--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Emperyalistlerin etki ajanları/2

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
5

Türkiye’de kamuoyu, neredeyse I. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaygın biçimde kullanılan “nüfuz casusu”, “etki ajanlığı”nın öteki ismidir. Etki ajanları üç ana grupta toplamak gerekir: “Profesyoneller”, “Satın alınabilir Aydınlar” ve de “Sempatizanlar” (amatör muhipler). 

Profesyoneller yurtiçinden ya da yurtdışında yaşayanlar arasından seçilir ve bilahare kendi ülkelerinde özel eğitime tabi tutulur. 

“Satın alınabilir Aydınlar” özellikle ulus-devlete geçiş aşamasının sancısını çeken toplumlarda, özellikle de Üçüncü Dünya Ülkelerinde en çok rastlanılan metadırlar, borsa değerleri vardır; özellikle medyada, bürokraside ve siyaset sahnesinde boy gösterirler. Örneğin, “yönlendirici ajan” statüsünde etkili bir gazeteciye ya da medya patronuna sahipseniz, yüzbinlerce okuyucuyu ve siyasal iktidarı doğrudan etkileyecek bir silâha da kavuşmuş olursunuz. Keza, bir tarikat-cemaat şeyhini satın almışsanız, yüzbinlerce müridini de “yularından tutma” ve de gelecekte güdümünüzde bir halk hareketi başlatma gücüne sahip olursunuz. 

“Sempatizanlar” ise hedef ülkelere yoğun biçimde yönlendirilen kültürel emperyalizmin kesintisiz silahı olan kitle iletişim, eğlence ve eğitim araçlarından (sinema, müzik, moda, internet, televizyon vb.) olumsuz biçimde etkilenen tüketicilerdir. Parasal ya da siyasal güç için en güçlü bir devletin himayesi altına girmeye can atanların yanı sıra, örneğin “green card” için ulusal onurundan ve gururundan gönüllü olarak vazgeçebilenler de bu gruba girerler. İşte bu kesimi sürekli zinde tutabilmek için örneğin ABD’nin her yıl gerçekleştirdiği tüm dünyada 50.000 şanslıyı(!) belirleyen lotaryaları hatırlamak yeterlidir. Etki ajanları, her üç kategoride de özellikle kendi ülkesine ve toplumuna aidiyet duygusu zayıf, parasal ve siyasal güç için her türlü ilişkiye girme eğilimli olanlardan meydana gelmişlerdir.

Türkiye’deki etki ajanlarının tarihçesi, gerçekte Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar gitmektedir. Ekonomik, hukuksal ve siyasal kapitülasyonlarla Osmanlı Devleti’nin elini kolunu bağlayan; etnik ayrılıkçılıkları kışkırtan; insan haklarını tek taraflı bir istismar ve baskı aracı olarak kullanan büyük devletler, az sayıda da olsa kendi etnik ajanlarını yetiştirmeyi, böylece kontrol unsurunu daha köklü biçimde elde tutmayı ihmal etmemişlerdir. I. Dünya Savaşı döneminde Anadolu’da 1000’i aşkın yabancı kolej olduğunu; örneğin Merzifon’daki Amerikan Koleji’nin Pontuscu Rum Çetelerinin, Tarsus’daki Amerikan Koleji’nin de Taşnak ve Hınçak Çetelerinin karargâhı olarak kullandıkları bilinen bir gerçektir.

Etki ajanları istihbarat servislerine ve uluslararası şirketlere çalışırlar.

Etki ajanları;

Politikacı

İş adamı

Hoca

Sanatçı

Asker

Bürokrat

Siyasetçi

Akademisyen

Medya

Gazeteci

Yazar

Hukukçu gibi her alandan olurlar.

Etki ajanı, hizmet ettiği güç adına yönlendirme yapar.

Bu elemanlar ülkelerin içinden seçilip ekonomiden siyasete, sanat dünyasından hukuka kadar mayın gibi her yere yerleştirilir. Ülkeler ve liderleri ne zaman memleket hayrına bir faaliyet yapsa dışarıya hizmet eden etki ajanları eş güdümlü olarak harekete geçirilir. Sinsi konuşmalar yaparlar.

Türkiye’ye “Nüfuz” eden “Batı”, “Batı” ile işbirliği yapan “Etki Ajanları” yani “Nüfuz Casusları”na borçludur. Batı dediğimiz Avrupa kökenli kavimler sömürme maksadıyla ülkeler işgal ve istilâ ederler. Avrupa ülkelerine sırtlanlar ve tilkiler kulübü demek mümkündür. Bir üçüncü dünya ülkesine gösterdikleri ilgi ve güler yüz tilkinin tavuğa gösterdiği güler yüzle aynı şeydir. Yani yutmak için fırsat kollama taktikleridir. Yine bir araya gelerek seferler, savaşlar tertip etmeleri sırtlanların yaptığı gibi aslanın ağzındaki lokmayı almak içindir. Haçlı seferlerinde olduğu gibi… Amerika’ya, Afrika’ya, Avustralya’ya hep bu maksatlarla gitmişlerdir. Doymak bilmeyen çok büyük bir açlıkla yamyam sürüleri gibi bu kıtaların zenginliklerini fütursuzca yağmalarken, yerli insanlarını ölümüne, aç-susuz çalıştırmışlardır. Yerli halklara kendi hayvanlarına verdikleri değerin zerresi kadar değer vermemişlerdir.

Ülkeler için esas tehlikeli olanlar “klasik istihbarat ajanları” değil, hemen her yere sızan veya devşirilen etki ajanlarıdır. Türkiye’de bunların kontrol etmeye çalıştığı gruplar var, siyasi partiler var. Mesela bazı siyasi partiler tamamen kontrollerinde, bunların güdümünde hareket ediyorlar. Bazı partilerin içinde de bunlara hizmet edenler var, özellikle de medya ayağını küreselcilerin adamları oluşturuyor. Yani onlar siyasi partileri kontrol etmeye çalışıyorlar, siyasi partiler de kapasitelerine göre onlarla flört ediyorlar. Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan ülkeleri, emperyalistlerin emellerine hizmet eden uysal koyunlara dönüştürmek, etki ajanlarının en önemli faaliyetlerindendir. Emperyalistlerin emri üzere hükümetleri yıkmak ve yeni kukla hükümetler kurdurmak bunların faaliyetlerindendir. 

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

gülsüm yorgancı

28 Temmuz 2022 01:54

Bulgaristan ve Norveç vatandaşları Elini kolunu sallayarak sadece kimlikle ülkeme gelebilecek ama biz pasaport ve onlarca işlemden sonra kabul edilebilirsek vize ile gidebileceğiz SEBEP ?... Bu ülkelerle kapitülasyonlar mı var ? Neden anlaşmalar karşılıklı değil ?

Süleyman Sırrı Dinçer

27 Temmuz 2022 23:59

Kaleminize , yürkeğinize sağlık Kardeşim. Keşke milyonlarca kişiye ulaşsanız da özellikle gençler yazdığınız gerçeklerin farkına varsalar.Selamlar , saygılar.

Allah razı olsun.!

27 Temmuz 2022 15:52

Şahane bir yazı. Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın.

Göktuğ

27 Temmuz 2022 10:39

"Cesasız kalmış suçtan daha teşvik edici bir şey olamaz" Türkiyenin içinde bulunduğu bu durum tabiki sadece dış güçlere bağlanamaz ama dış ayağını yazar çok güzel özetlemiş, haçlılara direnmeyin diyen kişinin hala peşinden gidenler varken tüm muhaleftin bunlarla aynı dili kullandığı ortamda, bunları söylediğin zaman sırıtanlara bir şey anlatılmaz. Bunlar hainliğinin bedelini ağır bir şekilde ödemezlerse kazançlı çıkarlarsa, hiçbir değeri olmayan bu sözde vatandaşlar(devşirilmiş sömürge artıkları) hainlikten niye vazgeçsin.Yazarımızın buna kafa yorması bence daha uygun olur Bunlara nasıl bir bedel ödetmeliyiz.

Okır

27 Temmuz 2022 09:34

Hocam chapeli zenginnernen iyi bartili zenginner hem herşeyi zam yabıyor hem de Amarikalınannan Almanlarnan iş dutuyor arabları fakir olduğu için sevmiyorlar zenci müslümanları da zenci diye ezikliyollar müslümannarın karaderili zenci sarı derili cinli ve ya kızırderili diye ayırması yannışdır gerçi biz arkadaşnarnan kızırderili müslüman var mı varısa ne yabıyorlar kaç tane diye heb sorduk cevab alamadık hacca gidenlere sorduk onnarda görmemiş bir hacıabimiz 4 kere hacca gitdi orada bir adam görmüş adam ben rusum demiş ama aslında eskino diye bir millet denmiş abimizgemen annamış çünkü bütün müslümannar içinde enzeki olannar Türk dür

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle