Atalar kıblegâhına tükürenler
Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tarihten ibret dersi alınır. Tarihten ibret dersi alınmazsa, hatalar tekrarlanır. Osmanlı devletini yıkanlar, Selanikli Yahudilerdir. Emenuel Carrasu (Emin Karasu); İtalyan hahambaşıdır.1903’te Selanik’e yerleşti. Mason localarını ve ittihat ve terakki partisini kurdu. Abdulhamit 1871’de meclisi kapattı, çünkü çoğunluk gayri Müslimlerdi. Emanuel Karasu askerleri kullanarak, Sultan sıkıştırılarak meclis açtırttı. Milletvekili seçildi. Sultan indirildi 1909. Sultan Selanik’e sürüldü, oraya yerleştirildi. Osmanlı savaşa sokuldu. 1911’de Trablusgarp’ı İtalyanlar aldı. 1914’de 1. dünya savaşına sokuldu. 30 cephede Osmanlı savaşmak zorunda kaldı. Osmanlı 1. dünya savaşı sonunda Sevr Antlaşması yapıldı. Sevr Antlaşması, kölelik maddelerini taşıyan ve arka planında Selanikli Yahudilerin iradesi olan bir dayatmadır.
Selanikli masonlar, yalnız memleket dışındaki gayretleri bir merkez etrafında birleştirmekle kalmamış, memleket içindeki saray düşmanı kurulları da bir ‘Mukaddes İttifak’a teşvik etmiştir. Bununla beraber Türk, Arap, Rum, Bulgar, Ermeni, Yahudi, Kürt, bütün kurullar yalnız Abdülhamid’in devrilmesi için birleştirilmişlerdir. Floransa maşrık-ı a’zamı, Abdülhamid’e karşı böyle bir birlik kurarken Abdülhamid’in devrilmesinden sonra bütün o millî grupları ayrı ayrı tefrikaya teşvik etmekten geri durmamıştır. İttihat ve Terakki işte bu mason yardımıyla kurulup gelişmiş ve masonlarla haşr ü neşr olan İttihatçılar, nice oyunlardan sonra Abdülhamid Han’ı alaşağı etmesini bilmişler, böylece Yahudi’nin arzusunu gerçekleştirivermişlerdir. Bunlara dün de, bugün de alkış tutanlar, atalar kıblegâhına tükürenlerdir.
Atalar kıblegâhına tükürenler, tükürülmeye değmezler.. Onlar din bilmezler, edep tanımaz utanmazlar. Sultan II. Abdülhamid’e karşı yapılan yanlışlar hususunda Osman Tevfik Bölükbaşı, nedamet zemininde kalarak şunu itiraf ediyor:
“Neredesin şevketlim
Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?/ Feryâdım varır mı bârigâhına?/ Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,/ Şu nankör milletin bak günâhına.
Târihler ismini andığı zaman,/ Sana hak verecek, ey koca sultan;/ Bizdik utanmadan iftira atan,/ Asrın en siyâsî padişâhına.
Pâdişah hem zâlim, hem deli’ dedik,/ İhtilâle kıyam etmeli dedik;/ Şeytan ne dediyse, biz ‘belî’ dedik;/ Çalıştık fitnenin intibahına.
Divane meğer bizmişiz
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,/ Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz./ Sade deli değil, edepsizmişiz./Tükürdük atalar kıblegâhına.
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,/ Bir sürü türedi, girdi meydana./ Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?/ Yuh olsun bunların ham ervâhına!”
Ölülerimizi taşlayanlar, kötülük için görevi başı yapanlardır. Ölülerimizi taşlayan şeddeli fahişelerin ‘masumiyeti’ne inanmayı akidenin şartı haline getiren yeni bir mezhep mi doğuyor? Yoksa Peygamberlerin dışındaki birtakım insanlara ‘ismet sıfatı’nı yükleyen yeni bir din mi ihdas olunuyor? Bizim haberimiz yok, haberi olanlar neden bizi bilgilendirmiyorlar?
Doğmuş bir çocuğu beslemek için sarf edilecek paranın, ana rahmindeki çocuğun doğmaması için sarf edilmesini telkin ve teklif edenler, atalar kıblegâhına tükürenlerdir.
Erdemli olmanın ve erdemli kalmanın en önemli şartı, hainleri tanımak ve onlara karşı tedbir almaktır. Filistin topraklarında İsrail denilen Amerika’nın terör karakolunun kurulması için Osmanlı devletini yıktılar. Dolayısıyla Osmanlı devletine ve başındaki Sultan II. Abdülhamid’e düşmanlık edenler, ruhları Siyonist Yahudilerin pislikleriyle kirletilmiş olanlardır.
Sultan II. Abdülhamid’in hem kadim, hem de cedid yerli düşmanları, gâvurlardan gelecek yardıma bakarlar. Hak ve hukuk zemininde havaları alınmazsa, kibir ateşiyle memleketi yakarlar. Siyonist Yahudiler, bu topraklarda fiilen yapamadıklarını içimizdeki taşeronları eliyle yaparlar. Onlar Allah’a değil maddeye taparlar.
Siyonist Yahudilerin ipiyle kuyuya inenler, bir daha kuyudan çıkmadılar. Siyonist Yahudiler, kişiye “ne yiğitsin” derler, candan ederler, bir de “çok cömertsin” derler maldan ederler. Bir de “sen çağdaşsın” derler hem dinden ve hem de imandan ederler. Ne kadar Osmanlı, Sultan II. Abdülhamid düşmanı gördümse hepsi asaleten bir yerlerde Siyonist Yahudilerle birleşiyorlar, annelerine tecavüz edenlere baba deyip hayâ ve ârdan uzaklaşıyorlar. Osmanlıyı savunamaz, Sultan II. Abdülhamid’e sahip çıkamaz yırtılmışsa kişinin hayâ damarları, kendisi için zafer nişanı sayar ilâhî şamarları!
“Ben de Müslümanım” deyip Osmanlı karşıtlığı, Sultan II. Abdülhamid düşmanlığı yapmak, kör taassuptur. Hilafet düşmanlarının işlerini kolaylaştırmaktır. Bir yerde dâhili hainler harici düşmanlardan daha çok hale gelmişlerse, orada tecelli eder hükm-ü kader. Kazanılmaz her zaman, topla, tüfekle zafer. Osmanlıya, Sultan II. Abdülhamid’e düşmanlık eden her şeyi ters görür, gözlerini kin bürür. Onlar havlayıp dursun, it ürür, kervan yürür!







