--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinimiz darbelere karşı direnmeyi emreder/1

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Müslümanların tarihini incelediğimiz zaman Müslümanların İslâm ile idare olundukları dönemlerde Müslümanların lügatlerinde yönetim biçimi, idare tarzı olarak “darbe” diye bir tabirin olmadığını görüyoruz. Darbe kelimesi, Müslümanların lügatine Müslümanların İslâm yerine ideolojilerle idare olunmaya başladıkları dönemlerde girmiştir.

Darbe, Arapça “Darabe” fiilinden gelir. Darbe; vurmaktır, dağıtmaktır, parçalamaktır, insanlığı ve Müslümanlığı rafa kaldırmaktır.

Darbeler, köksüzlerin kötülükleridir. Kötülüklere kesintisiz karşı çıkmak her Müslümanın görevidir.

Dün Hilafeti ortadan kaldıranlar biz Müslümanların dinine ve imanına darbe yaptılar. Bugün onların geride kalan çocukları, torunları canımıza ve Müslümanlığımıza karşı darbe yapmaya çalışıyorlar. Dinimize ve imanımıza karşı yapılan darbenin hesabını sormadığımız müddetçe canımıza ve Müslümanlığımıza karşı darbe girişimleri devam edecektir.

Darbe; hukuka kafa tutmak, hukuksuzluğu kucaklamak ve haksızlıklar üzere yaşamaktır. Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan bir ülkede Askeri Darbe yapmaya kalkışmak, Hıristiyan Batı’nın putlarına tapmaktır. 

Askeri darbeler, Haçlıların topraklarımızdaki büyük zaferleridir. Darbelere karşı direnmek, Haçlılara karşı direnmektir.

Darbe; aklın tutulması, kalbin fesada uğraması, kanın akması, zekânın zehirlenmesi ve ruhun huzursuzluk çukuruna bırakılmasıdır. Askeri olsun, sivil olsun darbenin üç umdesi vardır: “Keyfîlik”, “Küfrîlik”, “Cebrîlik”. Bundan ötürüdür ki; bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak yönetimi devirme girişimine “darbe” denir. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olaya “darbe” denir. Darphane, madenin dövülerek paranın elde edildiği yerdir. Darphane her türlü madeni para yapmaz. Bunun belli kaide ve kuralları vardır. Eğer kıymetsiz, kalp bir madenden para darp edilecek olursa o para sahte olur, kalp olur. Bazı madenler darbelere dayanmaz, büzülür, yamulur. Bu nedenle böyle kıymetsiz bir maden kıymetli bir para olup tedavüle çıkmaz, çıkmamalıdır. Bazı madenler de dövüldükçe daha çok şekil alır. Daha çok parlar. İşte bu darbe, ülkede kimin tedavülü hak ettiğini, kimin tedavülden kaldırılması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. İslâm’a hizmet adına ortaya çıkmış olduklarını iddia etmelerine rağmen keyfîliği, küfrîliği ve cebrîliği esas alan darbeyi ve darbecileri lanetlemeyen, darbe karşısında dik durmayan, darbeye karşı direnenleri kınayan, güç ve kuvvetten düşürmek için çalışan meşreplerin, medreselerin, mesleklerin ivedilikle tedavülden kalkması gerekir. Şayet böyle darbeciler karşısında sınıfta kalmış İslâm’a hizmet iddiasındaki meşrepler, meslekler, medreseler, dernekler ve vakıflar tedavülden kalkmıyorsa, aksine biraz daha güçlenip genişliyorlarsa, bilinsin ki yeni darbeler yolda demektir. Bunun için her Müslüman, darbelere sermaye olan, darbecilere himayelik eden bir meşrebin, meslekin, medresenin, vakfın ve derneğin içinde olup olmadığını yeniden gözden geçirmelidir. Darbe karşısında Müslümanın vasfı mülayim olmak değil, muhalif olmaktır. Sessiz halkın sesi ve yükselen sedası olmaktır. Darbecilerin karşısında Müslümanların direnişi, darbecilerin tükenişidir.

Müslüman halkın üzerine bombalar yağarken, tanklar masum insanları ezerken darbecilere karşı direnmek isteyen Müslümanlara “Haydi siz işinize bakın. Biz demokrasiyi reddediyoruz. Demokrasiyi reddedenler, darbelere karşı direnmezler” diyen hocaların kayıtlı oldukları locaları tanımak gerekir. Bu hocalar Müslüman iseler bilecekler ki; darbe ne Demokrasiye, ne Laikliğe yapıldı. Darbe sadece kendisinin insanlığına ve Müslümanlığına yapıldı.

Darbe; insanlığı ve Müslümanlığı rafa kaldırmaktır. Darbeciler; keyfidirler, küfridirler ve de cebridirler. Onlar haktan, hukuktan ve insanlıktan beridirler.

Askeri darbeler karşısında İslâm’dan başka yoktur sığınağımız. İslâm’a sığınırsak ve İslâm’a bağlı kalırsak kesintisiz devam eder bağımsızlığımız!

Darbeciler Nemrud dağının çocuklarıdır. Nemrud Dağının çocukları, Hira Dağının evlatlarını asla kabullenemeyeceklerdir. Onlar sabaha eli kanlı uyanmış eşkıyalardır. Onlar kanla geldiler, kartonla gitmezler. Onlar ancak ve ancak Kur’ân’la giderler.

Hz. Musa’nın Firavun’a, Hz. İbrahim’in Nemrud’a neden isyan ettiklerini elbet bir gün biz de anlarız. Firavun’suz, Nemrud’suz bir dünyada hayat sürme mutluluğu neymiş yaşarız.

Hakkı ortadan kaldıran darbelere, hukuka kafa tutan darbecilere karşı direnmek, ömrün zekâtıdır. Bu zekâtı vermek, akıl baliğ olmuş her Müslümanın hakkıdır.

Yüzlerce masum insanı silahlarla, bombalarla öldüren darbecilere karşı dinleri, imanları, izzetleri adına direnişe geçmeyenler, kendilerine ihanet edenlerdir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle