• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Doğrular müştereklerimiz, doğru olanlar meslektaşlarımızdır/1

23 Ağustos 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Doğrunun kaynağı dinimizdir. Doğru kimden gelirse gelsin hepimizindir. Doğruyu düşman söyledi diye reddetmeyeceksin. Şayet söyleyenden dolayı doğruyu reddedersen bedelini çok ağır ödersin. Doğru konuşmak ve insanların arkasından konuşmamak güzel bir meziyettir. Ancak doğru konuşayım derken insanları kırmak da doğru değildir. Durumuna göre kul hakkına da girebilir.

Adamın biri, “Nerede olursa olsun ben hep doğruyu söylerim, asla müdara etme.” diye iddiada bulunurmuş. (Müdara; idare etme, gönül alma, yumuşak davranıp hoş geçinme demektir...)

Bir gün birinin şahide ihtiyacı olmuş, bu doğru konuşan adamı şahit olarak mahkemeye götürüp kadı efendinin karşısına dikmiş. Bizim doğrucu bakmış ki, kadı efendinin bir gözünde şaşılık var. Hemen, “Selamün aleyküm kör kadı” deyivermiş. Kadı da kızıp, “Atın şu münasebetsizi içeriye” diyerek hapsi boylatmış. Mahkûmlar ısrar etmişler, “Neden hapse atıldın?” diye... O da omuzlarını silkiyormuş: “Ben sadece doğruyu söyledim: ‘Selamün aleyküm kör kadı’ dedim. O da beni hapse attı. Hâlbuki ben doğruyu söylemiştim.”

Mahkûmlar gülmüşler:

“Efendi, her doğruyu her yerde söylemek doğru mu? İşte böyle münasip olmayan yerde söyleyeceğin bir doğru, münasip olan yerlerde söylemen gereken doğrulara da mani olur, şahitlik bile yapamaz hale getirirler seni...” demişler.

Bundan dolayıdır ki ilim ve hikmet erbabı, “Her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir” derler. Hele günümüzde, sözüne sohbetine iyice dikkat etmek gerektiğini bilmeyenimiz yoktur herhalde... Ama yine de “kör kadı” diyenler çıkıyor, güya doğruluktan ayrılmayacaklarını ifade ediyorlar... Her doğrunun doğru bir zamanı vardır. Doğruyu doğru yerde ve doğru zamanda söylemekte Peygamber (sav)’den miras kalan sünnetin iktizasıdır.

Biz yaşadığımız zamanın ve mekânın şahidleriyiz. Çünkü biz yaşadığımız zamana ve mekâna şahid tutulacağız. O zaman ve mekânda olup bitenleri görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hakkına sahip değiliz. Sözü dinler doğrusuna tabi oluruz.

Doğduğumuz ana babayı biz seçmedik, doğduğumuz zamanı, toprağı, derimizin rengi ve cinsiyetimizi biz seçmedik. Görevimiz Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olmaktır. Görevimiz, hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmaktır. Doğruların tercümanları, doğru olanların da yardımcıları olmaktır.

Doğrular müşterekleri, doğruluk meslekleri olanların doğruları sahiplenip savunmada meslektaş olmalarından daha tabi ne olabilir? Nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır. 

Doğruların hâkim olup yaşandığı yer neresi olursa olsun, orası senin ülkendir. İnsan kalmak istiyorsan; doğru bir hayat yaşamak, değişmez ilk ilkendir!

Doğrulara inanan, doğruları sahiplenip savunan kimseler için doğru olmak ve doğru olanlarla beraber olmak, iki ayrı vazifedir. Bizleri bu vazifelerle vazifelendiren Allahû Teâla’dır.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla (sâdıklarla) beraber olun.” (Tevbe Sûresi/119)

Yalanla doğru birleştirilemez. Doğru Kur’ân’ın malıdır tekelleştirilemez. Kendilerinin değil, başkalarının seslendirdikleri doğruları sırf başkaları seslendirmiş diye sahiplenip savunmayanlar, doğruluğun namusuna tecavüz edenlerdir. Doğru kimden gelirse gelsin behemehâl kabul ederiz. Yalanı seslendiren kim olursa olsun dur deriz.

Doğruların ordusu, kâfirlerin hakiki korkusu…. Ziya Paşa şöyle diyor:

“İnsana sadâkat yakışır görse de ikrah,

Doğruların yardımcısıdır Hazreti Allah.”

Bu dünyada ehl-i imana yakışan en güzel şey, kimden gelirse gelsin doğruyu sahiplenip savunma hâlidir. Doğruları sahiplenmeden, doğru olunmadan İslâm’da hiçbir meseleyi temsil ve tebliğ etme gücümüz olmaz. Önce doğruları kabul edeceğiz, sonra sahiplenip savunacağız, doğru olan sadıklarla beraber olup bir doğruluk dünyası kuracağız. Mehmet Akif Ersoy der ki:

“Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: 

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!”

Doğru olanlar, yalanları bırakıp doğruların peşinde koşanlar ve doğru olanlarla birlikte bir doğruluk dünya kurmaya çalışanlar, bizim meslektaşlarımızdır. Dertleri doğruların gündeme gelmesi, gündemde kalması olan herkesle beraberiz. Hayatınıza iyi gelen doğru insanların peşine düşmüyorsanız, peşinen düşmüşlerden sayılırsınız.

İslâm’da herkesin doğrusu değil hepimizin doğrusu vardır. Onu da İslâm belirlemiştir. Doğrunun ve doğruluğun şaşmaz mihengi İslâm’dır. Doğru; rahmet kadar tatlı, güneş kadar parlak, hava kadar kuşatıcı, âb-ı hayat kadar tesirli bir iksirdir. Doğrudan vazgeçmek, hakikatten ve hayattan vazgeçmektir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Gerçek erbapları doğruyu her şart altında her yerde dile getirenlerdir. Doğruyu söyleyenler ve savunanlar bu uğurda serden geçmeselerdi, bu gün hakikatı savunanlara örnek olmasalardı insanlık zalimlerin elinde oyuncak olurdu. Hz. İbrahim'in Nemrut'a, Hz. Hüseyin'in Yezid'e boyun eymemesi hakkı savunmanın, halkı savunmanın- gerçeğin savunulmasının meşaleleri olmuştur. Göründüğü gibi olmayanların ya da olduğu gibi görünmeyenlerin insanlık alemine hiç bir hizmeti de, faydası da olmamıştır.

Uğur

Eğer kör kadı hikayesinde kadı körlüğü yüzünden görevini aksatıyorsa ve bunun farkında da değilse, doğrucu adam ona çok yerinde konuşmuş, doğruyu gayet uygun şekilde söylemiş, şu ümitle ki koskoca İslâm âlimi olacak kadı sarsılıp eksiğinin farkına varsın da daha uygun davransın ve bu konuda gerekli önlemleri alsın. Hatta hikayenin genel gidişatına göre tam da zaten böyle olmuş. Görünüşe göre, hapse atılan yiğit doğrucu çok ama çok doğru yapmış. Böyle durumlarda onun gibi yapmayanlar sözde uygunsuz konuşmamak adı altında asıl kendileri uygunsuz konuşmaktadırlar; onlar kaypaklık ve korkaklık ve sabırsızlık etmektedirler ve asıl onlar hüsrana uğrayacaklardır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23