Emperyalistlerin etki ajanları/2
Türkiye’de kamuoyu, neredeyse I. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaygın biçimde kullanılan “nüfuz casusu”, “etki ajanlığı”nın öteki ismidir. Etki ajanları üç ana grupta toplamak gerekir: “Profesyoneller”, “Satın alınabilir Aydınlar” ve de “Sempatizanlar” (amatör muhipler).
Profesyoneller yurtiçinden ya da yurtdışında yaşayanlar arasından seçilir ve bilahare kendi ülkelerinde özel eğitime tabi tutulur.
“Satın alınabilir Aydınlar” özellikle ulus-devlete geçiş aşamasının sancısını çeken toplumlarda, özellikle de Üçüncü Dünya Ülkelerinde en çok rastlanılan metadırlar, borsa değerleri vardır; özellikle medyada, bürokraside ve siyaset sahnesinde boy gösterirler. Örneğin, “yönlendirici ajan” statüsünde etkili bir gazeteciye ya da medya patronuna sahipseniz, yüzbinlerce okuyucuyu ve siyasal iktidarı doğrudan etkileyecek bir silâha da kavuşmuş olursunuz. Keza, bir tarikat-cemaat şeyhini satın almışsanız, yüzbinlerce müridini de “yularından tutma” ve de gelecekte güdümünüzde bir halk hareketi başlatma gücüne sahip olursunuz.
“Sempatizanlar” ise hedef ülkelere yoğun biçimde yönlendirilen kültürel emperyalizmin kesintisiz silahı olan kitle iletişim, eğlence ve eğitim araçlarından (sinema, müzik, moda, internet, televizyon vb.) olumsuz biçimde etkilenen tüketicilerdir. Parasal ya da siyasal güç için en güçlü bir devletin himayesi altına girmeye can atanların yanı sıra, örneğin “green card” için ulusal onurundan ve gururundan gönüllü olarak vazgeçebilenler de bu gruba girerler. İşte bu kesimi sürekli zinde tutabilmek için örneğin ABD’nin her yıl gerçekleştirdiği tüm dünyada 50.000 şanslıyı(!) belirleyen lotaryaları hatırlamak yeterlidir. Etki ajanları, her üç kategoride de özellikle kendi ülkesine ve toplumuna aidiyet duygusu zayıf, parasal ve siyasal güç için her türlü ilişkiye girme eğilimli olanlardan meydana gelmişlerdir.
Türkiye’deki etki ajanlarının tarihçesi, gerçekte Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar gitmektedir. Ekonomik, hukuksal ve siyasal kapitülasyonlarla Osmanlı Devleti’nin elini kolunu bağlayan; etnik ayrılıkçılıkları kışkırtan; insan haklarını tek taraflı bir istismar ve baskı aracı olarak kullanan büyük devletler, az sayıda da olsa kendi etnik ajanlarını yetiştirmeyi, böylece kontrol unsurunu daha köklü biçimde elde tutmayı ihmal etmemişlerdir. I. Dünya Savaşı döneminde Anadolu’da 1000’i aşkın yabancı kolej olduğunu; örneğin Merzifon’daki Amerikan Koleji’nin Pontuscu Rum Çetelerinin, Tarsus’daki Amerikan Koleji’nin de Taşnak ve Hınçak Çetelerinin karargâhı olarak kullandıkları bilinen bir gerçektir.
Etki ajanları istihbarat servislerine ve uluslararası şirketlere çalışırlar.
Etki ajanları;
Politikacı
İş adamı
Hoca
Sanatçı
Asker
Bürokrat
Siyasetçi
Akademisyen
Medya
Gazeteci
Yazar
Hukukçu gibi her alandan olurlar.
Etki ajanı, hizmet ettiği güç adına yönlendirme yapar.
Bu elemanlar ülkelerin içinden seçilip ekonomiden siyasete, sanat dünyasından hukuka kadar mayın gibi her yere yerleştirilir. Ülkeler ve liderleri ne zaman memleket hayrına bir faaliyet yapsa dışarıya hizmet eden etki ajanları eş güdümlü olarak harekete geçirilir. Sinsi konuşmalar yaparlar.
Türkiye’ye “Nüfuz” eden “Batı”, “Batı” ile işbirliği yapan “Etki Ajanları” yani “Nüfuz Casusları”na borçludur. Batı dediğimiz Avrupa kökenli kavimler sömürme maksadıyla ülkeler işgal ve istilâ ederler. Avrupa ülkelerine sırtlanlar ve tilkiler kulübü demek mümkündür. Bir üçüncü dünya ülkesine gösterdikleri ilgi ve güler yüz tilkinin tavuğa gösterdiği güler yüzle aynı şeydir. Yani yutmak için fırsat kollama taktikleridir. Yine bir araya gelerek seferler, savaşlar tertip etmeleri sırtlanların yaptığı gibi aslanın ağzındaki lokmayı almak içindir. Haçlı seferlerinde olduğu gibi… Amerika’ya, Afrika’ya, Avustralya’ya hep bu maksatlarla gitmişlerdir. Doymak bilmeyen çok büyük bir açlıkla yamyam sürüleri gibi bu kıtaların zenginliklerini fütursuzca yağmalarken, yerli insanlarını ölümüne, aç-susuz çalıştırmışlardır. Yerli halklara kendi hayvanlarına verdikleri değerin zerresi kadar değer vermemişlerdir.
Ülkeler için esas tehlikeli olanlar “klasik istihbarat ajanları” değil, hemen her yere sızan veya devşirilen etki ajanlarıdır. Türkiye’de bunların kontrol etmeye çalıştığı gruplar var, siyasi partiler var. Mesela bazı siyasi partiler tamamen kontrollerinde, bunların güdümünde hareket ediyorlar. Bazı partilerin içinde de bunlara hizmet edenler var, özellikle de medya ayağını küreselcilerin adamları oluşturuyor. Yani onlar siyasi partileri kontrol etmeye çalışıyorlar, siyasi partiler de kapasitelerine göre onlarla flört ediyorlar. Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan ülkeleri, emperyalistlerin emellerine hizmet eden uysal koyunlara dönüştürmek, etki ajanlarının en önemli faaliyetlerindendir. Emperyalistlerin emri üzere hükümetleri yıkmak ve yeni kukla hükümetler kurdurmak bunların faaliyetlerindendir.







