--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünya Suriye firavunundan daha küçük mü?

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
17

Yaşadığımız bu asırda genelde dünyanın, özelde ise Müslümanların gözleri önünde Suriye’de Beşar Esed denilen kanlı ve katliamlı bir firavun, bir milyonun üzerinde masum insanı katletti. Dünyanın bu firavunu durdurmaya, canını cehenneme postalamaya gücü yetmedi. “Birleşmiş Milletler Teşkilatı”, Suriye firavunu Beşar Esed’in katliamları karşısında adeta bir “Birleşmiş Leşler Teşkilatı”na dönüştü. Dünyada hak ve hukuk olsaydı, hak ve hukuk adına hareket eden bir teşkilat olsaydı bu kanlı katil çoktan cehenneme postalanırdı. Suriye’nin kanlı-katliamlı firavunu Beşar Esed hukuk eliyle idam edilip cehenneme gönderilmediğine göre;  hala onu muhatab alan Küresel Dünya Düzeni de bir katiller düzenidir. 

“Dünya beşten büyüktür” söylemi, küresel dünya düzenine bir isyandır. Ancak bugün itibariyle bir milyonun katili Firavun Beşar Esed hukukun eliyle cehenneme postalanmamışsa, hâlâ dünyada dolaşıyorsa beşten daha büyük olan dünya da, dünyadan daha küçük olan beşte Suriye firavunu Beşar Esed’den daha küçük konuma düşmüştür.

Bir milyonun üzerinde masum insanı katletmiş Beşar Esed denilen Suriye firavununa Türkiye’de muhabbet besleyenlere, hâlâ ondan övgüyle bahsedenlere şahid olmamız bizi dilhun etmektedir. Ülkemiz terörist ve katliamcı katil sevicileriyle doldu. Ülkemizde Emperyalist güçlerin işareti ve yardımıyla “Cümle Haramlar Partisi”, “Cümle Haşhaşiler Partisi”ne dönüşüyor. Bu tamamen yepyeni bir dönemdir. “Cümle Haşhaşiler Partisi”ne biçilen yeni misyon ise; özelde Türkiye’de, genelde ise İslâm coğrafyasında terörü ve teröristi, kanı ve katliamı meşrulaştırmak. Bu günlerde bir milyon insanın katili olan Suriye firavunu Beşar Esed’e gönderilen gülücüklerin ana sebebi de budur. Bu nedenle önümüzdeki yıllar çok sancılı geçecektir.

“Küresel Dünya Düzeni” bir kanlı katiller düzenidir. Bu düzen İslâm coğrafyasında kendisine bağlı olan kanlı katil firavunlar eliyle varlığını hissettirmek istiyor. İslâm coğrafyasında kanlı katil firavunları sevenler, savunanlar, Emperyalistlerin gözdeleridir. Çünkü Emperyalistlerin emellerini gerçekleştirenler, kendi coğrafyalarındaki kanlı firavunlara, terörizmi yaşam tarzına dönüştürmüş teröristlere avanelik edenlerdir.  

Halkı Müslüman olan bir ülkenin televizyon ekranlarında bir milyon insanın katiline gülücükler gönderiliyorsa, bu kanlı katil övülüyorsa, bununla aynı masada oturmak tavsiye ediliyorsa, o ülke Allah’ın azabına davetiye çıkarmış demektir. Altını çizerek diyoruz ki; geldiğimiz noktada bir milyon masum insanın katili Suriye Firavunu Beşar Esed başlı başına bir ateştir. Onunla değil bir araya gelmek ona milimlik kalbi bir meyil göstermek bile helak olmak için yeterli sebeptir. Rabbimiz uyarıyor:

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hud Sûresi/ 113)

İnsan olan, Hakk’a ve hukuka inanan ve vicdanı delinmemiş olan herkes için anın vacibi, kanlı katil Suriye firavunu Beşar Esed’in biran önce hukukun eliyle idam edilip cehenneme postalanması için çalışmaktır. Bunun aksi bir durum onu temize çıkarmaya çalışmak, onunla birlikte İslâm coğrafyasını cehenneme dönüştürmeye çalışmaktır. 

“Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.” (Hud Sûresi/ 117)

İslâm coğrafyası bir bütündür. Suriye bu coğrafyanın bir parçasıdır. Günümüzde Suriye; kanın ve katliamın iktidar olduğu, vahşetin kol gezdiği, zulmün ve zalimliğin doruğa çıktığı, Kabil’in öz kardeşi Habil’i öldürdüğü virane olmuş diyarın adı olmuştur. Hâlihazırda Suriye’deki rejim Firavunidir, bu rejimin başında bulunan kanlı katil Beşar Esed ise tam bir Firavun’dur. Bu firavunu sevenler, savunanlar, yardım edip destekleyenler de Âl-i Firavun’durlar. Yani Firavun ailesine mensup kimselerdir. Rasûlüllah (sav) uyarıyor: 

“Bir kelimenin ucu (bir kelimenin yarısı/yarım bir kelime) ile dahi olsa, bir Müslümanın öldürülmesine yardım edenin alnına ahirette ‘Allah’ın rahmetinden ümitsizdir.’ diye yazılacak...” (Sünen-i İbn Mace, Diyat, 1)

Suriye’nin kanlı katil Firavunu Beşar Esed’i durdurmayı, cezalandırmayı Avrupa’ya, Avrupa’nın sosyal ve siyasal örgütlerine havale edenler, görevden kaçışın bahanelerine sığınanlardır. Avrupa; katiller, firavunlar, zalim ve zorbalar diyarıdır. İslâm coğrafyasında iktidar olmuş her firavunun arkasında mutlaka Avrupa, Batı vardır. Batıdan getirilip hakkın ve hukukun yegâne kaynağı olan İslâm’ın önüne ve yerine geçirilen kanunlar, sistemler, firavunlar yetiştirmekten ve firavunların katliamlarını koruma altına almaktan başka bir şeye yaramadılar. Bu nedenle altını çizerek diyoruz ki; hilafetin ilgasından bu yana dar geliyor bize giydirilen Avrupa’nın kumaşları. İmanı zayıf olanları cezbediyor cehenneme giden yolun taşları. Her gün biraz daha çoğaltıyoruz ipleri Avrupa’nın elinde olan akılsız kalmış başları. Galiba sermaye edinmişiz meyve vermeyen gözyaşları!

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ehli hakikat kılıklı fetöye laf etmeyen adamım, çaktırma kanka

5 Ekim 2019 14:42

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hud Sûresi/ 113). Bu ayeti kerimeyi makalesine alan yazar bey acaba olağan üstü hal ilanından sonra yapılan hukuksuzluğa zülme mağduriyete ses çıkarmayıp zalimlere değil meyil arka duruması ile ayetle ne gibi bir bağlantısı olabilir. Yani ayet onun için geçerlimi geçerli değilimi? 

Ehli hak

5 Ekim 2019 12:01

Suriye üzerinde çok kirli oyunlar oynanıyor ve bu oyunlar tüm islam aleminin aleyhine gelişiyor. Yazı gayet nahoş bir yazı çünkü nerden bakarsanız tutmuyor. Ben beşar esedi babasından bu yana sevmem. Ama seversiniz sevmezsiniz firavn yada değil şu an o suriyenin meşru devlet başkanıdır. Ve suriyenin selameti için onu devre dışı bırakmamak lazım. Hani onun için "kardeş esat" diyorduk" . Bunu derken biz haşhaşiler partisimiydik. 

Murat Gerçek

3 Ekim 2019 20:10

Murat Gerçek sapla samanı karıştırma diyen arkadaşım, işte tam da benim eleştirdiğim yere gelmişsin. Ben, yazarın da, yorumcuların da -anlamadan- cevap vermelerini öncelikli eleştirdim. Aynı şeyi bak şimdi sen yaptın. Ben başka bir şey anlatırken, sen olayı faize, şaraba nasıl getirdin? Halbuki, ekonomi bakanı sadece bir örnekti, onun yerine belediye başkanını koy, başbakanı koy, enerji bakanını koy. Enerji bakanının şarapla ne işi var? Ayrıca ben, inançlı adam ehil olmaz demedim ki. İnançlı adamların içerisinde ehil de var, ehil olmayan da. İnançsız adamların içerisinde ehil de var, ehil olmayan da. Allah mumtehine suresi 8'de bizimle savaşmayan, yurdumuzdan çıkarmayan ve çıkarılmamıza yardım etmeyen kafirlere iyilik yapmamızı yasaklamadığını ve iyilik yapanları sevdiğini söylüyor. Böylelerinin içinde vatan perver ve ehil adam varsa buna görev vermeyelim mi? Eğer öyleyse, Hz Mhammed müşrik adama niye Kabenin anahtarını versin? Hem de kabenin bakımını emanet ediyor, kabeyi emanet ediyor. Belki diyeceksin ki, adam müslüman oldu, ya olmasaydı? Allah insanları ikiye ayırıyor; bu dünyayı isteyenlerle, hem bu dünyayı hem de ahireti isteyenler. Ortak noktamız dünya hayatıdır. DÜRÜST ve ehil adama öncelik verilir. Bak, müslüman diye devletin bir çok yeri birilerine verildi, adamlar münafık çıktı, vatanı (amerikaya satıyordu) ve 15 temmuzda bomba patlattılar. İşin ilginci, inançlı olan olmayan bir çok vatan sever belgeleriyle, bunların orduya sızıp darbe yapacakları konusunda iktidarı defalarca uyardı. Soru şu; Halka karşı ''müslümanız inandık'' deyip ülkede darbe yapan mı hayırlı yoksa darbecilere karşı vatanı korumak adına hükümeti belgelerle uyaran inançsız mı(Gerçi hepsi inançsız değil di ama bu şekilde sormuş olalım olay anlaşılsın diye. Yoksa kalplerin özünü, yüreklerin imanını sadece Allah bilir.) Umarım anlatabilmişimdir kardeş.

Murat Gerçek sapla samanı karıştırma

2 Ekim 2019 22:05

"...Şöyle düşünün, diyelim ki, ekonomi bakanlığına yönetici atayacaksınız ve adam ekonomiden anlamıyor (o konuda liyakatı yok) ama imanlı bakan yapar mıydınız? Hz Muhammed, Kabe'nin temizlik işini (Kabe'nin anahtarını) liyakatlı (ehil) diye müşrik adama vermedi mi?..." Bakanlık idare makamıdır? Hiç mi imamlılar arasında aynı zamanda liyakatlı insan yok? Faiz düzenini savunan bir imansızdan ise faizin fakir fukaranın hakkına tecavüz olduğunu bilen ve kul hakkını gözeten, buna dair tedbirler alan (şarap bir ekonomidir, İzmir'in şarabını dünya markası yapacağız diyenden ise) şarap kazanç kapısı olsa da aklı götüren bir pisliktir diyen, AVM.lerin artık pazar olması ve üretilen ürünlerin pazarlandığı markalaştırıldığı bir alan olması nedeniyle avm.leri yabancılara peşkeş çekmeyen (buralarda yerli ürünlerin iyi olanaklarda satışını sağlayan), bilime yapılan desteklerle insanlara faydası dokunan bilimsel/teknolojik ürünlerin yapılmasına katkı sağlayan ve buradan da katma değer elde eden tarıma destek veren (ki ekonomik krizlerde rahat olsun insanlar) imanlı ve deneyimli bir bakanı imansız bir bakana tercih ederim. Bu benim kişisel tercihimdir. Allah (c.c.) faiz düzeni savunan bir ekonomi bakanının liyakatlı diye bakan olmasını buyurmazdı. Zira aksi kitapla çelişirdi.. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir. Hüküm sahibi olan, Hikmet sahibi olan Allah'tır) İmanlı insanlarda liyakatlı insan yoktur gibi bir düşünce hastalıklı bir düşüncedir.. Siz müslüman bilim adamların tarihini bir araştırın bakın bakalım günümüz bilim ve teknolojisinin temellerini kimler atmış, masuniyet ilkesini (şüpheden sanık yararlanır ilkesini) kimler hukuk sistemine getirmiş..

ismail hakkı

2 Ekim 2019 21:12

Tebrik ediyoruz sizi Mustafa bey. Haftalardir bekliyoruz ki bu beyfendiye biri çıkacakta içine düştüğü bu sefil durumu anlatacak diye. Nedir bu hal yahu. Yazıları ile sadece ehli-sünnet karşıtı olan malum kesimleri mutlu ediyor. Enteresan değilmi..? Bu yazıları, muhafazakar bir hayat yaşayan fakat fikren islami açıdan zayıf olanları şüpheye düşürüp muhafazakar çoğunluktan ayırmaz mı ? Zaten son bir kaç yıldır bu olmuyormu ? Görevlendirilmek mi ? Herkezin gözünde bir kahraman olma hastalığımı ?

Murat Akbulut

2 Ekim 2019 20:38

Düşüncelerinize aynen katılıyorum. Dilipak neyapmaya çalışıyor anlaşılır gibi değil. Murat

Mahpeyker

2 Ekim 2019 18:49

Mustafa Bey bu ülkede AKP lilerden gayrisini imanlı görmüyor galiba. Sorun şu, Mustafa Bey Sayın Dilipak ı anlayamamış. Bu ülkede yaşayan kelimei şehadet getiren herkesin imanı vardır. Yalnızca AKP lilerin değil. Bu ülkede yaşayan, Devlet kademelerinde hizmete ve idareci olmaya talip olan herkesi imanlı olarak kabul edersek tabiki liyakat sahiplerini atamak ve seçmek icap eder. 

Halo

25 Eylül 2019 17:45

Yahu, bırakın firavunuda, Suriye'nin bölünmesi gücünü kaybetmesi kimin işine gelmekte, siz Yahudilerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Boş boş ahkam kesmeyin... Tabi düşünürseniz..

Haşim Çobanoğlu

25 Eylül 2019 16:40

İşte yüreğimizi buz eden bir yazı. Firavunlar hakkında şek ve şüphesi olanlardan bu ümmete hayr gelmez. Beşar Esed'e firavun demeyenler, firavun muamelesi yapmayanlara veyl olsun. Hocam iyi ki varsın, iyi ki basın dünyasındasınız. Dualarımız sizinle...

Muhterem yazar

25 Eylül 2019 11:12

Firavunlar ölmedi.. kaderin cilvesi islam coğrafyasında yoğunluk var.bir islam ülkesi şöyleminki kan ve göz yaşı olmasın bir islam ülkesi şöyleminki zenginler ve fakirler uçurumu yok olsun Bir islam ülkesi söyleyin ki cezaevleri dolu olmasın..itaat edenleri saraylarında itaat etmeyenleride zindanda..usul firavun usulüne benzemiyormu sizce

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle