• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Asr-ı saadet özlemi

25 Ocak 2023
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Asr-ı saadet; Peygamber ve sahâbesinin yaşadığı dönemi tanımlamak için kullanılan bir tabir. Bu asırda sahte ilahların tümüne çarpı, sadece ve sadece Allah tekbir! Asr-ı saadet, Hz. Muhammed (sav)’in, Allahû Teâla’dan aldığı Kur’an ayetlerini insanlara tebliğ ettiği ve kendi gözetim ve denetimi altında hayata geçirdiği dönemdir. Bu dönem, dünyadaki tüm Müslümanlarca Asr-ı saadet olarak kabul edilir ve İslâm’ın sadece bu dönemde eksiksiz ve mükemmel yaşandığına inanılır. Bu dönemde yaşanan hayat ve ortaya konan örneklik, Müslümanlar tarafından ilk ve en önemli kaynak olarak kabul edilir. Asr-ı saadet kavramı; İslâm kültüründe özel olarak son Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’e vahyin gelişinden sonraki dönemi tanımlamak için kullanılır. Bu dönemin, Hz. Muhammed’in peygamberlik görevini almasıyla başladığı, vefatıyla sona erdiği kanaati yaygındır. Kimileri bu dönemi, Hulefa-i Raşidîn denilen dört halife devrinin sonuna kadar uzatır, kimileri de Hz. Hasan (ra)’in altı aylık halifelik dönemine kadar, bazı ilim adamları da, Emevî halifesi Ömer b. Abdülazîz devrini de bu dönemin içine katarlar.

Asr-ı saadet’ten önce kadınlar meta, kızlara ödetiliyordu diyet. Bir de cansız totemlerden umuluyordu medet. Kul kula esir oluyordu kaybolmuştu hürriyet. Asr-ı saadet ile birlikte garanti altına alındı hürriyet ile zürriyet. İslâm’ın temsil edildiği, tebliğ edildiği, tatbik edildiği devir, Peygamber (sav)’den bize miras kalan rehberiyet. 

“İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir.” (Sahih-i Buharî, Şehâdât 9, Fezâilu’l-Ashâb 1, Rikak 7, Eymân 27; Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe, 214)

Bu asrın Müslümanları olarak mana cihetinde cahiliyye devrini, madde cihetinde Asr-ı saadeti yaşıyoruz yokluğunda. Ama beğenmiyoruz hiçbir şeyi bunca nimetin bolluğunda. Asr-ı saadet özlemi, nankörlük uykusundan uyanma özlemidir. İslâmî hayat ve düşünce dünyasının her alanına ilişkin ilk uygulamaların bu dönemde hayat bulmuş olması da Asr-ı saadetin önemini artıran faktörlerin başında gelir.

Müslümanlar tarafından oluşturulmuş ve zaman içinde gelişip özel akım veya disiplin niteliğini kazanmış her önemli hareket, kendine Kur’ân-ı Kerim yanında Hz. Muhammed (sav)’in tatbikatına sahne olan Asr-ı saadetten de bir dayanak bulma ihtiyacını hissetmiştir. Tefsir’den Fıkıh’a, Ahlâk’tan Kelam’a ve diğer fikrî ve ilmî faaliyet biçimlerine kadar Müslümanların düşünce ve davranışlarını yönlendiren her önemli oluşumun, köklerini Asr-ı saadete dayandırması, bu özel dönemin niçin farklı bir öneme sahip olduğunu yeterince açıklar.

İslâm’ın yüzyıllar önceki saf halinin nasıl olduğu ve Hz. Peygamber’in örnek ve önderliğinde nasıl yaşandığı sorusuna verilecek en güzel cevap, Asr-ı saadettir. Bunun için Asr-ı saadet, mü’min gönüllerde hep bir özlemdir. Ancak Müslümanlar içinde yaşadıkları bu asırda Asr-ı saadetin dilencileri oldular. Asr-ı saadet özlemi; “zifiri karanlıkta ak süt içinde ak bir kılı çekip çıkaracak bir gençlik’’ yetiştirme özlemidir. İnsanlığa güzel bir armağan bırakmak isteyenler inanç değerlerini içselleştirmiş Asr-ı saadet atmosferinde bir gençliğin yetişmesinde pay almalıdırlar. Asr-ı saadet özlemcileri olarak biz taze fidanlarımızın boy verip çınar gibi kökleri sağlam, dallarının geleceğe uzanması için meydanlarda olmalıyız. Onların dirilişi, dünya ve ahiret hayatlarının güzelleşmesi, Asr-ı saadetin yeniden güncellenmesidir. Şunu bilelim ki; yeni Asr-ı saadetler oluşturma özlemleri olmayanların üzüntü ve inkırazları kaçınılmazdır.

Hilafet-i Şer’iyye’nin ilgasından bu yana bu coğrafyanın Müslümanları olarak Asr-ı saadet yolunda özlem yokuşlarında susadık. Gördüğümüz ve eteğine yapıştığımız her lideri bizi o devre ulaştıracak diye sandık. Bize Asr-ı saadet yerine cehennemi yaşatanlara kandık. Şunu bilelim ki; Asr-ı saadeti özlemek, ahkâm-ı şer’iyye’nin hükümranlığında kavi imanların, temiz vicdanların hüküm sürdüğü bir âlemi özlemektir. Asr-ı saadeti özlemek; “mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi” hakikatini herkesin rahatlıkla anladığı bir âlemi özlemektir. Asr-ı saadeti özlemek; insanın eşyadan daha kıymetli, insanların birbirine saygılı, birbirine hürmetli olduğu bir âlemi özlemektir.

Asr-ı saadeti özlemek; erkeğin erkek, kadının kadın olarak kaldığı fıtrî bir âlemi özlemektir. Asr-ı saadeti özlemek, işçinin ücretinin alın terinin kurumadan hakkıyla ödendiği bir âlemi özlemektir. Asr-ı saadeti özlemek; Allah’ın kullarının bir tek Allah’ın kanunlarıyla idare olundukları bir âlemi özlemektir. Asr-ı saadeti özlemek; üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir âlemi özlemektir. Bunun için altını çizerek diyoruz ki; Müslüman olarak yaşamak ve Müslüman olarak ölmek istiyorsak, bir tek bize Asr-ı saadet ölçü olsun. Asr-ı saadetin ölçüsüne uymayan bütün düzenlere ve düzenbazlara lanet olsun!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ramiz Çakır

Selamunaleyküm Kardeşlerim, Cümlemizin üç aylarını ve Regaib kandilini kıtlarım, mubarek olsun. Bu mubarek gün ve geceler; bizler, toplumumuz ve Milletimiz için hayırlara ve İnsanlık için huzur ve barışa vesile olsun, inşallah, Amin Ayrıca Muhterem M. Çelik beye makale için teşekkür eder başarılar dilerim. Ramiz Çakır

Mehmetclsn

Yaranız olduğu aşikar bir ata sözü vardır tam size göre Kişi kendinden bilir işi diye. Aslında kendi kişiliğinizden yola çıkmış olduğunuzu düşünüyorum üslubunuzu değiştirseniz hem müslumanlar için hemde sizin için daha hayırlı olacaktır inşaallah..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23