Antisemitizm’in anayurdu batıdır(1)
Müslümanların Müslüman kalarak Yahudi ve Hıristiyanları razı etmeleri mümkün değildir. Yahudi ve Hıristiyanların kendi dinlerinden farklı dinlere, dillere ve renklere asla tahammülleri yoktur. Rabbimiz buyuruyor:
“Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” (Bakara Sûresi/ 120)
Müslümanları dinlerinden, imanlarından döndürüp kendileri gibi yapmak için işkence, baskı, talan, asimilasyon konusunda Yahudi ve Hıristiyanlar müşterek hareket ederler. Onların müştereki aslileri, Antisemitist olmalarıdır. Yahudi Terör Üssü İsrail, Filistinlileri soykırımdan geçirirken Hıristiyan küresel katil Amerika silah ve mühimmat yardımında bulunuyor. Batı’da bu olayı seyrediyor, onaylıyor.
Batı, bir vahşetler yumağıdır. Batı, farklı dinleri, dilleri ve renkleri kabul etmeyen bir Firavun’dur. Kendisiyle ters düşen tüm unsurları ezen, sömüren, talan eden, katleden, olmadı bünyesinde eriten bir medeniyet anlayışına sahiptir. Bu medeniyete “Çağdaş Küresel İngiliz-Yahudi Medeniyeti” demek mümkündür. (Çağdaş Küresel Medeniyet/ Dr. Teoman Duralı) Sh: 13-25, İst/ 2013) Amerika, İngiltere, Fransa, İsrail hegemonsa sonlandırılmadan, “Avrupa Birliği”, “Birleşmiş Milletler Teşkilatı”, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi” ve benzeri Batı değerlerine bağlı kurum ve kuruluşlar dağıtılmadan, lağvedilmeden dünyada insanlığa karşı gerçekleştirilen katliamlar, soykırımlar, talanlar, dayatmalar son bulmaz. Rusya ve Çin’in eliyle gerçekleştirilen katliamların, soykırımların son bulması da bunların dağıştılmalarına bağlıdır. Çünkü kâfirler tek millettir.
Antisemitizm, Batı’nın katliamlar, talanlar ve soykırımlarla insanlığın lügatine yerleştirdiği bir kavramdır. Din hürriyetini, düşünce hürriyetini, renk farklılığını kabul etmemenin adıdır. Batının insanlığa bir armağanı olan Antisemitizm, Yahudiye hayat hakkı tanımama, Yahudi karşıtlığı veya Yahudi düşmanlığı; Yahudili dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlığı ifa eder olmuştur. Yani her ne kadar etimolojisi antisemitizmin tüm Sami halklarına yönelik olabileceğini ima etse de, terim ortaya çıkışından itibaren sadece Yahudilere yönelik saldırganlığı belirtmek için kullanılmıştır. Bu da, Peygamberleri katleden, işgal ve istilâ ettikleri yerlerde meşruluklarını katliamlarla, soykırımlarla kanıtlamaya çalışan siyonizm sevdalısı terörist Yahudiler sayesinde olmuştur. Kelimelerin manalarıyla oynamak, kelimelerin yerlerini değiştirmek, bir Yahudileşme alâmetidir.
Antisemitizm Yahudi bireylere karşı gösterilen münferit nefret ve ayrımcılıktan kalabalık grupların, hatta polis ve askerin tüm bir Yahudi cemaatine yönelik örgütlü saldırılarına kadar geniş bir yelpazede meydana gelebilir. Bu baskının en aşırı örnekleri arasında, 1096’daki Birinci Haçlı Seferi, İspanyol Engizisyon, Yahudilerin 1290’da İngiltere’den, 1492’de İspanya’dan ve 1497’de Portekiz’den kovulmaları, çeşitli pogromlar ve Nazi Almanyası’nın gerçekleştirdiği Holokost (Yahudi Soykırımı) gösterilebilir. Dünyada hiçbir din, kültür ya da uygarlık yalın ve tek biçimli değildir. Bununla birlikte Batı dünyasında oluşturulan islamofobi ve anti-islamizm, İslâm ve müslümanlar hakkında özel bir kurgu inşa etmektedir. Bu kurguya göre Batı Batı’dır, Doğu da Doğu. Bu iki dünya arasında uzlaşmaz çelişkiler mevcuttur. Biri olumlu özelliklere, diğeri de olumsuz özelliklere sahiptir. Önemli oranda klasik oryantalist bir söyleme dayanan bu kurgu, dünya gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi sonuçları itibariyle de asla masum değildir. Çünkü bu söylem, kaçınılmaz bir şekilde farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada ve barış içinde yaşadığı ve gelecekte de yaşayabileceği gerçeğini göz ardı ettiği gibi, zımnen bir uygarlıklar savaşını da öngörmektedir. Bu anlamda oryantalizm kadar “anti-islamizm” de, çatışmacı bir söylemdir. İslâm dinini kendi dinleri gibi zannediyorlar. Oysa ki İslâm’ın emrindeki Osmanlı Yahudilerin kurtuluş adasıydı. Batılı barbarların elinden, Kur’an-ı Kerim’de İslâm’ın ve Müslümanların en azılı düşmanı olduğu belirtilen Yahudileri; ecdadımız bundan beş yüz yıl evvel mutlak bir imhadan kurtarmıştı... Çünkü ecdadımızın teslim olduğu İslâm insanlığı imhaya değil ihyaya gelmişti. Kur’an-ı Kerim’de; İslâm’ın azılı düşmanı olarak belirtilen Peygamberler katili bir kavmi kurtarmanın cezasını da bugün mazlum müslümanlar çekmektedir... BUGÜN FİLİSTİNLİ MÜSLÜMANLARI SOYKIRIMA TABİ TUTARAK DEVLET OLMAYA ÇALIŞAN İTLERİ DÜN HİTLERDEN KURTARANLAR MÜSLÜMANLAR OLMUŞTU. Osmanlı geleneğine bağlı hiçbir Müslüman antisemitizm yapmaz. 1492’de, İspanya’dan kovulan Yahudileri kabul eden Osmanlıların torunları olan bizler ne antisemitizm yaparız, ne de başka bir kavmi dininin, dilinin ve renginin farklılığından dolayı toptan imha ederiz. Ancak gerçeklerin bilinmesinde de yarar vardır. Fatih Sultan Mehmed Han’ı, yalancıktan ihtida etmiş, Yakub ismini almış Yahudi doktor Maestro İacobo zehirleyip öldürmemiş miydi? Birinci dünya harbinde Yahudiler, Siyonist lejyonları kurarak Gelibolu’da ve Filistin cephesinde velinimetleri Türklere karşı savaşmamışlar mıydı? 1492’de dindaşlarını ve ırkdaşlarını Türkiye’ye kabul eden Müslümanlara vefa borçlarını böyle mi ödemişlerdir? Ziya Gökalp’ın yakın arkadaşı Yahudi Moiz Kohen, asıl adını gizleyen Tekin Alp ismiyle kitap yazıp, bunun bir bölümüne “Kahrolsun Şeriat!” başlığını koyarken Müslümanlara karşı Antisemitizm yapmıyor muydu? İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin diri diri yanmalarından kurtulmasını sağlayan Türkiyeli Müslümanlardır. Kitablarına ihanet ederek, peygamberlerini katlederek insanlıktan çıkmış olan kavimlerin lügatlarında sadakat ve liyakat olmaz. Vicdanları delinmemiş, beyinleri satılmamış tarihçilerin şehadetiyle sabittir ki; şayet Osmanlı devleti olmasaydı, bugün yeryüzünde Yahudi ırkı diye bir şey kalmayacaktı.







