--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinimizle ilgilenip derdimizle ilgilenmeyenler bizden değildir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
14

İslâm, bedel ödeyenlerin dinidir. Bedelsiz dindarlık, dini darlık üretir. Bunun da ötesinde Müslümanlık tüketir. Dinimiz ile ilgilenip derdimiz ile ilgilenmeyenler, dinde sadeliği ve samimiyeti kaybedenlerdir.

Diniyle ilgilendiğiniz kimselerin dertleriyle de ilgilenmeniz, dindarlıkta değerinizi belirler.  

Kendilerini değersiz kılanlar, din kardeşlerininin dertleriyle dertlenmeyenlerdir. Ebu Zer (ra)’in rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyuruyor:

“Bütün hedefi ve maksadı dünya olarak sabahlayan kimsenin Allah’ın nezdinde bir değeri yoktur. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.”

Hafız Heysemî -Taberanî’nin rivayet ettiği- bu hadisin zayıf olduğunu söylemiştir. (bk. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/248) Manası ise şöyle anlaşılabilir: Kimin himmeti, gayreti yalnız dünyayı kazanmak ise, bu kişinin Allah katında bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü böyle bir insan, Allah’ı, ahireti düşünmüyor demektir. Yoksa dünya ve âhiret dengesini kuran ve her ikisi için çalışan, özellikle dünyayı ahirete endeksli bir çalışma alanı olarak gören kimsenin değersiz sayılamayacağı açıktır.

Hadisin ikinci cümlesinde -meal olarak- yer alan “Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir” ifadesi, söz konusu kişinin Müslüman olmadığını değil, mümin kardeşlerine karşı gereken hassasiyeti göstermediğinden, bir Müslümana yakışmayan bir tutum içerisinde olmuş demektir. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” (Hakim, Müstedrek, 4/167) hadisinde de bu tema işlenmiştir. Bu açlık maddi olduğu gibi manevi de olabilir. Müslüman kardeşlerimizin maddi ve manevi dertleriyle dertlenmemiz, Müslümanlığımızın bir gereğidir.

Burada “Bizden değildir” ifadesini, “dinden çıkmış olmak” şeklinde değil de, “bizim ortaya koyduğumuz yardımlaşma, merhamet etme, başkasını düşünme, dertleriyle dertlenme prensibinin dışına çıktığı, Müslüman kimselere yakışmayan bir tutum sergilediği” şeklinde anlamak gerekir. Hadisi-i şeriflerde bu gibi yanlış fiilleri işleyenlere “bizden değildir” ifadesinin kullanılması, “hakiki imanın bulunmadığını ve Müslüman olmanın gereğinin yapılmadığını” açıklamak içindir. Yani yapılan bu yanlış fiil, İslâm’ın tasvib ettiği sünnet yolu değildir. Müslümanların dinleriyle ilgilenip dertleriyle ilgilenmemek ne Peygamberin, ne de sahabesinin yoludur.

Birlikte yola çıktıklarımız yolda bulduklarıyla bizi değiştiriyorlarsa hem bizi ve hem de yolumuzu kaybediyorlar demektir. Dine ve dindarlara hizmet amacıyla sırtlarına binerek bir yerlere çıkıp oturduktan sonra sırtlarına bindiklerinizi unutuyorsanız, siz de unutulmaya mahkûmsunuz.

Bugün yolda unuttuğumuz, yolda harcadığımız yol arkadaşlarımız, yarınlarda başımıza düşen azab taşlarımız olacaktır. “Yola çıktıklarını yolda buldukları ile değişenlerin, yollarını da yol arkadaşlarını da kaybettikleri” tarihin şehadetiyle sabittir. Müslümanlar olarak değerler dünyamızda; “yol ehli” olmak, “hal ehli” olmak şeklinde ifade edilmiştir. Halden anlamayanlarla yola çıkanları, hedeflerine varmadan yarı yolda hal ederler!

Asrımızda Müslümanların bağrından çıkmış olan politikacılar, kanaat önderleri, meşrep liderleri bozuk paradan daha çok Müslümanları harcıyorlar. Binbir derdin isabet ettiği Müslümanlara değil, keyif süren gâvurlara acıyorlar. Binlerce hoca masonlara hizmet eden bir tek loca kadar değer ifade etmiyor. Başımızı kuma sokup her şeyi sineye çekmenin bir anlamı yok. Acı da olsa yaşanan gerçek bu.. Birbirlerine itibar ve iltifat etmeyen Müslümanlara itibar ve iltifat eden olmaz. Müslümanları heybetsiz hale getirip evhenleştiren, birbirlerinden habersiz yaşama halleridir.

Müslüman olarak bulunduğunuz mevkii ve makam, Müslümanların dertleriyle dertlenmek için değilse, yokluğunuz varlığınızdan daha hayırlıdır. Varlığınızı hayırlı hale getirmenin tek yolu, Müslümanların dertleriyle dertlenmektir. Dininiz İslâm ile mukayyed kalan bir Müslümanı etkili ve yetkili kılma imkânına sahip olduğunuz halde etkili ve yetkili kılamıyorsanız; dininize ve din kardeşlerinize değil, din düşmanlarınıza hizmet ediyorsunuz demektir.

Düşmanı görünce yola yatanlar, yol arkadaşlarına tekme atanlar, biraz daha dünya gününü görmek için yol arkadaşlarını satanlar, en azında düşman kadar tehlikelidirler. Düşmanın okları size isabet etmesin diye size siper olanlara üvey evlad muamelesi yapıyorsanız, siz de dava arkadaşlarınızı ihmale ve ihlale uğratan vefasızlardansınız. Şunu unutmayın ki; vefasızların cefası olur ama sefası olmaz. 

Geniş gününüzde yanınızda bulunup omuzlarınıza basarak yükselenler; dar gününüzde yanınızda değillerse, onlar da sizi darağacına götürecek olanlardan sayılırlar. Biz ehli imanız. Ehl-i iman olmak, ehl-i ecmain olmaktır. Yani bütün Müslümanlar için olmaktır. Dertlerimizin dermanı dinimizle ilgilenen din kardeşlerimizdedir. Dertlerimizle ilgilenmeyen din kardeşlerimiz, bizi düşmanlarımıza emanet edenlerdir. Bizi düşmanımıza emanet edenler de bizden değildir.

Dinde ve dindarlıkta tutarlı ve vasat olmak istiyorsanız; dinleriyle ilgilendiğiniz Müslümanların mutlaka dertleriyle de ilgileneceksiniz. Müslümanların dertleriyle dertlenmek bir ibadettir. Müslümanların dinleriyle ilgilenip dertleriyle ilgilenmemek ise, başlı başına bir musibettir. 

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hasene nur

23 Kasım 2023 12:00

Allah razı olsun hocam. Yine ufukları açan bir yazı olmuş elinize sağlık

islam kartalı

22 Kasım 2023 21:28

bu hadisi şerifi aynen zahiri manasıyla müslümanların dertleriyle dertlenmeyenler dünyevi çıkarları ağır basan münafıkları anlatıyor günahsız savunmasız çocukların katledilmesine seyirci kalanlar bırakın müslüman olmasını insan bile olamazlar

hangi müslümandan bahsediyorsun

22 Kasım 2023 13:29

önce bir tarif et, sonra anlasiriz...

Yaman

22 Kasım 2023 13:01

Uğur adı ile yazan yorumcu müslümanların gerçek dertlerini sahte dert olarak yorumluyor değerli yorumcular. Dahası kafasından aldığı yetkiye dayanarak bu müslümanları laik kafirler olarak tanımlıyor.

YORUM

22 Kasım 2023 11:24

hocam benim anlamadığım birşey var eğer o hadisi şerifi sizin dediğiniz gibi anladığımızda şu aklıma geliyor peki hocam iki müslüman yanyana komşu birini gayri müslim hergün dövüyor sövüyor malını canını almaya çalışıyot çoluğunu çacuğunu hatta kendisini öldürmeye çalışıyır hergün aç kalıyor susuz kalıyor dinine düşmanlık edenlerle mücadele ediyor dininin gereğin yerine getirmeye çalışıyor peki öteki müslüman kardeş denen hiçbirşey yapmıyor sadece ben müslüğmanım diyiyor paki ozaman herkes müslüman bence

haydar önal

22 Kasım 2023 12:57

Yorum rumuzlu sevgili kardeşim Yüce Allah ın Kitabı Ku' ran ı okursanız orda müslüman bir kişinin nasıl karakterde olmasını anlatıyor. Örnek verirsek sadece Allah a kulluk edeceksin, haram yemiyeceksin, doğru söyleyeceksin,mazlumun koruyacaktır, adaletin tarafında olacaksın, zulüm etmeyeceksin.., diye devam eder gider.

haydar önal

22 Kasım 2023 11:14

Sayın mustafa çelik Allah ın Dini İslami Yüce Allah ın Kitabı Ku' ran dan öğrenmeyi bırakıp ebu zer den çeşitli raduanlar öğrenirsen yanlış öğrenirsin Yüce Allah ın Peygamberinin böyle bir söylemi olmuş olamaz. Yüce Allah Kitabı Ku' ran da her şeyi anlatmış insanlara tavsiye etmiş.Tavsiyeyelerine uymayan insanlarin cehenneme gideceğini vahyetmistir. Bu dünyayı ve nimetlerini insanlarin hizmetine sunmuş.

hasan

22 Kasım 2023 10:21

Uzun zamandır sizi takip ediyorum. çizginizi bozmadan siyasetin kirli oyunların alet olmadan bizleri dini konularda bilgilendirmeye çalışıyorsunuz . Elinize saglık

Uğur

22 Kasım 2023 06:14

Tam da bugünlerdeki hislerime tercüman olmuşsunuz. Yalnız bir uyarı kaydıyla başlayayım: "Yolda bulduğuyla değiştirme" ithamı bizim ağzımızdan doğru olsa da daha önce bunu yalancı Davutçu satıcılar da kullanmıştı. Onlar asla bizden değildiler ve Allah'ın müminlere olan merhameti sayesinde def oldular. Daima da uzak olsunlar. Ne kadar ironik ve komiktir ki bize "romantik devrimciler, tatlısu mücahitleri" deyip Reis'e de bunu dedirtenler bize karşı kendi ŞAHSİ düşmanlarını destekliyorlar! Benim tez hocam koyu bir CHP'li olarak sadece beni değil bütün tez öğrencilerini bilhassa F.A. ve İ.K. adlı profesör yetkililere karşı terörize ediyor. Ama söz konusu F.A. ve İ.K. bana karşı kendilerinin kinli düşmanı olan tez danışmanım ve başka akademisyenleri destekliyorlar, çünkü onlar laikçi kodamanlardan dayılar sahibidir ve ben ise arkasız bir müminim. Başka bir öğrencisi gözlerimin önünde tez hocama yalvarıyordu: "Hocam, amacım F.A. gibi yazmak değildi, onun gibiler için militanlık etmeyi asla istemem, özür dilerim." Aynı tez hocam beni de tezimde F.A. ve İ.K. gibi kişiler için "tetikçilik" etmekle ve kutsal saydığı laik zengin sömürgen aşağılık burjuvaziye karşı "küstahça" yazmakla suçladı. Ben onun diğer öğrencileri gibi özür dilemiyorum, ama bağışlayıp azgın hakaretlerine sabretmeye çalışıyorum. Oysa sözde kendilerine tetikçilik ettiğim F.A. ve İ.K. beni (evet neredeyse yüzde yüz kesin olarak bir dilekçemden dolayı şahsen ta kendimi) Reis'e şikayet ettiler ve böylece ona beni "tatlısu mücahidi romantik devrimci p**t" diye resmî bir konuşmada kınattırdılar! Belki de ikisinin henüz dava açmamış olmaları şundandır ki bütün belgeleri toplayıp esaslı bir dava ile beni akılları sıra mahvedecekmişlerdir, yani aslında dünya (yakın önemsiz) hayat işkencesi edecekmişlerdir. Ama tez hocama göre ben işte bu muhteşem ikilinin "tetikçi"si imişim ve onlar adına onun zengin kapitalist CHP finansörü ulu büyük-burjuva tanrılarına "küstahlık" ediyormuşum. Ve bu muhteşem ikili bana karşı işte bu tez hocamın yanındadır! Trajikomediyi görüyor musunuz? Şimdiye kadarki bitirdiğim yüksek lisanslarımda ve bitmeyecek görünen doktoramda tez danışmanı diye bir şey olmasaydı, doktora tezi gibi bir yüksek lisans tezini tek başıma yazmış biri olarak, doktora tezimi 5-10 sene önce bir çırpıda bitirecek ve şimdiye dek onlarca yayın yapmış bir profesör olacaktım muhtemelen. Şimdi ise görünen en iyi şansım fakir çiftçi olmak (orta hâlli değil, fakir), o da eğer olursa. Dünya tez hocam gibi saldırgan laikçiler ve F.A. ile İ.K. gibi satışçı kârlı muhafazakârların olsun, ahıret bize yeter, ama onların yeryüzünde böyle düzen bozmalarına karşı mücahede etmemiz de farzdır. Hatta bana karşı özel hayatımla da ilgili daha başka düşmanları senelerdir destekleyip hayatımı delik deşik kevgire çevirdiler, ama hem sözü mecburen yine uzattım hem özel işlerime gereksiz yere girmeyeyim hem de onları o yönden de artık bağışlayayım, zira müminler insanları affederler. Dünyadaki kadınlar ve çocuklar da laikçi saldırganlar ve satışçı kârlı muhafazakârların olsun, ahıret bize yeter, o yüzden onları affedip Allah'a bırakmalıyız. Evet, müminler olarak insanları bağışlamalıyız, o yüzden onlara karşı kendimizi savunurken yine de elden geldiğince nazik davranmalıyız, özellikle de Müslümanlara ve en özellikle kalplerinde hastalık olmayan mümin kardeşlerimize karşı, ama kafiri ve müminiyle bütün insanlara karşı. Gerçi fanatik laikçiler gibi küffar ve münafıklara karşı katı davranıp onlarla çekişmeliyiz/cihad etmeliyiz (bkz: Tahrim 9), ama şahsi meselelerde ve hele dünya (yakın önemsiz) hayat çıkarları için değil, Allah için. Şahsi meselelerde ise onları affetmeliyiz ve bağışlayıp geçmeliyiz, şunun için ki Allah onlara uygun şekilde karşılık versin.

Uğura cevap

22 Kasım 2023 10:12

Şahsi sorunlarını anlatma yeri değil burası senin sorunlarından okuyucuya ne git derdini mahkemelere hakimlere anlat.

Uğur

22 Kasım 2023 12:43

Cevapçı bozuntusu, şahsi sorunlarımı değil, konuyla ilgili kendi gözlemlerimi anlattım. Güvendiğiniz o laikçi gaddar mahkemeleri de Allah size dünya ve ahırette ateş yapıyor. FETÖ'cü dostlarınız gibi sizi de cayır cayır yakacak.

Okur

22 Kasım 2023 04:29

"Dinimizle ilgilenip derdimizle ilgilenmeyenler bizden değildir. " Gerçekte Müslümanların dertleriyle ilgilen tek kişi yok gibidir. Var gibi görünse de arkasında menfaat ve çıkarları vardır. Basireti olan bu yalancı güruhu görür, olmayan da sahte Müslüman veya münafıktır.

Yaman

22 Kasım 2023 03:41

Bu bahsettiğiniz "müslümanın diniyle dertlenip dertleriyle ilgilenmeyenler" kimlerdir? Bu ülkede belki % 99, belki % 75, belki biraz daha az olsa da çoğumuz müslümanız ve dertlerimizle hemen hemen hiç ilgilenilmiyor. Dahası hayat pahalılığı ile, fahiş vergilerle, şişkin faturalarla, bir kırık sadaka zam yapılan ücretlerle süründürülüyoruz. Bu hayat şartlarını biz müslümanlara layık gören, kendileri ise şiştikçe şişen müslümanlar kim acaba? Bunlardan niçin söz etmediniz?

Uğur

22 Kasım 2023 08:00

Yetkililerin değil Allah'ın az veya çok verdiği rızkı beğenmediğine göre asgari ücretli bir işçi değil, yüksekçe maaşlı yiyici bir nankör kibirli Zilletçi memur olsan gerek. Anladığım kadarıyla yazar hiçbir şekilde senin sahte dertlerinden söz etmiyor. Müslümanlar derken de aslında normal müminler demek istiyor, senin gibilerin işinize gelince Müslüman saydığınız laikçi münafıklar ve kalplerinde bir hastalık olanları ve hatta cenaze namazını kıldırdığınız düpedüz açıktan kafirleri Müslümanların içinde kast etmiyor. Son olarak, senin sahte geçim derdini eşekler ve katırlar ve beygirler sevip okşasın.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle