• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
30 Ekim 2019

Beyaz adamın Müslüman halkları dönüştürme projeleri(2)

Batının Müslüman halkları dönüştürme projelerinde Müslümanların dinini, dilini, ahlâkını, kültürünü, örf ve âdetini değiştirmek vazgeçilmezler olarak yer almışlardır. Batı hep bu minval üzere hareket etmiştir. Bakınız Batıdaki “risk” kavramı “rızk” kavramından mülhemdir. 17. yüzyılın başında Amsterdam’da Müslüman düşünürlere ait el yazması kitaplarda keşfedilen “rızk” kavramının İslâm anlayışındaki, “Allah”ın insanlara ihsanı, fakat insanların da bu ihsanı elde etmek için çaba harcamaları ve sonuçta elde edilen nimet” şeklindeki anlamının içi boşaltılıp Protestanlığın kaderci anlayışıyla doldurulmuştur. Şöyle ki, “elde edilmesi sadece bazı “seçilmiş” insanlara mahsus ekonomik değer, dolayısıyla seçilmişler dışındakilerin elde edememesi ihtimali çok kuvvetli değer” anlamına gelmek üzere “risk” olarak değiştirilmiş ve insanlığın geleceğine ilişkin tamamen karamsar bir anlama büründürülmüştür.

Talancı Batı Hindistan, Afrika ve sömürgeleştirdiği diğer ülkelere, görünürde yardımcı olmak gibi masumane bir mazeretle gitmiştir. Asıl amaçları, makine egemenliğini daha uzaklara taşımaktır. Varsa o bölgelerin petrollerini yer altı madenlerini ve deniz limanlarını keşfedip ülkelerine katma değer sağlamaktır. Ucuz işçilik elde etmek ve kendilerine yeni pazar alanları açmaktır. Doğal olarak bütün bu maddi ve dünyevi kazançları elde ettikten sonra onların inanç, örf ve adetlerini de kedilerinkine benzetmektir. Bunu başarmak ve gerçekleştirmek için kendilerine her şey serbest ve mubah olmalıdır. Bu gerçeği bir Afrika yerlisi şöyle dile getirmiştir: “Batılılar Afrika’ya geldiklerinde, onların elinde İncil bizim elimizde topraklarımız vardı. Şimdi bizim elimizde İncil onların elinde topraklarımız var.” (Şaban Ali Düzgün, Müslüman İmajı “Batı’daki İslam İmajını Oluşturan Temel Etkenler”, Ankara, 1996, Sh: 259) Aradan iki asır geçti. Hâlâ o devletler, kabile ve sömürge olarak Batı’nın arka bahçesi gibi varlık içinde yokluk yaşamaya devam etmektedirler. Batı ise kendine yeni alanlar için, meşruiyet zemini hazırlamaya devam etmektedir. Batı, İslâm topraklarını işgal ve istilâyla, yağmacılıkla ve talanla kendi ömrünü uzatmaya çalışıyor.

Yalan ve talanın yarını olmaz. Batının kanlı ve katliamlı işgal ve istilâlarından insanlık artık bıkmıştır. Muhammed Kutub (Rh.a.) der ki: “İslâm’a dönmekten başka çare yok. Bertrand Russel şu meşhur sözünü söylediğinde bir kehanette bulunmuyordu: “Beyaz adamın hâkimiyet devri artık sona ermiştir”. Russel bu sözü ile yeryüzünde mevcut olan bir gerçeği ikrar ediyordu. Bu hakikat muâsır filozofun keskin zekâsı ile “idrak ettiği” bir gerçekti. Her ne kadar yeryüzündeki avâm-ı nâs, hattâ başlangıçta “kültürlü avamlar”! bile bu hakikati görmediyseler de… Her ne kadar, bu filozofun gördüğü hakikat tam olmayan ve cüz’i bir görüş ise de, (çünkü kendisi yeni cahiliyet içerisinde yaşıyor ve onun anlayışı ve cereyanlarının tesiri altında kalıyordu) şunu ifade ediyor ki; bu cahiliyet, artık yıkılışını haber vermektedir. “Şüphe yok ki «beyaz adam» medeniyeti artık baş aşağı yol almaya başlamıştır. Bu sebeple onun yıkılması mukadderdir. Fakat -geçen kısmın sonunda da söylediğimiz gibi- onun yıkılışı demek, hemen onun arkasından -behemehâl- beşeriyetin mukadderatına hayrın hükmetmesi demek değildir. Şu kadar var ki, hangi cahiliyet yıkılırsa yıkılsın bunun ardından insanlara hayatlarını hayr üzerine kurmaları için sadece bir fırsat zuhûr etmiş olur ki, eğer bunu yapar da Allah nizamına yönelirler ve bu nizamın Rableri tarafından hak olarak gönderildiğine inanırlarsa; bu onlar için kurtuluş yolu olur. Eğer insanlar bu fırsatı değerlendirmez ve yeryüzünde İlâhî nizamın ikamesi için ciddi bir gayret sarf etmezlerse; onların hayatlarına asla -kendiliğinden- hayır hâkim olamayacak ve bir cahiliyetten diğer cahiliyetin, bir şer kuvvetten başka şer kuvvetin kucağına düşeceklerdir.” (Cahiliyyetu’l Karni’l ‘Işrin/ Muhammed Kutub, Sh: 200, Beyrut/1989) 

Müslümanların bu hususta muhtariyetleri yoktur. Vakit, Beyaz Adam’ın Müslüman halkları dönüştürme projelerini tarihin çöplüğüne atma vaktidir. Bunun da yolu ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde İslâm ile idare olunmak için say’ü gayret göstermektir. Batı, dinimizi, dilimizi, ahlâkımızı, kültürümüzü, örfümüzü ve âdetimizi değiştirmek istediği gibi bizim coğrafyamızı da değiştirmeye çalışır. Batı, İslâm coğrafyasını dün cetvellerle muhtelif devletçiklere bölmüştü, bugün de Müslümanların cesetleriyle yeniden İslâm coğrafyasının bölünmüş haritasını şekillendirmeye çalışarak ümmet-i vahide olduğumuzu bize unutturmaya çalışıyor. Vakit, Allah yolunda Allah için tıpkı bünyan-ı mersus (tuğlaları birbirini destekleyen bina) gibi tek saf halinde talancı ve çapulcu Batıya karşı direnişi sürdürmektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İbrahim

Onu da müslüman ülkelerde yoksulluk, işsizlik ve cehalette bırakmakla yapıyor o azgın ve zalim batılı kâfirler..
  • Yanıtla

Memet

gerçek müslüman akıl sahibidir, bilim üretir, projelere aldanmaz, din tüccarı münafıklar sudan çıkmış fare gibi her projenin kapısını çalarlar belki bir menfaat vardır zannıyla
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23