--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fakirlerimizin ihtiyacı, zenginlerimizin israfı kadardır(3)

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
5

İsraf; çılgınlık ve aşırılıktır. İsraf itidâli aşmak, mâkul sınırı zorlamak, ortayoldan ayrılmaktır. İsrafa varmayan mûtedil bir tüketim, nimetleri insan gözünde daha sevimli ve çekici kılar. Her gün her istediğini yiyen, giyen, ya da başka türlü tüketen kişinin gözünde nimetlerin değeri küçülür. Kendi iradesiyle israfa düşmeyen ve bazı isteklerini frenleyebilen insan daha mutludur; çünkü nimetler, gözünde daha değerlidir.

İsrafa alışan insan başkalarını düşünmez hale geldiğinden toplumda sınıf farklılıkları arttıkça zenginlerin müsrif tavrı fakirleri ezmekte, onları da israfa yönlendirecek bir takım sosyal yaralar açmaktadır. Tüketim arzusu, insanda fıtrî bir arzudur. Bu arzu insanı tûl-i emel ve hırs adı verilen dünya nimetlerine sahip olma ve dünyanın peşinden koşma duygusuna yöneltir. Tüketim ve israf, insanı egoist ve bencil yapar. Yasak olan israf, insanın kendisi için yaptığı lüzûmundan fazla harcama ve tüketimdir. Yoksa başkaları için yapılan harcamalarda israf söz konusu değildir. Nitekim ahlâki bir esas sayılan “fütüvvet” anlayışına göre insanın nefsi için yaptığı masraf israf sayıldığı halde; dostu için yaptığı masraf, ne kadar çok da olsa, israf sayılmamıştır. İslâm’ın emrettiği iktisad; Allahû Teâla’nın tesbit ve tayin buyurduğu helal ve haram hududlarına riayet ederek sınırsız ihtiyaçları sınırlı kaynaklardan karşılama ilminin adıdır. Bu ilmi kaybetmiş bir toplumun müsrifler çetesine yenik düşmesi kaçınılmazdır.

Çerçevesini israfın belirlediği tüketim alışkanlıklarımız, bizi haramın köleleştirilmiş tüketicileri olmaktan öteye götüremezler. Günümüzde ulaşımla felce uğratılan, programlarla uykusuz bırakılan, hormon tedavisiyle zehirlenen, hoparlörlerle susturulan, yiyeceklerle hasta edilen aç ve açıkta kalmış yığınların arasında ortaya çıkan putçu bir azgın azınlığın şımarıklıkları hak ve hukuk ile terbiye edilmedikçe israf denizinde boğulanların sonu gelmeyecektir.

İslâm ile idare edilmeyen Müslüman bir toplum, israfçı azgın putçu azınlığa yenik düşmüş demektir. İslâm ile idare edilmeyen ömürler, sahte ilahların hevâ ve hevesleri uğruna israf edilen ömürlerdir. Şunu bilelim ki; modern zamanlar, Allah’ın ilahlığına, Rabliğine, hükmüne ve hâkimiyetine başkaldıran Samiri’nin “altın buzağı”sının cilalanıp tedavüle sunulduğu zamanlardır. Öyle ki “altın buzağı” çeşitliliği ve müşteri hacmi ciddi bir tırmanış gösteriyor. Buzağıların pazarlanabilirlik payı yükseldikçe buna ters orantılı olarak düşüşe geçen değerlerle karşılaşıyoruz. “Altın buzağı”lar çoğu zaman modernizm ambalajı ile müşterilerin beğenisine sunuluyor. Konformizm, hedonizm (hazcılık), pragmatizm (faydacılık), oportünizm (çıkarcılık), sekülerizm (dünyacılık) dünyayı bir çağdaş buzağıhaneye dönüştürdü. Kapitalizmin altın buzağısı, insanlara dünya cenneti vaat etti. Fakat tersi oldu. Hayatı cehennemleştirme ile sonuçlandırdı. “Her şey insan için” sloganı ile yola çıkan kapitalizm önce insanı esir aldı. İnsanın değeri tüketim gücü ile ölçülür oldu. İsrafın ve masrafın kulları, Allah’ın kullarının önüne ve yerine geçti. İnsanlar kendilerine eşyadan, aletten, edavattan, ciladan, boyadan ilahlar edindiler. Fakirin bir aylık ihtiyacını giderecek serveti, bir saatliğine manikür pedikür salonlarında harcadılar.

İslâm topraklarında dünyevileşen Müslümanlar tarafından ortaya konulan “Rabbena hep bana” anlayışı sayesinde eşya değer kazanırken insan ve insanlık ucuzladı. İnsan yaptığı aletlerin aleti oluverdi. Helale, harama riayet etmeden, iktisatsız tükettikçe tükeniyoruz, harcadıkça harcanıyoruz. Halkı Müslüman bir ülkede insanın eşyalaşması, hele hele kadının cinsel yönden metalaşması yadırganmıyorsa; israf tarafından vicdanlar delinmiş, iman ise yara almıştır. 

Müslümanların yaşadığı bir toplumda reklam, rekabet, rant, reyting toplumun en çok kullandığı kelimeler haline gelmişse; riyanın toplumsal bir maraza dönüştüğü, israfın hayata amir olduğunun açık alâmetidir.Allah’ın israf edenleri sevmediğini bildiğimiz halde, savurganlığın şeytanla kardeşlik kulvarı olduğunu duyduğumuz halde, nasıl bu hale geldik? Allah’ın razı olmadığı bütün harcamalar israf cümlesindendir. Rabbimizin kesin uyarısı şudur: “Müsriflerin işlerine (düzenlerine, kanunlarına) itaat etmeyin” (Şuara Sûresi/ 151) Hilafetin ilgasından sonra ülkemizde İslâm’ın önüne ve yerine geçirilen Kapitalizm insan ihtiyaçlarını karşılamayı değil, sürekli yeni ihtiyaçlar üretmeyi hedefleyerek hazzı ve hızzı kamçılayan lanetlenmiş bir düzendir. Bu düzenin doğrudan ve dolaylı olarak dayatmasıyla insanlar AVM’lere ihtiyaç için gitlmiyor, “bakalım yeni çıkan ne var” güdüsüyle hareket ediliyor. Reklam, rekabet, rövanş, rant, reyting, israf psikolojisinin arka planını öne çıkarıyor. Şunu bilelim ki; asrımızda israfın diğer bir ismi de; modadır, markadır, modeldir, tarzdır. Bir yerde ihtiraslar ve hırslar ihtiyaçları belirliyorsa, hayatlar israf rüzgârlarıyla savruluyor demektir. Har vurup harman savurmalar, hayatın hayır ve bereketini bırakmadı. İhsan ve infaktan kopan bir toplumun israfı olur insafı olmaz! 

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

10 Şubat 2021 19:33

İbn-i Hayyan (721-815) ... El-Hârizmî (780-850) ... 3. El-Kindî (801-873) ... 4. Zekeriyyâ er Râzî (865-925) ... El-Battanî (858-929) ... Farabî (872-950) ... 7. İbn-i Heysem (965-1040) ... 8. El - Birunî (973-1048) Kansere veya covid 19 ilaç bulan varmı.? On milyonlarca Milyar dolar gelir beklenen kelliğe ilaç bulan varmı.? İslâm Selçuklu ve Osmanlı'ya Şia üzerin den gelmiştir. Turkiyede anlatılan İslâm Şia ve mistik buduizim dinlerinden etkilenen toplumlardan geldi. Âlimler ve yaşadıkları toplumlar. Müslim =İran'lı İbn Mace =İran' lı Ebu Davud =İran'lı Buharî = Özbekistan Nesai = Özbekistan Hadis alimlerinin hiç biri Arap değil araplar hadis yazmamış lar https://youtu.be/_86RUdmUWtk İslâm ne çektiyse ledun culardan ebced cifir remil cilerden çekti Kamalist 19 cular, Şimdide Kurancı  19 cular çıktı. Allah subhanehu ve teala aşkına yeter artık insanlığa faydanız varmı insanlığa faydalı bir buluşu olmayan büyücüler, muskaçılar, rakamlarla oynayanlar. Kafir bilimle teknolojiyle rakamlarla aya ulaştı, her çeşit ilim onlarda. Siz sahi siz ne yaptınız? Karı koca arasını açanlar, yetmedi âyetleri ebced cifirle hesap yaparak yazdığınız kitapları öv dürdünüz. Hepiniz aynı sınız ya ayet eksiltiyorsunuz yada  ekliyorsunuz . Ebced cifir remil ledun cular 19 cular tevbe edin Nasuh tevbesi iman tazeleyin Allah subhanehu ve teala lanet ediyor lanet. Kimsenin bilmediği ilim değil insanlığa yol gösteren Gerçek İslam alimleri. Hacım demek islami uygulama değildir. Allah subhanehu ve teala para nasip etmiş hacca gitmiş. Hacdan gelene ünvan vermer. Şunu demek degil mi nasılsın namaz kılan, nasılsın oruç tutan, zekat veren demekten ne fark var ibadet unvan değildir. Bu vuslat amelleri iman zannedenlerde var. Iyimisin oruç tutan amca, teyze.!!

Hanefi NAZLI

10 Şubat 2021 14:42

Muhterem hocam Islamın yerine getirdikleri bu bozuk düzende helalden,haramdan,saygıdan,sevgiden mahrum,habersiz yetişen insanlar başta kendi hayatı olmak üzere her şeyi israf ediyor.Guzel konulara değinyorsunuz.Allah sizi aziz eylesin.

Avni Avşar

10 Şubat 2021 13:37

İslâm'ı hayatı tüketen bir meseleyi kaleme almışsınız. Müslümanlarda israfın sınırı bile kalmadı. Helale doğru gidiyoruz. Ulema ve ümera herkes kendini sıtçeguya çekmelidir. Biz Müslümanlar bize ait olmayan bir hayatı yaşıyoruz. Allah hepimize basiret ve firaset nasib etsin. Yazınız hissiyatımıza tercüman olmuş. Allah razı olsun , kaleminize güç kuvvet versin.

Şâhika

10 Şubat 2021 05:16

Tam da dediğiniz gibi Mustafa bey, benim de etrafımda gözlemlediğim bir konu, lütfen bu konuyu işlemeye devam edin, israf edenler Kur'an'da "saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir" şeklinde tanımlanmakta.. Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın, ayaklarınızı ve ayaklarımızı sırat-ı mustakîm de sâbit kadem eylesin...

Yasemin

10 Şubat 2021 03:59

Şu, başlık ne güzel, ne anlamlı

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle