--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devletin takiyyesi putperestliğin bakiyesidir

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Takiyye kavramı, Kur’an’ın kavramlarındandır. Müslümanlara ait, Müslümanları ilgilendiren bir kavramdır. Müslümanlar, cebir, şiddet, ikrah-ı mulci/hayat tehlikesi esnasında bir çare olarak ruhsatan takiyyeye başvururlar. Yani takiyye, genelde güç, otorite sahibi kâfirler, tağutların zulmü karşısında yapılır. Bunun da zemini ve şartları âlimlere(mezheb) göre bazı değişiklikler arz etse de, genelde ölüm anı, ya da uzuvlardan birinin kesilip koparılması durumuyla baş başa kalınması durumunda gündeme gelebilir. Müslümanlar güçlü durumda iken asla takiyyeye başvurmazlar. Zaten böyle bir durumda başvurmaları da dinen caiz değildir.
Güçlünün, kuvetlinin, otoritenin, güçsüz, zayıf, kuvvet dengesizliğinin mağdurlarına karşı takiyyeye başvurması, ihanet planının nişanesidir. Devletin, iktidarın halkına karşı takiyyesi, takvasından değil, taklacılığındandır. Bir memlekette devlet takiyyeci olursa, iktidar taklacı olur. Taklacılardan takva beklenemez. Bunun için diyoruz ki; takiyyeci devletlerin iktidarları ehl-i takla olur ama asla ehl-i takva olamazlar. Çünkü takiyyeci devletin şeması buna müsait değildir. Dolayısıyla takiyyeci devleti sahiplenip savunan iktidarlar, ehl-i takla olmaktan öteye geçemezler.
Takiyyeciliğe dayanan bir devleti sahiplenip savunmak, gaflete ve cehalete kurban gitmektir. Varlık sebebi, halka hizmet etmek olması gerekir iken halkına karşı savaşmayı varlık sebebi haline getiren bir devletin takiyyeyi maske edinmesi kaçınılmazdır. Takiyyeci devleti kuranlar ve sahiplenip savunanlar da hep ikiyüzlü olurlar. Rabbimizin şu ayeti adeta onları resmediyor:
“Onlara: Yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarmayın, denildiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.” (Bakara Sûresi/ 11-12)
İnsanları Allah’ın indirdiği hükümlerle idare etmeyen insanlar, devletler, iktidarlar, yeryüzünü ifsad etmekten başka bir şey yapmazlar. Yeryüzünde işleri güçleri ifsad etmek olan devletler, halklarına karşı takiyyeci olurlar. Meselâ devlet vatandaşıyla kumar oynamak istediği zaman buna kumar demez de “Milli Piyango” der işini yürütür. Devletin vatandaşıyla kumar oynaması, vatandaşına tuzak kurması, modern zamanların en büyük afeti olmuştur. Devletin takiyyesi, devletin vatandaşlarından gizlediği kel başının takkesidir.
Devletin takiyyeciliği, beraberinde çifte standardı, çift hukuku, çift siyaset ve çift iktidarı geririr. Takiyyeci devletin vatandaşlarına açık yazılı ve yayınlanmış olan anasayasının yanında bir de aleni olarak yazılı olmayan, yayınlanmamış, gizli mahfillerde veya özel kasalarda bulunan ve resmi ideolojiye iman etmiş olan zinde güçlerin ancak okuyabildikleri, bile bildikleri bir anayasaları vardır. Bazıları buna “Kırmızı Kitap” da diyorlar.
Takiyyeci devletler; hukuk ile değil, “Kırmızı Kitap”larla işlerini yürütürler. Takiyyeci devlet; halkın bir kısmını vatandaş diğer kısmını ise düşman gören devlettir. Çünkü çift siyasetli olmak bunu gerektirir. Takiyyeci devlet, halkı olmayan rejimin, rejimi olmayan halkın varlığından nemalanan bir devlettir. Takiyyeci devlet, dininden kaynaklanan bir hayat rejimi olmayan halkın var olan müşrik rejime iman etmesi ve uyması için her gün işkence eden devlettir. Takiyyeci devlet, bütün plan ve projelerini halkın inanç değerlerini umursamadan ülkeyi müşrik rejime uydurulmuş kafalar koleksiyonu haline getirmek için kurgulayıp ayarlamıştır. Yani işlerini kurgularla, kuruntularla, kuru kalabalıklarla, komplo teorileri ile yürütür. Takiyyeci devletlerde, insanlar her gün yeni komplolar, yeni kurgu ve kuruntularla uyanırlar.
Takiyyeci devletler, halka rağmen, halkın inanç değerlerine düşman iktidarları üretirler. Halk adına halka düşmanlık yapmak, Takiyyeci devletlerin ortaya çıkardığı iktidarların en bariz vasfıdır. Takiyyeci devletler, küresel emperyal güçlerin doğal müttefikleridir. Küresel emperyal güçlerin isteklerini, plan ve projelerini, halklarının inançlarına ve inançlarından kaynaklanan değerlerinden üstün tutarlar. Takiyyeci devletlerin ortaya çıkardıkları iktidarlar, küresel emperyal güçlere hizmet ettikleri kadar kendi halklarına hizmet etmezler. Çünkü takiyyeci devletler için esas olan halklarına hizmet etmek değil, eziyet etmektir.
İşlerini “Kırmızı Kitap” larla yürüten takiyyeci devletler, halkı yargılama hususunda çift yönlü olurlar. Takiyyeci devlet; hukuk devleti değil, kanun devletidir. Takiyyeci devletlerde kanunlar ile Karunlar eşdeğerdir. Çünkü takiyyeci devletlerde yürürlükte olan ve yürürlüğe konulmak istenen bütün kanunlar ülkenin Karunlarından yanadırlar. Dolayısıyla memleketin en büyük karanlığı, Karunları koruyan kanunlardır. Böyle devletlerde çift yargı vardır; birisi halka açık mahkemeler tarafından temsil edilen yargı, diğeri gizli mahfillere açık gruplar tarafından temsil edilen yargıdır. Gizli ve açık olmak üzere çift yargı; biri halkı avutmak için halka açık mahkemelerde yargılama yapılıyormuş gibi göstermek diğeri ise halka kapalı usul ve esasları bilinmeyen yargılamalardır. Bir ülkede “Kırmızı Kitap”lara yaslanarak gizli yargılamalar yapılabiliyorsa, gizli iktidarlar teşekkül ettiriliyorsa, işlenen gayr-i meşru işler meşru kabul ediliyorsa o ülkede insanın insanlığına ihanet ediliyor demektir. Böyle ülkelerde vahim olan durum, takiyyeci devleti ve onun ortaya çıkardığı durumları sahiplenip savunanların insanlığa ihanet suçu işlediklerine inanmamalarıdır. Hz. Muhammed (sav)’e karşı ayak direten Mekke müşrikleri de aynı şeyi yapıyorlardı. Yani onlar da put dikmekle, insanları putlara tazim ve ibadet etmeye davet etmekle insanlığa ihanet suçunu işlediklerini kabul etmiyorlardı. Şayet denilse ki; “Mekke’nin putperestliğinden kurum olarak bu günümüze ne kaldı?” Bu suale cevaben deriz ki; Bila şekü şüphe takiyyeci bir devlet kaldı. Çünkü Devletin takiyyesi, putperestliğin davetiyesidir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Mekke’deki putperestliğe karşı tavırı ne ise, bizim de takiyyeci devletlere karşı tavrımız o olmalıdır. İnsanlık âlemi takiyyeci devletten ve onun versiyonlarından ancak ve ancak nebevi yönteme riayet etmekle kurtulabilir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle