--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Günahlarımız düşmanlarımızdan daha tehlikelidir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
7

Günahlar şaha kalktığında göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Para-pul ile makam-mevki ile imtihan olunan çarşıda herkes başka tükenir. 

Allah yolunda bizi düşmanımız değil, günahlarımız bekletir. Çünkü bütün zaman ve zeminlerde insanı günahlar tüketir. Hz. Ömer (ra)’den nakledilir. Cihada gönderdiği mücahitlerine şöyle seslenir: “Sizler düşmanlarınızın çokluğundan korkmayın, günahlarınızdan korkun. Zira sizi düşmanlarınıza galip getiren şey düşmanlarınızın Allah’a olan isyanlarıdır. Allah sizlerin kılıçlarıyla onları cezalandırıyor. Eğer sizler de düşmanlarınız gibi Allah’a isyan ederseniz, o zaman Allah sizden desteğini çeker, size yardım etmez.”

Günahlar sizden uzak oldukça varsın dünya size düşman olsun. Zafer sizindir düşmanın gönlü gamü kederle dolsun.

Günahlar çarşısında ruhumuzu kaybettik. Vakit ruhumuzu arama ve kendimizi onarma zamanıdır. Toplum içinde iyi bir Müslüman, güzel bir mücahid olarak görünebilirsiniz, ama Allahû Teâla siz yalnızken ne yaptığınıza da bakacak. Sizi düşmanlarınız değil, günahlarınız yakacak. Günahlarımız hakiki düşmanlarımızdır. Düşmanı dışarıda aramak yanlıştır. Meyhane ve cami aynı yol üzerindedir. Herkes gittiği yola göre değer kazanır.

Düşman karşısında sefersizliğe, sessizliğe, savrulmuşluğa, ölü toprağı serpilmişliğe gömülmüş olanlar, kendi günahlarına yenik düşenlerdir. Günahlardan tevbe etmenin adı Âdemleşmek, günahta ısrarın ismi ise İblisleşmektir. 

Günahlarımız, hezimetlerimizin garantisidir. Siyaset-i şer’iyyeyi sürgüne göndermiş bir politika fedaisi şu itirafta bulunuyor: “İktidarın şehvetine yenik düştük. Kibir budalalarına dönüştük. En fenası bizi iktidara taşıyan garip gurabadan, fakir fukaradan koptuk. Onların ulaşamadığı insanlar haline dönüştük. Onlara uğramaz olduk. Onlarla ağlamaz onlarla gülmez olduk. Kibrimizle Allah’ı ve halkımızı gücendirdik. Korkarım ki bu gidişat siyasi hezimete dönüşecektir.” Be hey gafil bundan daha büyük hezimet mi olur? Kibirle Allah’ı ve halkı gücenirmişsiniz bundan daha büyük hezimet mi olur? Bunu hezimet saymıyorsan bil ki yaptıklarının hepsi şeytana hizmet olur!

İbrahim sandıklarımız Nemrud çıktı. Musa sadıklarımız Firavun çıktı. Harun sandıklarımız Karun çıktı. İdris sandıklarımız İblis çıktı. Hüseyin sandıklarımız Yezid çıktı. Gece gündüz çalış İslâm’a, Müslümanlara, ümmete faydalı olayım diye… Sonra da sayenizde din ile iman ile ümmet ile yakından veya uzaktan alakası olmayan yepyeni bir haramzadeler zümresi yarınlara armağan edilsin. Bu, vicdanı diri olan mü’min insanı dilhun eden bir durumdur. İşte budur bizi üzen. Nerdesin ey haramzadelere geçit vermeyen İslâmî düzen? Haramzadelerin yetişmesine sebep olmak, önayak olmak, Rabbül âleminin gazabına müstehak olmaktır. Şimdi her birimiz kendi nefsimize soralım; “Rabbimi gücendirdim” sancısı diye bir şey yaşıyor muyuz? veya “günahtan sakınmak” diye bir meselemiz var mı? Bizi düşmanlarımız değil, günahlarımız bitirecek. Günahlar hafife alınamaz. Hz. Peygamber bu konuda bizleri uyarıyor: “Mü’min, işlediği küçük bir günahı bile tepesinde dikilip üzerine düşeceğinden korktuğu bir dağ gibi görür. Buna karşılık günahı kanıksamış kimse onu burnunun üzerinden geçen sinek gibi kabul eder.” (Buhârî, “Daʿavât”, 4) Mü’minler günahlardan içtinap etmekle bilinirler. Münafıklar ise günahlara sevdalanmakla meşhur olurlar. Günahlarımız belki bizi meşhur yapar ama meşru yapmaz. Biz meşru olmayı ve meşru kalmayı, meşhur olmaya tercih ettiğimiz gün düşmanımıza yenildik. “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” Ülkenizi, milletinizi; “Cümle Haramlar Partisi”nin şerrinden korumak ve arındırmak için yola çıkmışsanız, haramı ve haramzadeleri alkışlayamazsınız, bağrınızda barındıramazsınız. Aksi halde haramların kavgasını verenlerden bir farkınız kalmaz. Bu nedenle diyoruz ki; haramlara müşahid olanlar, her harama müsaid olanlar, mücadelemizin namusuna tecavüz edenlerdir!

Dava için çıktığımız yolda davarların peşine takılıp gittik. Züleyha’lara rastladık yolda… Nefsimizin ardına düşüp gittik. Ne Yusuf olabildik ne de ben Allah’tan korkarım dedik… Zindanlar bize göre değildi, yırtılmasına bile fırsat vermeden çıkarıp attık gömleklerimizi… Biz kuyuya düşmedik, kuyu içimize düştü… Pusuda bekleyen haramzadeler bizi bölüştü.

Öyle bir zamana düştük ki; ülkemizde eminler hain, hainler emin oldu. Nesl-i Karun yeniden zengin oldu. Ebu Müslim Horasani der ki: “Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu!”  Gelinen noktada behemehâl durum muhakemesi şarttır. Hakk’ın hatırı âli tutularak âdilere yol gösterilmelidir. Âdiller ile âdiler bir arada olmaz. Birlikte yola çıktıklarınızı yolda bulduklarınıza feda ediyorsunuz, hedefe varmadan yarı yolda fena olmaya mahkûmsunuz. 

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Haktan yana

10 Kasım 2021 19:37

Allah sizden razı olsun Mustafa kardeş.

Mehmet Nejat

20 Ekim 2021 17:50

Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş Mustafa Bey. Bu eleştiriler, bu hesaplaşmalar, bu temizlenme-arınma dikkate alınıp yapılmadığı takdirde sonu hüsran olacak bir gidiş ve akıbet bizleri beklemekte vesselam Saygılar

Hüseyin

20 Ekim 2021 14:58

Bugüne kadar okuduğum duyduğum en yerinde tespitlerden eleştirilerden birisini daha kaleme aldın Mustafa kardeşim Akit gazetesinin okuyucularından birisi olarak şahsen benimde düşüncelerime tercüman oldun inanıyorumki bu tesbitlerin milyonlarca insanında hislerine tercüman olmuştur ve ayrca en önemliside bu yanlışları görenlerin bilenlerin en büyük ve belkide tek korkuları oy kaybetmek ikdidarı kaybetmek olduğuda tutumlarından ve beyanlarından anlıyoruz Bu zevatın Allah korkusu diye Din iman gider diye Ailenin toplumun milletin ahlakı bozulur diye bir dertlerinin olduğuna dahil hiçbir emare göremiyoruz Milletin yada seçmenin bu işlere tepkisini bilmeseler duymasalar inanıyorumki öz eleştiri yapmaları biryana bu yapılanları bağıra bağıra savunduklarını duyardık zira bu yanlışları yapanlar ısrarla ve inatla aynı yolda devam ettiriyor öz eleştiri yapanlarda milleti yatıştırmanın oyalamanın derdinde

Sadece soruyorum

20 Ekim 2021 13:34

Peki hocam ihale yapılmadan devlet için en uygun fiyat belirlenip anlaşma yapmadan hastane temeli attırıp sonradan ihaleyi inşaata başlamış firmaya vermek günah mıdır?

engineer

20 Ekim 2021 12:47

Haramzadelerin yetişmesine sebep olmak, önayak olmak, Rabbül âleminin gazabına müstehak olmaktır.

umursuyor muyuz? hayır!

20 Ekim 2021 09:52

bu hususta ikinci Lema’nın okunması tavsiye olunur; bizim kalbî hastalıklarımızın Eyyüb as’ın yaralarından çok daha ağır olduğu hakkındadır.

İbrâhim Serdar

20 Ekim 2021 04:37

Yazınızı beğendim.Kadisiye savaşında komutan Sa'd bin Ebu Vakkas (r.anh) Halife Hz Ömer(r.anh) dan yardım isteyince ona طريق النصر(Zaferin yolu) unvanıyla bir mektup yazar. Özetle siz yazdınız. Günümüzde referansımız bu olmalı.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle