Çilemiz Cennet Kazancımızdır
Müslüman zor ve kor zamanların insanıdır. Müslümanların lügatinde çile cennetin yolu olmuştur. Müslüman gülü dikensiz, yolu çilesiz düşünmez. Çünkü “Gül dikensiz, yol çilesiz olmaz.” Şehid Seyyid Kutub (Rh.a.) şöyle derdi: “Bizim yolumuz dikenli bir yoldur, ayağını seven gelmesin.”
Ufkumuzun karardığı, kadrimizin büküldüğü, binbir müşkülün altında ezildiğimiz kara günler yaşıyoruz. Allah yolunda Allah için çileye katlanan çilekeş örneklerin ve önderlerin izlerini takip etmekten başka çaremiz yoktur. Allahû Teâla bizi uyarıyor:
“Ve peygamberlerden niceleri var ki; onlarla birlikte birçok rıbbıyyun (ilim, amel, basiret ve firaset sahibi muallim/mücahid de) de savaştı. Allah yolunda, kendilerine isabet eden şeyler (elem ve sıkıntılar) sebebiyle gevşemediler, zayıflık göstermediler ve boyun da eğmediler. Allah, sabredenleri sever.” (Âl-i İmran Sûresi/ 146)
Çile, Allah yolunda arınmanın ve arındırmanın, adamanın ve adanmanın çaresidir. Cennet yolundaki çaresizliğimiz çilesizliğimizdendir. “Maksada ulaşmanın hazineleri, sıkıntı servetleri üzerine kurulmuştur.” Sıkıntılara sabır etme sermayeleri olmayanlarla birlikte Allah yolunda seferlere çıkılmaz. Rabbanî olmayandan mürebbi, İlmin ma’mulü olmayandan da âlimi olmaz.
İmam-ı Azam’ın talebelerinden İmam-ı Muhammed, ilim için gece uyumaz, defterlerini yanına koyar, birinden usandığı zaman diğerine bakardı. Uyku tutmaması için de yanına bir kap içinde soğuk su koyar, uykusu gelince su ile uykusunu gidermeye çalışır ve şöyle derdi; “Uyku vücuttaki hararetten ileri gelir. Onu soğuk suyla defetmek gerekir.” (Taşköprüzade, Miftahu’s-Seade ve Misbahu’s-Siyade, C: 1, sh: 23)
Allah yolunda millet/ümmet olmanın, devlet/medeniyet bulmanın yolu çileden geçer. Çünkü Tevhid Medeniyeti, Allah yolundaki çilekeşlerin örnekliğinde ve önderliğinde kurulur.
Ruhu çekilmiş ve kadavralaşmış bir millete hayat üfleyebilmek için yıllarca Mısır ve Sina arasında mekik dokuyan ve her defasında Tûr’da dolup Mısır’da boşalan; nihayet maddenin bağrına indirdiği darbelerle, suya ve toprağa ayrı bir yol, ayrı bir erkân öğreten Musa (as) gibi çilekeş olmak gerekir. Tek başına ümmet olup Kenan ilinden Bâbil’e uzanmak, Nâr-ı Nemrud’u görünce yolunu değiştirmeden “Hasbiallah=Allah bana yeter” diyen Hz. İbrahim gibi cenneti çilede aramak gerekir. Çoraklamış, yapayalnız kalmış, susuzluktan kavrulmuş gönüllerde zemzemi mayalamak için Hz. Hacer annemiz gibi Safa ile Merve arasında gidip gelmek gerekir.
Allah’ın rızasına, Allah’ın cennetine nail olmak için Müslüman çileye katlanır. Allah yolunda çekilen her çile, cennet yoluna döşenen bir taştır. Çünkü Cennet yolu, çile taşlarıyla döşenmiştir. Allah yolundaki engelleri aşanlar, cennet yolunu çile taşlarıyla döşeyenlerdir. Cennete giden yol çileden geçer. Çilesiz cenneti düşleme düşüncesine saplanmamamız için Rabbimiz uyarıyor:
“Yoksa sizden önce gelip-geçmişlerin hali (sizin de) başınıza gelmeden gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle şiddetli bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, en sonunda Rasûl ve beraberindeki mü’minler “Allah’ın yardımı ne zaman?” dediler. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.” (Bakara Sûresi/ 214)
Çile, dünyada kazanılan uhrevi bir kazançtır. Çile mü’min insanın cennet kazancıdır. Mü’minin çilesi, mü’minin âhiretteki cennetidir. Çile çekmeden cenneti hayal edenlerin cennetlik hayatları olmaz. Çile, Müslüman’ın imanını etiyle ve kanıyla beslemesidir. Ebû Abdullah Habbâb İbni Eret radıyallahu anh şöyle dedi:
Hırkasını başının altına yastık yapmış, Kâbe’nin gölgesinde dinlenmekte olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e müşriklerden gördüğümüz işkencelerden şikâyette bulunduk ve: Bizim için Allah’tan yardım dilemeyecek ve Allah’a dua etmeyecek misiniz? dedik.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi:
– “Önceki ümmetler içinden bir mü’min yakalanır, kazılan bir çukura gömülür, sonra da bir testere ile başından aşağı ikiye biçilir, eti-kemiği demir tırmıklarla taranırdı. Fakat bütün bu yapılanlar onu dininden döndüremezdi. Yemin ederim ki Allah mutlaka bu dini hâkim kılacaktır. Öylesine ki, yalnız başına bir atlı, Allah’tan ve sürüsüne kurt saldırmasından başka hiç bir şeyden endişe etmeksizin San’a’dan Hadramut’a kadar emniyetle gidecektir. Ne var ki, siz acele ediyorsunuz.” (Sahih-iBuhârî, Menâkıb 25)
Allah yolunda zahmete tahammül etmeden rahmete nail olunmaz. Çilesiz cennete yol bulunmaz. Çile, Allah yolunda Allah için cihadın bedeline katlanmaktır. Çilenin kırk kapısı vardır. Bütün kapılarında “Cihad ile Cennet ikizdir” yazılıdır.
Çile; Allah yolunda gamü kederi sadece Allah’a arz etmektir. Rabbimiz bize haber veriyor: “Yakub: Ben gam ve kederimi sadece Allah’a arz ediyorum.” (Yusuf Suresi, 86) Yusuf’un kuyusunda olan, Yakub’un göz yaşında olur. Haramlardan ve haramzadelerden kurtulmak için çekilen çile, cennet kazancıdır.
Çile, Allah yolunda iyiliklerin işçiliği ve bekçiliğidir. İyiliğin işçileri ve bekçileri, cennetin çile çiçekleridir. İyi insanlarla iyi bir dünya kurmak için çektiğimiz çile, bizim cennet kazancımızdır.







