--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinde miyarı olmayanın ayarı olmaz/1

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
5

Müslüman insan, İslâm’ın ölçüleriyle mukayyed olan insandır. Müslüman olup da hayat ölçülerini dininden almayanın dinine ihanetinden şüphe edilemez.

Dünyada Müslümanlar İslâm’ın şiarlarına sadakatle bilinirler. İslâm Müslümanın miyarı, iman ise insanlık ayarıdır. Hiçbir ölçümüz, hiçbir şiarımız İslâm’ın ve imanın çerçevesi dışına çıkamaz.  Allah’tan gelmiş olan din, bir ölçüler yumağıdır. Allah’ın dininden alınmayan, Allah’ın diniyle uygunluk arz etmeyen, Allah’ın diniyle çelişen ve çatışan her ölçü, ayağımıza geçirilmiş bir bukağıdır. 

Dinimiz İslâm, hayâ ve hayat düşmanı arsızlardan, ayarsızlardan hesap sormaya geldi. Allah’ın dini her meselede bizi miyar/ölçü sahibi yapar. Aynı zamanda bizi ölçüsüzlükten de kurtarır.

“Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, kıstas-ı müstakim/doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.” (İsra Sûresi/35)

Doğrunun ölçüsü insanın kendisi değil, vahyidir. Kendilerini doğruların ölçüsü yapanlar, doğrulara ihanet etmekten öteye geçemezler. Doğruluk ve dürüstlükte Kur’an ve Sünnet ölçümüz olmadığı müddetçe huzurlu bir toplum ve adaletin hâkim olduğu bir dünya düşünülemez. Kıstas-ı Müstakim dersinden sınıfı geçmeyen bir ümmetin istikameti olmaz. Vakta ki İslâm ümmeti “kıstas-ı müstakim”i kaybedince arsızların ve ayarsızların egemenliğine yenik düştü.

Müslümanlar arasında görülen ifrat ve tefritler, piyasada davetçilerden daha çok kadıların dolaşması, dinde miyarsız kalmanın neticesinde zuhur eden ayarsızlıklardır. Bir tarafta çöplükte ekmek arayanlar, öbür tarafta ekmek atacak çöplük arayanlar, dindarlıklarını yanlış ölçülerle ölçenlerdir. Bir ümmeti arsız ve ayarsız hale getirmenin en kestirme yolu, o ümmete dininin miyarını unutturmaktır. Bu hususta planlı, organizeli girişim, Tanzimat fermanıdır.

Tanzimat fermanı, İslâm ümmeti için kıble ayarlamasıdır. Bu topraklarda yetişen insi şeytanlar, Tanzimat fermanıyla ümmetin kıblesini Kâbe’den Roma’ya çevirmek istediler. Müslüman ümmetin hayatını batıla ve batıya ayarladılar. Firavunları, Nemrudları aratmayacak şekilde de azdılar.

Dinde Kur’ân’ı, sünneti, icma-i ümmeti, kıyas-ı fukahayı, sahabeyi, tabiini, tebetabini ve müçtehid imamlara tabi olmayı yetersiz ve gereksiz görenlerde ayar olmaz. Bunların en bariz vasıfları, arsızlık ve ayarsızlıktır.

Müslümanlara karşı sert, kâfirlere karşı yumuşaktır. Müslümanlara hizmet etmez, kâfirlere gönüllü uşaktır. Arayıp sormaz vefasızdır, sıkıntı bilmez cefasızdır, dostunu sarmaz sefasızdır. Kimdir bu? diye sorsanız deriz ki Muhammed Mustafa’sızdır. 

Asrımızda yasal yalanlar, kamusal alanlar, dindarları aşındırdı. Önce mücahid, sonra müteahhit, sonra işlenen haramlara müşahid, daha sonra da her şeye müsaid hale gelenler, arsız, ayarsız ve tamiri imkânsız kimselerdir.

İslâm bir miyar dinidir. Miyarı Allah koyuyor ve onun korunmasını ısrarla bizden istiyor.  “Ölçüyü aşmayın” diye tembih ediyor. (Rahman, 7-8) Eşya ile ilişkinizde de ölçüyü aşmayın, insanlarla, toplumla, diğer canlılarla ilişkinizde de. Aile olmanın ölçüsü var, meşrep olmanın, mezhep olmanın, cemaat olmanın, devlet olmanın, çocuk olmanın, genç – yaşlı olmanın, erkek – kadın olmanın, amir – memur olmanın, hayatın hangi alanında bulunursak bulunalım her pozisyonun bir miyarı, bir ölçüsü var. Peygamberler sâdece vahyi teblîğ etmek için değil, aynı zamanda ona uygun bir hayat tarzı ortaya koymak, her hâdise karşısında örnek bir şahsiyet sergilemek ve fiilî bir kıstas olmak üzere gönderilmişlerdir. Allah Rasûlü’nü seviyorsan, kıyâmette hem Peygamber Efendimiz ile ve hem de Oʼnun ashâbıyla beraber olmak istiyorsan; ibadet hayatın, iktisâdî hayatın, muâmelâtın Oʼnun ve Oʼnun yetiştirdiği ashâb-ı kiramınki gibi olacak. Onların davranışları, bizim için fiilî kıstaslardır.

Müslüman, hayatı Allah’ın dinine ayarlı olan insandır. Müslümanlar olarak hayatımızın ayarı, dinimizin miyarındandır. Tarikatımızın “Allah’a giden yol” olmasını gözetmemiz, bağlılıklarımızı ancak Allah’ın razı olduğu çerçevede göstermemiz, Halik’a isyanda mahlûka itaatten kaçınmamız, dinimizin bize öğrettiği miyardandır. 

Dinin miyarından mahrumiyetin yaşandığı yerde insan insana cehennem kesilir. Hangimizin dünyada iken yaşadığı ve başka mü’minlere karşı savaşa soyunmayı meşru kabul ettiği “yol” Allahû Teâla tarafından da meşru görülecek? Hayatta her zulmü, her yolsuzluğu ve arsızlığı din ile meşrulaştırmaya çalışanlar, dinde miyarsız kalmaktan ayarsız hale gelenlerdir. Bu arsızlar ve ayarsızlar, tıpkı ehl-i kitap gibi; günün evvelinden inanıp günün ahirinde inkâr ederler. Dün âmentü diye savunduklarını bugün hurafe diye reddederler. Günübirlik din değiştirirler. Dinde miyarsızlıktan ayarsız hale gelmiş olanlar, seyyar kıbleli olurlar. Onların sabit bir kıblesi olmaz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, haram lokmalara fetva tedarik edenler, dinde miyarsız kalmış ayarsızlardır.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Erkmen

1 Eylül 2021 20:58

Hocam; yazı güzel ama herzamanki kafiyelerden yoksun, nerede önceki şiir gibi yazılar?

Birol

1 Eylül 2021 12:26

Peygamber ve 4 halifeden sonra gerçek din mi kaldı? Her ... heva ve hevesine göre din türetmiş.

Hüseyin

1 Eylül 2021 11:46

Çok güzel değerlendirmeler yapmışsın bu gazetenin en hakikatli adamı sen ve sefa saygılı dır diğerleri az yada çok bu yazıda yazdığın marazlı halleri fikirleri her değerlendirmelerinde açığa vurmaktadırlar

İsmail zaza

1 Eylül 2021 08:58

Muhterem yüreğine kalemine sağlık nefis bir değerlendirme.

sedat

1 Eylül 2021 08:31

Sayın Çelik sizi tebrik ediyorum. Size hasseten şunu sormak istiyorum. “Doğru terazi” ne demek, terazinin doğru olduğunu nasıl anlayacağız? “Tam ölçmek” nasıl olacak, ölçünün tam olduğunu nasıl anlayacağız? Ben bu noktaya biraz maddi, dünyevi ve bilimsel olarak bakmak gerektiğine inanıyorum. Bu gün bilim ve teknolojinin geldiği noktada yukarıdaki soruların cevabını ben ulusal ve uluslarası “kalibrasyon” sisteminde görüyorum. Yani ölçüm veya tartım yaptığınız alet ulusal ve uluslararası sisteme uygun olarak kalibre edilmişse ve belgelenmişse dünyanın her tarafında ve her koşulda tam ölçtüğünüzü ve doğru tarttığınızı söyleyebilirsiniz. Dolayısı ile imamlarımızın, dini tavsiyelerde bulunanların herkesi kullandığı ölçü ve tartı aletlerini kalibre etmeye teşvik etmesi lazım. Daha önemlisi de eğer müslüman bilim adamları bu ayeti batılılardan önce anlamış olsaydı uluslararası kalibrasyon merkezi Paris değil İstanbul olurdu. Sadece müslüman din alimlerinin Kuran’ı okuyarak tebliğ yapması müslümanların ilerlemesi için yeterli değildir. Müslüman bilim/fen adamlarının Kuran’ı aslından okuyarak ilime/bilime yön verermesi ve müslümanların ilim ve teknolojide dünyaya öncülük etmesi sağlanabilir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle