdan.

Kur’ân’a iman etmiş olanlara amir olamaz tahrif edilmiş İncil. Müslümanız davamızın her hükmünü gönlümüzde eylemişiz tebcil. Bu dava yolunda diğerkâm olmak gerek bizimle yol yürüyemez bencil.

Dinimiz bizden samimiyetle istiyor hayatın her karesinde ve kademesinde hizmet. Dinine hizmet etmeyen abid de olsa, âlim de olsa İslâm ümmetine eziyet. 

Selef-i salihine bakın Allah yolunda Allah için oldular şehid. Yaptıkları iş; ümmetin ocağı tütsün, sönmesin ümid. Kur’an hareketin hızlarını hedefe göre ayarlıyor: Hedef rızık kazanmaksa “imşû” (yürüyün), hedef namazsa “fes’av” (koşun), hedef cennet ise “sâriû” (acele edin), hedef Allah olunca “fe firrû ilallah” (Allah’a firar edin/koşun) deniyor. (Mülk Sûresi/ 15; Cuma Sûresi/9; Âl-i İmran Sûresi/133, Zariyat Sûresi/ 50)

Ümmet başını bağlamamışsa mü’min-i merde, her yerde başı girer derde. Asrımızda müstevli harbi ve mürtedlerin istilâsına uğramış İslâm ümmetinin mazlumları feryad ediyorlar: “Düşmanlarımız burada, dostlarımız nerede?”

“Sevdalın şu dağı del dese, koşar delersin! 

İş Allah’a geldi mi, gücün yok sendelersin!”

Rabbani davada ehliyet, kabiliyet, liyakat ve sadakat esastır. Abdullah b. Ömer (ra) der ki: “Kişi şu vasıflara sahip olmadıkça (gerçek) ilim ehli olamaz: Kendisinden yukarıdakilere hased etmeyecek, aşağıdakileri hakir görmeyecek, ilmi için dünyalık istemeyecek” M. Akif de şöyle der: “Muallimim diyen, olmak gerekir imanlı, Edepli sonra liyakatli sonra vicdanlı!”

Müslüman insan hedefli insandır. Hedefe ulaşmak kolay olsaydı her insan koşardı. O zaman hedef zihinlerde çıkardı. Ama durum böyle değil, hedefe vuslat uzak, yollar ince. Hedefe ulaşmak için bir teslimiyet gerekir İsmail’ce!

Hedefe varma yolunda kaygıları bırak Allah önünde eğil. Hedefe süratle varılır, acele ile değil. Ehl-irfan der ki: “Başkasını bilmek ilimdir; kendini bilmek irfandır; başkasına galip gelmek kuvvettir; kendine-nefsine galip gelmek ise kudrettir” İmam-ı Gazali (Rh.a.) der ki: “İlim ateşi (fayda-zararlarını) bilmek, irfan ise onunla ısınabilmektir” Ateşi bilip sonra onunla ısınabilmek ise iz’andır. İman, vicdan, irfan ve iz’an olmazsa ehliyet, kabiliyet ve liyakat hükümsüz kalır. Hedefine göre hızını ayarlamayan yarı yolda kalır.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah

24 Eylül 2020 07:45

Cok güzel bir yazı olmuş hocam.Allah cc razı olsun.kaleminize kuvvet. Mustefid olduk.Yine bir farkındalık oluşturdu bizde.

orhan inan

23 Eylül 2020 21:26

ELLERİNİZE SAĞLIK..

Hakan

23 Eylül 2020 18:22

Türkiye Cumhuriyeti devletini atası Yahudi olan bedevi kültürü esir alamaz

Şahika

23 Eylül 2020 14:03

Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın.. Ayaklarınızı dininizde sabit kılsın InşaAllah... Teşekkürler..

Mustafa

23 Eylül 2020 08:20

Akıbet gittiğin güzergaha göre kaderin yazılıyor,son cıkışa girmeden çık..

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle