• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Hikmetli davetçi olma mesuliyeti

27 Eylül 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

İnsanları Allah’a davet etmek bir ibadettir. Her ibadetin bir tertibi, bir terbiyesi olduğu gibi, davet ibadetinin de bir tertib ve terbiyesi vardır. Nice davetçi vardır ki, tertipsizlik ve terbiyesizlikten kaybetmektedir.

Allah’a davet imanla başlar, hikmet ve mevi’ze-i hasane ile devam eder. Rabbimizin emri bunu gerektiriyor: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…” (en-Nahl Sûresi/ 125) diyen Rabbimiz’in çağrısına, peygamberler ve O’nun yolunda gidenler; insanları ilim ve hikmetle, iyilikle, hayırla, yumuşaklıkla, tatlı dil, güler yüzle, nâzikçe İslâm dînine davet ederler. Ancak bu iş; herkesin anlayacağı dilden, seviyesine göre, hikmetle konuşarak yapılmalıdır. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde Allah’a daveti imanla başlatıp hikmet yerine hikâye ile devam ettirenler, hikâye oldular. Nerede bir cahiliyye çukuru varsa oraya doldular. 

Hikmet Allah’ın bir nimetidir herkese nasip olmaz. Allah onu dilediğine verir. Hikmetle iş yapmak, insanları hikmetle Allah’a davette bulunmak, Allah’ın emrine uymaktır. Nakîb Attas, hikmeti şöyle tarif eder:  “Hikmet; kendisinde ilim olan kişinin bu bilgiyi, adâleti ortaya çıkaran bir tarzda tatbik etmesini sağlayan Allah vergisi bir ilimdir.” (Nakîb Attas, Modern Çağ ve İslâmî Düşünüşün Problemleri, Sh: 174, İst/ 2015)  

Ahlâkın esasını hikmet, şecaat, iffet ve adâlete bağlayan Gazâlî ise, hikmet için şunları söyler: “Hikmet, bir hâl ve keyfiyettir ki; kendi tercihimizle yaptığımız işlerimizde, doğruyu yanlıştan onunla ayırt ederiz. İlim kuvvetinin güzelliği, iyiliği; sözlerde doğruyu ve yalanı, inançlarda Hak ile bâtılı, işlerde güzel ile çirkini kolaylıkla ayırt edebilecek bir hâl almasıdır. İlim sayesinde bu kuvvetlerin elde edilmesinden meydana gelen güzel neticeye de hikmet denir.” Aynı zamanda Gazâlî, tefekkür kuvvetinin gerektiği şekilde terbiye ve ıslah edilmesiyle, hikmetin meydana geleceğini söyler. (İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, c. 3, Sh: 126-127)

Elmalılı Hamdi Yazır (rh.a.), “hikmet” kelimesine verilen anlamlardan 23 tanesini sıralarken, kanaatimize göre bunların önemlileri şunlardır: 

•Söz ve fiilde doğruyu tutturma, isabet, 

 •Bir şeyin özünü kavrayan sağlam ilim ve bununla amel etmek, 

•İlim ve o ilmin gayesini kavramak, 

•Varlıkların özündeki mânâları, eşyanın hakikatini anlamak, 

•Allâh’ın emirlerini anlamak, 

•Allâh’ın emrindeki akıl, 

•Îcâd etmek (Allâh’ın varlıkları îcâd etmesi, yaratması hikmettir), 

•Varlık düzeninde her şeyi yerli yerine koymak, 

•Doğru ve güzel işlere yönelmek, 

•Fiilleri güzel şeylere yöneltmek, 

•İlâhî ahlâkla ahlâklanmak, 

•Allâh’ın emirlerini düşünüp onlara uymak, 

•Allâh’a tâat, fıkıh, din ve amel, 

•Doğruya isabet eden hızlı cevap, 

•Din ve dünya salâhı, sâlih amel.” (Elmalılı Hamdi YAZIR, Hak Dîni Kur’ân Dili, c. 2, Sh: 205-215)

Hikmet; ilimden faydalı neticeler çıkarabilme hassasiyetidir. Hikmet, îmanlı kişilerde mâkes bulur. Hikmet, iman uğruna ortaya konulan mü’mince bir coşkudur. İlim ve hikmetle doymayan ve dolmayan ruh ölüdür. Böylelerinden davetçi olmaz. Davetçi hikmetli olur, hikmetle yola koyulur. Kur’ân’daki sırları anlayıp, hayatına tatbik eden kimse, Allâh’ın rızâsını gözeten hikmet ehli kimsedir. Bu kimse yolundan şaşmadığı sürece “mârifetullah”tan nasiplenir. Zaten Allâh’ı bilmek en büyük hikmettir. Bu minvalde başa gelen her bir musîbet ve sıkıntı, değerlendirmesini bilene, aslında cenneti kazanma basamakları olabilir. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise Türkiye’de İslam irfanının bekasını arzulayan herkes, bu irfanın yapıtaşları mevkiinde bulunan kelimelerinden birisi olan hikmet kelimesini kullanarak yaşatmaya mecburdur. Devlet idaresinde hükümet neyse, davet ibadetinde hikmet odur. Hikmetsiz davet yürümez.

“Hikmetle davet etmek”; muhatapların sosyal dokularını keşfetmeyi, kime, neyi ne kadar nerede, ne zaman, nasıl anlatacağına dikkat etmeyi, insanların bünyeleri hazırlanmadan onlara yükümlülükler yağdırmamayı, insanların kalplerini put niyetine kırmaktan kaçınmayı, insanlara nasıl hitap edileceğini iyi seçmeyi, şartlara göre hitap yollarını ve yöntemlerini çoğaltmayı, acelecilik, duygusallık ve tepkisellikle işi zora koşmamayı, hayırlı hizmetlerde koşanlardan olmayı gerektirir. Davetçi olup herkesi sanma ki anlamak kolay, muhatab tarafından anlaşılmak ondan daha zor. İnat edip anlamak istemeyenler ise yürekteki kor. Davette iyi bir dil kullanmama, dinleyicilerin seviyesini gözetmeme, insanları İslâm’a kazanmayı dert edinmeme, onları sevmeme, iyi niyet taşımama, onlarla empati kurmama, onlara Allah’ın bir emaneti gözüyle bakmama durumu, hikmetin yokluğundandır. Hikmetli davetçi olmak bunun zıddını gerektirir.

Davetçi insan için hikmet; insanın yurdu olması, her gün yeniden ihsanla dolmasıdır. Dinin değerlerini insanlara anlatmak durumunda olan davetçilerin Kur’ân’ın ilkelerine, Hz. Peygamberin sünnetine, sosyolojik gerçeklere ve insan psikolojisine uygun bir üslûp gözetmeleri hikmettendir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Uğur

Vaizlerin çoğunu dinleyemiyorum, azarlayarak anlatıyorlar. Ama demek ki öylesinden hoşlananlar ve hatta bayılanlar çok. Ben de bazen sert anlatıyorum, az kişinin hoşuna gidiyor. Yumuşak anlatınca daha çok beğeniliyor.

hüda partili

Hikmete ilaveten merhamet ve sevgi.Allah insanı ve varlıkları sevdiği için yarattığından bir mümin davetçinin merhamet ve sevgisiz başarıya ulaşması ve dolayısıyla hidayete sebep olması söz konusu değildir.İçinde merhamet ve sevgi olmayan bir din allahın dini değil,yahudi melununun dinidir.çünkü onlar insana düşmandır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23