• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Halkın dediği değil Hakk’ın dediği olur/2

04 Ağustos 2021


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

İdeolojilere, putlara, heykellere tapanların dayandıkları hiçbir haklı sebep ve dayanakları yoktur. İşte şu anda görüyoruz ki tüm müşrik dünya kendilerine böyle putlar egemenliğinde bir dünya, bir sistem kurarlarken, bir put ihdas edip onun ismini koyarlarken acaba neye dayanıyorlar? Onların gerçekliği konusunda acaba kendilerine Allah’tan bir delil gelmiş midir? Hayır, ataları yahut kendileri böyle bir isim vererek meseleyi geçiştiriyorlar. Zaten bu tür müşriklerin Allah’a inanmadıkları için Allah’tan bir delile, Allah’tan bir vahye dayanma düşünceleri, dertleri de yok. Yani bu adamlar dün de, bugün de kendilerinin, kendi inanışlarının, kendi dünyalarının sağlam bir dayanağının olmasını da istememektedirler. Onlar sadece zanna tâbi oluyorlar. Hâlbuki onlara Rabblerinden bir hidâyet, bir delil gelmişti. Rabbleri onları hiçbir zaman yolsuz yordamsız bırakmamıştır. Tarihin her bir döneminde Rabbleri onlara kendi bilgisinden bilgi sunmuştur. İşte son elçiye gelen hidâyet onların karşısında duruyor. Allah bilgisi, Allah vahyi ve o vahyi en güzel örnekliliğiyle kendilerine sunan Allah elçisi ayan beyan, taptaze, dimdik karşılarında... Daha önce Mûsâ’ya (a.s), Îsâ’ya (a.s), İbrahim, Nuh, Hud, Salih’e (a.s), Hz. Yusuf (as)’a gönderilen vahiy şimdi son elçi Muhammed (sav)’le kendilerine gönderilmişti. Tarihin hiçbir döneminde insanları vahiy bilgisinden, hidâyetten mahrum bırakmayan rahmeti bol olan Allah şimdi de bu rahmet kapısını kendilerine açmıştı. Peki, acaba niye bu insanlar Rahmân’ın bu rahmetinden istifadeye yanaşmıyorlar? Acaba niye bu insanlar kendileri için rahmet olan Allah vahyine, Allah’ın ilmine kulak vermiyorlar? Niye ilgisiz davranıyorlar bu Kitaba da kendi istek ve arzularını ilahlaştırıp, kendi hevâ ve heveslerini sistemleştirip, kendi oluşturdukları putlara, kendi oluşturdukları yasalara tapınıyorlar? Hz. Yusuf (as) da kendi kavmini uyarmıştır:

“Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilâhlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı?”

 “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf Sûresi/39-40) 

Hz. Yusuf (as) zindanda halkın dediğinin değil, Hakk’ın dediğinin olacağını haykırıyor. Allah dışında ortaya çıkmış müteferrik ilahları reddettiğini ilan ediyor. Bu dünyada kullarının hayat programlarını belirleme hakkı, kullarına yasa belirleme hakkı sadece Allah’a aittir. Yaşanan bu hayatın kanunlarını, değer yargılarını belirleme hakkı sadece Allah’a aittir. “Hakk’ın dediği olur” cümlesinden murad, “Allah’ın dediği olur” demektir. El-Hak olan Allah buyuruyor: “İş (hayat idaresi) hususunda onlarla istişare et.”  (Âl-i İmran Sûresi/ 159) El- Hak olan Allah, Müslüman halkın istişarede bulunmalarını ve işlerini istişareyle yürütmelerini emrediyor. Demokrasi, halkın kendi iradesiyle idarecisini seçme hürriyeti değildir. Demokrasi, zindandaki mahkûmların kendi gardiyanlarını seçme hürriyetidir. Dolaysıyla Demokrasi; zindanda kalmanın, mahkûm olarak yaşamanın garantisidir. Günümüzde sihirli bir hurafe olarak tekrarlanan “Halk ne diyorsa doğru odur. Halkın dediği olacaktır” cümlesi, Müslüman insanı dinden ve imandan eder. Diyelim ki; bir beldede, bir memlekette halkın tümü zina etmek, faiz alıp vermek, içki içmek hususunda ittifak etseler, buna doğru mu diyeceğiz. Halkın dediği, halkın ittifakı, el- Hak olan Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını da helal yapmaz. Bunun aksini iddia edenler, dinlerini ve kıblelerini seyyar hale getirenlerdir. Rabbimiz Peygamberimizin üzerinden uyarıyor:

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” (En’am Sûresi/ 116)

Toplumlar âbâd olur, önderleri âlimse. Toplumlar berbâd olur, âlimleri zalimse. Zalim olan âlimler belâ, âlim olmayan önderler kerbelâdır.

Âlim olmayan önderlerin peşinde gitmek sapıtmak için yeter. Zalim olan âlimin peşinden gitmek ölümden beter.

“Geçme namerd köprüsünden ko aparsın su seni. Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni.”

Kurtulmak istiyorsan her meselede Hakk’ın hükmünü ara bul, halkın Hakk’a isyanına boyun eğmekten kurtul.

Hakk’ın dediğini esas alan hilafet nizamının ilgasından bu yana Hakk’ın hükmünün yokluğunda kurtuluş kapısı bize açılır sanmıştık. Halkın dediğini Hakk’ın dediğinin önüne ve yerine geçirdikçe her gün biraz daha karanlığa, yoksulluğa, yolsuzluğa alıştık. Halkın hükmü bizden saadeti çalıyor. Hakk’ın hükmünün ve hâkimiyetinin yokluğunda her gün bize yeni bir karanlık kapısı açılıyor. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hanefi NAZLI

Allah sizi Aziz edip mukafatlandirsin.
  • Yanıtla

Sıtkı

Keske her alim alim sizin gibi gercegi yazsa. MALESEF laikligi demokradiye cagiran o kadar cok hoca Varki Hatta feminizme lgbt ye arka cikan ilahiyat mezunu kadin sozde hocalar her gun toplumu zehirliyor.Suret i hsktan goruken bu sahte karlar batilı hak , Hakki batil gibi gosteriyorlar.Ee Istsnbil sozlesmesini getirenler ateisler din dusmanlari degildi Bizdeis gibi goruken Munafiklardi.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23