--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Derdine düşmediğin “dava”nın cennetine mi talipsin?

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
18

Davanın derdine düşmek, davanın cennetini günahlardan uzaklaşmakta düşlemektir. İnandığınız davanın derdinden pay almıyorsanız, davanızın düşmanları tarafından pay edilirsiniz. İnsan inandığı davanın derdinden pay alır. İnandığı davanın derdinden pay almayanın o davada nasibi yoktur. Umudumuz, imanımızla aynı çizgide yürümüyorsa, birilerinin bizi İslâm ümmetinden yürütmesi kaçınılmazdır. Müslümanlar için her yer cihad cephesidir. Kudüs Ümmet-i Muhammed’in okçular tepesidir. Selahaddini Eyyübî (Rh.a.); “Kudüs Haçlıların elindeyken, gülmek bana haram olsun” derken, derdine düştüğü davanın cennetine talipli oluyordu.

Mazlumların zalimler karşısında en güçlü silahları duâdır. Cephaneleri ise helal lokmadır. Helal lokma derdinde olmayanların Allah’tan gelmiş olan davanın derdinde olmaları beklenemez.

Hayatta ya iman vardır ya da inkâr vardır; İslâm’ın beğeniye sunulmuş keyfe mâ yeşâ herhangi bir bölümü yoktur. Ya hep, ya hiç. Ya Allah’ın yolunda yürürsünüz ya da küfrün karanlığında çürürsünüz.

İslâm, Müslümanları hem cihad ile hem de cennetle müjdelemiş olan bir dindir. “Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.” (Tevbe Sûresi/111)

Cihad kalitesinde Müslüman olmayanlar, cihan çapında söz sahibi olamazlar. Cihadsız kalan Müslümanları menfaat mahfillerinde kademe kademe gezdirirler. Bununla da yetinmez bizzat onları kendi topraklarında küfrün yumruğuyla ezdirirler.  

Hayat imanın etrafında döner. İmanın yörüngesinden çıkan güneş de olsa söner. Tıpkı Selef-i Salihin gibi; bir harama düşmemek için yetmiş helalden vazgeçmeyi göze almamışsanız, bir helale ulaşabilmeniz için yetmiş haramla imanınızın gözlerini oyarlar. Allah yolunda çıkar ortaklığına başlayanlar, birkaç adım atmadan menfaat için dinden çıkarlar.

“Aldanma insanların samimiyetine,

Menfaatleri için gelirler vecde. 

Vaad etmeseydi Allah cenneti,

O’na bile etmezlerdi secde!”

Dertler uğruna bedel ödendiği zaman zevk verirler. Davasının derdinde olmayan Müslümanlar küfrün karanlığında erirler. Bin kerametten daha hayırlı ve de kıymetli olan doğru istikamettir. Rabbanî dava adına aranan; mazeret üretmeyen, hizmet denildiğinde “ama” demeyi bilmeyen, tavizkârlığa razı olmayan dava insanıdır.

Hayatta tanıştığınız iyi insanları rızıktan saymıyorsanız, nankörlerin sayılarını çoğaltıyorsunuz demektir. Cennette buluşacaklarına inanmış olanlar, birlikte cennetlik işler yapmıyorlarsa cehennemde buluşurlar. “Cennet ucuz değil; cehennem dahi lüzumsuz değil.” Rabbimiz uyarıyor:

“(Ey müminler!)Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?! Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihâyet peygamber ve beraberindeki müminler, ‘Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?’ demişlerdi. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara Sûresi/214)

Rabbanî davanın cennetine talipli olanlar, bedelini ödemeye hazır olmalıdırlar. Dava yolunda ödenmesi gerekirken ödenmeyen bedeller, başa belâ olurlar. Her belânın da bir kerbelası vardır. Bedelsiz cennete girmeyi düşleyenler için bu dünya dardır. Allah yolunda cihad, cennet parolasıdır. Hayatınızı cihaddan çekerseniz veya cihadı hayatınızdan çekerseniz cenneti cinayetlerde arar olursunuz. Allah yolunda Allah için cihadın terkedildiği yerde en yüksek ses, cinayet işleyen canilerin sesidir.

Hilafetin ilgasından sonra öyle bir düzene düştük ki; “Zulüm, başına adalet külâhını geçirmiş. Hıyanet, hamiyet libasını giymiş. Cihada, bağy ismi takılmış. Esarete hürriyet namı verilmiş. Ezdad, suretlerini mübadele etmişler.” (Mektubat/Said Nursî, Sh: 456) Yani ezdad(zıtlar) bugün tebdil(yer değiştirme) olmuşlar. Her şey asli kimliğini kaybetmiş. Bir ülkede zulümler adaleti temin için yapılıyorsa, adaletin namusuna tecavüz edilmiş demektir. Cüzdanlarda faiz bulundukça vicdanların ölümüne engel olunamaz. Fudayl b. İyaz (Rh.a) diyor ki: “Eskiden insanlara “Allah’tan kork!” denildiği zaman sevinirlerdi. Şimdi ise sinirleniyorlar.”     

Bir ülkede korsan hakikat hakiki hakikate düşman olmuşsa, o ülkede her gün batıla bayramdır. Batılın düşmanları birbirlerine düşman olmuşlarsa cennetin değil, cehennemin müşterileri çoğalmış demektir. Müslüman olarak kardeşlerini yok etmek üzerinde plan yapanlar, kâfirlerin saltanatına son vermek için hiçbir planları olmayanlardır. Düşmanla savaşmayanlar, birbirleriyle dalaşırlar.

Müslüman olarak dinen olmanız gereken yolda değilseniz, kulluk kitabınız Kur’ân’ın size vaat ettiği menzili şimdiden kaybetmişsiniz demektir. Dava derdini bitireni bitirirler. Bununla kalmayıp menfaat için zorbaların önünde secdeye getirirler. Müslüman olarak düşmanın kurşununu kusursuz kılanlar, günahların turşusunu yapanlardır! 

 

Yorumlar

(18)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmet Can

14 Ocak 2024 17:35

Yer yüzünde derdine düştüğüm dava tüm insanların fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür bir şekilde BİLİMİN ışığında, HUKUKUN BAĞIMSIZLIĞI ve ÜSTÜNLÜĞÜNDE, EMEĞİN YÜCELİĞİNDE ÇAĞDAŞ DEMOKRATİK, HUZURLU bir ailede, ülkede ve dünyada ONURLU bir şekilde İNSANCA yaşayabilmektir. İNSANLARIN öldürülmemesi, DOĞANIN korunması, ŞİDDETİN her türlüsünün dışlanması, KAMU MALININ ÇALINMAMASI, HIRSIZLIK yapılmaması, YALAN söylenmemesi, İFTİRA edilmemesi, ülkedeki KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİRDEN o ülkenin yeni doğmuş kundaktaki BEBEĞİNDEN itibaren hayatının sonbaharını yaşamaya çalışan EMEKLİLERE varıncaya kadar, çalışan veya çalışmayan herkesin EŞİT ve ADİL bir şekilde yararlanmasını sağlayabilmektir. Cumhurbaşkanını, sokaktaki çöplükten yiyecek toplamaya çalışan bir insandan bile ÜSTÜN GÖRMEMEKTİR. Ülkede AÇLIK SINIRI ALTINDA insan kalmaması ve YOKSULLUK SINIRI ÜSTÜNDE insanca bir yaşam standardının herkes için uygulanmasıdır. AHİRET İÇİN DERDİNE DÜŞTÜĞÜM DAVA ise ZATEN SENİ İLGİLENDİRMEZ. Bu soörüyü hiçbir ÖLÜMLÜ bir İNSANA SORAMAZ. Bu soruyu sorabilme hakkı sadece yüce ALLAH'a AİTTİR. ALLAH hiç bir kulunun inancını sorgulaması için, başka bir insana bu soruyu sorma yetkisi vermemiştir. Bu soruyu ancak ALLAH sorabilir. Eğer bu soruyu sorabilme hakkını bir insan kendinde görebiliyorsa, o insan kendisini bizzat yüce ALLAH'ın yerine İKAME ETMİŞ ve yüce ALLAH'a ŞİRK KOŞAN bir duruma gelmiş demektir. AHİRET için derdine düşmediğin davanın CENNETİNE Mİ TALİPSİN? Sorusuna verilecek en güzel CEVAP; "SEN ALLAH'mısın ki bu soruyu bana sorabilme cüret ve yetkisini kendinde buluyorsun?." demek gerekir. AYRICA SEN NERDEN BİLECEKSİN Kİ; Benim CENNET için DERDİNE DÜŞMEDİĞİMİ ve böyle bir davamın olmadığını?. Onu sadece YÜCE ALLAH bilir. AYRICA; ALLAH'ın CENNETİNE TALİP olanlar ve bunu DAVA edinenler; ALLAH'ın verdiği CANI, ALLAHU EKBER diyerek KATLETMEZLER, KAMU MALINI ÇALMAZLAR, HIRSIZLIK YAPMAZLAR, ŞİDDET uygulamazlar, DOĞAYI ve EKOLOJİK DENGEYİ bozmazlar, YALAN söylemezler, İFTİRA atmazlar, ÇALIŞANIN HAKKINI alnının teri soğumadan verirler, çalışırken bedelini peşin ödeyerek satın almış olan EMEKLİLERİN HAKLARINI GASP ETMEZLER, EMEKLİ,DUL ve YETİM AÇLIK SINIRI altında yaşama tutunmaya çalışırken, ülkeyi yönetenler kendileri için EMEKLİ TABAN MAAŞININ 10 Katını, 20 katını almazlar, alamazlar. İşte asıl İBADET bunlardır. İşte DERDİNE DÜŞÜLMESİ gereken DAVANIN CENNETİNE ancak bu şekilde TALİP olunabilir. Lütfen SUUDİ ARAP EMEVİ BEDEVİLERİNİN sadece kendilerini KUTSAYAN ÇIKARCI İNANCINDAN vaz geçin artık. TALİP olduğunuz ALLAH'ın CENNETİNE KABUL EDİLEBİLMENİZ için, sizleri CENNETE taşıyacak olan HAK, HUKUK, ADALET, İNSAN HAKLARI, HOŞGÖRÜ, BARIŞ, DEMOKRASİ, onurlu ve İNSANCA bir YAŞAM için verdiğiniz MÜCADELE BİLETİ ile AHİRETE GİTMEYE ÇALIŞINIZ. Zira yukarıda saymaya çalıştığım tüm iyilikler zaten İBADETİN bizatihi kendisini oluşturmaktadır. Cennetin anahtarı işte bu yeryüzünde, YAŞAMIŞ OLDUĞUNUZ tüm olumlu ve olumsuz tutum ve davranışlarınızla İHİRETTEKİ YERİNİZİ REZERVE ETMİŞ (ayırmış) olursunuz. İnsanların yeryüzündeki imtihanı; Yeryüzündeki tüm canlı ve cansız varlıkların doğal dengesinin koruması kaydıyla, HERŞEYİN İNSAN İÇİN en iyi şekilde hayata geçirilebilmesi için mücadele edilmesi ve bir de bunun başarılabilmesi insanların AHİRETTE CENNETE veya CEHENNEME gidip gitmeyeceklerinin en güzel İMTİHANI değil midir?. Saygılarımla. Ahmet CAN / MERSİN

Cemal arayan

30 Ocak 2020 00:03

Nerdeyse hayat iman ve cihaddır diyecekmişsin gibi ama yazarsan ucu başka yerlere dokunur demi abi

Cihat

29 Ocak 2020 17:15

Evet neyazıkki cübbeli gibi  vaizler olduğu sürece cihad ve şehadet ruhu olmaz bu memlekette sayın hocam

Hanefi NAZLI

24 Ocak 2020 07:52

Sayin Hocam Allah kalan omurunuzu mutlu,huzurlu eylesin gücünüzü,azminizi artırsın güzel güzel yazmaya devam edin.InsAllah.

Cahil

22 Ocak 2020 20:34

Güzelim faizi düşük helal faizli toki evler varken zahmetli eziyetli faizsiz cenneti ne yapsın bu millet 

Zeynep Gerçek

22 Ocak 2020 19:40

Allah ebeden razı olsun çok beğendim yazınızı.

Ferîd

22 Ocak 2020 14:59

"... davanın cenneti ..." süpermiş yaa

HTURK

22 Ocak 2020 14:14

Yazı seviyeli, yorumlar seviyeli, acaba başka bir gazeteyemi geldim, yoksa Akit'mi okuyorum. Demekki önyargısız, algısız, iftirasız ve tarafsızda yazı yazılıp yorum yapılabiliyormuş. Tebrik ederim Sayın Çelik ve sayın yorumcular.

turgut ertav

22 Ocak 2020 11:48

Allah,zatına kul olmanın karşılığını cennetle veriyor;amenna ve sadakna.Ancak bir kul, cennet umarak veya cehennem korkusuyla Allah a kul oluyorsa,bunda bir samimiyetsizlik vardır,çıkar duygusu ön plandadır.Kula yakışan,Allah a gerektiği şekilde,samimi olarak ve hakkıyla kul olmaktır.İşte bu durum, Allah a olan yakınlık dereceleridir.İslam davası;ne şurayı ne burayı ele geçirmek,ne şu veya bu kesim veya kişileri yönetime getirmek değildir.İslam davası,Allah a hakkıyla kulmak ve hakkıyla kul olanların sayısını artırmaktır.Bazı peygamberlerin yaptığı savaşlar ise, bu amaca ulaşmak içindi.Toprak ve yönetimleri kapmak,toplumları kendine bağlamak veya bazı toplumları yok etmek,savaşlarla islamı yaymak gibi fütühat ve kıtala bağlı işler değildi.Amacın püf noktasını kaçırmayın.Yoksa,sapıtanlardan olursunuz.

Yaşlı Doçent

22 Ocak 2020 11:45

Sayın Cumhurbaşkanımız; emeklilik hakkını elde etmiş olan yaşlı Doçentleri, Profesörlüğe başvurmak için gerekli olan 5 yıllık bekleme süresinden muaf tutmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle