Hayatı teslim alan şikâyetler
Allah’ın emir ve nehyleri karşısında sızlanmak, takvayı bırakıp şekvaya kaçmak, Müslüman’ın vasfı değildir. Müslüman ehl-i şekva değil, ehl-i takvadır. Takva, Allah’tan şikâyetçi olmamaktır. Allah’tan şikâyetçi olanlarla dostluk bağını koparmaktır. Takva ehli olmayan şekva ehli olur. Şekva ehli olanlar, zannı cahiliye ile hareket etmeye çalışanlardır. Rabbimiz buyuruyor:
“Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” (Âl-i İmran Sûresi/154)
Allah’ın emir ve nehylerinden şikâyetçi olmak küfür alâmetidir. Genelde insanlar, özelde ise Müslümanlar, Allah’ın diniyle idare olunmaktan ne kadar uzaklaşırlarsa o kadar şikâyetleri artar. İslâm’ın yokluğuna emanet edilmiş hayatlar, şikâyetlerin kucağına düşmüş veya düşürülmüş hayatlardır.
Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde mutlak manada Kur’ân’a boyun eğmemizi bize hatırlatır gördüğümüz dağlar, taşlar. Kur’ân’ın sahibi Allah’tır beyhude O’na karşı savaşlar. Kur’ân’ın önünde eğildi, eğilecek ona karşı mağrur olan bütün başlar.
Hayat yasalarını Kur’ân’dan almak istemeyene deriz ki; dilinde âyetler, çöplükte gözün. İmanına hiç uymuyor “Ben de Müslüman’ım” adındaki sözün. Tuğyan denizinde sahil; cahile, âlimin sahtesi de dâhil!
Acı da olsa itiraf etmeliyiz hayatı teslim almış şikâyetler; çatıda, dil bilmez tercüman dolu. Temeli zorluyor zorbanın kolu. Allah’a savaş açan nasihat almaz Kur’ân ehlinden. O, hayat yasalarını alır Ebu Cehil’den!
Kur’ân’la idare olunmaktan başkasını kabul etmeyenin yaptığı Allah’a şükür. Allah’ın kitabı Kur’ân’dan bir tek harfi inkâr etmek küfür. Hayatta önemsenmezse Allah’ın inzal ettiği âyetler, hayatı baştan sona kaplar şikâyetler.
Fakirin, fukaranın şikâyeti faizciden, faizciyi koruyan ve kollayan cahiliye düzenindendir. Cahiliye düzeninde servetin temel taşı faizdir. Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini dışlayanların nezdinde faizin her türlüsü caizdir. Dolayısıyla fakirin ve fukaranın şikâyetlerini sonlandırmanın çaresi, faizi serbest kılan, faizciyi koruyan ve kollayan cahiliye düzenini temelinden ortadan kaldırmaktır.
Kişi yutmuşsa “modernizm” hapını. Kesin hakaret sayar “Müslüman” lafını. Kibir çılgınıdır asla Allah’tan dilemez affını. Kişi diyorsa ki ben Müslüman olacağım keyfime göre. Bilinsin ki; onun Müslümanlardan sayılması için kalmamış hiçbir süre!
Hayat imanın amirliğine teslim olmayınca yürek taş kesilir, gönül kapkara. Bir memlekette ilahlık makamına oturmuşsa para, orada insanlık şuuru başlı başına kanayan bir yara!
Maddenin ilahlığına boyun eğenler silik, şahsiyetsiz, kimliksiz yazık insanlar. Onlar manen mayası bozuk insanlar. Onlarda kalite olmaz kuru kabalıklar. Ben de onlardan olacağım diyorsan; Allah’tan başka Rab, Kur’ân’dan başka kitap edineceğim diyorsun. İmansız, Kur’ân’sız önder/lider olsan bile, teknikte, fende. Bil ki esrarkeş çocuklar, evlat katili babalar sende!
Kur’ân idaresinin yokluğunda hayatı teslim alınca şikâyetler; söz sahibi oldu adı çağdaş ile madrabaz, soyadı okumuş yobaz. Şu bir gerçektir ki; diploması cehline cevaz; Ebu Cehil’den beterdir okumuş yobaz!
Okumuş yobazın midesi geniştir zillete doymaz. Onun hayat lügatinde izzetin yeri bulunmaz. Bir gerçek vardır ki; kütük yontulmakla kereste olmaz. Cehlinin ilim olmadığına bakmaz. Cüretkârca durmadan fetva verir okumuş yobaz. Okumuş yobaz el etek öperek köşe kapar. Dünya payesine kavuşmak için Allah’tan başkasına tapar!
Allah’tan başkasına tapanın şikâyetleri bitmez. Kendini Allah’ın diniyle mukayyed görmeyenin sözüyle yola gidilmez.
Sözü senet sayılan rahmet adamlarına hasret kaldık. Zulme ve zalimlere karşı kızarmıyorsa yüzümüz. Bu durumda senet sayılmaz sözümüz.







