• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Anasır-ı İslâmiye şuuru/2

02 Şubat 2022
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Dinimiz her yerde ve her zaman Müslümanlara vahdeti emreder ve Ümmet-i Vahide olmanın yolunu gösterir. Ama buna rağmen İslâm coğrafyasında Müslüman ırklar, kabile ve kavimler arasında ırkçılık/kavmiyetçilik hüküm sürmektedir. Irkçılık/kavmiyetçilik cahiliyedendir. Müslümanlar arasında buna işlerlik kazandıran Müslümanların dinlerine düşman olan, topraklarında gözü olan harbi gayr-i Müslimlerdir.

Bakınız “Türkçülüğün Esaslarını” yazan Ziya Gökalp, Türk “milliyetçiliğinin” babası sayılmaktadır. Yazdığı Türkçülüğün Esasları isimli bu eseri, Anadolu’daki Türk ulusçuluğunun ilk el kitabı hüviyetindedir ve hâlâ da ulusçuların manifestosu niteliğini korur. Ziya Gökalp’ı bu kitabı yazmaya kim ikna etti? Ziya Gökalp’ın gençliğinde tanıştığı Abdullah Cevdet olmuştur. Ziya Gökalp, Abdullah Cevdet sayesinde ulusçu bir düşünceye eğilim göstererek yıllarını verdiği ilk kitabını yazmıştır. Yazdığı ilk kitabın adı “Kürtçülüğün Esasları ve Kürt Lugatı”dır. Eğer birileri yerinden etmemişse, bu eserin Ziya Gökalp’in el yazısıyla olan aslı şu an Sinop Dr. Rıza Nur Kütüphanesi’nde olması gerekiyor.

Evet, ulusçuluğun sefaleti Kürtçülüğün Esaslarını yazacak kadar ırkçı olan bir Kürt ulusçusunu Türkçülüğün babası konumuna getirmekle kalmıyor. Asıl onu buna ikna edenlerin kimliği önemli: Sonradan Tekinalp soyadını alacak olan ve atadan beri Hahamlık yapan bir aileye mensup Selanik Yahudisi Moiz Cohen. Ziya Gökalp’ı Kürtçülükten Türkçülüğe terfi ettiren işte bu isimdir. Abdullah Cevdet’in tavsiyesiyle 1908’de Selanik Rizarto Mason Locası’nda toplanan İttihat ve Terakki yönetimi Gökalp’i hem masonluğa, hem de İttihat ve Terakki Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine kabul eder. Ziya Gökalp, Moiz Cohen’le burada buluşarak sıkı bir talebe-hoca ilişkisine girer ve burada Türkçülüğün Esasları isimli eserini kaleme alır. Her ne kadar kitabı Kürtçülükten Türkçülüğe keskin bir geçiş yapan Zaza “şakirt” yazmışsa da, bu yazma gerçekte bir dikte etmeden ibarettir. Tüm ana fikirler Yahudi “hoca”ya aittir. Müslümanların ulusçuluk, kavmiyetçilik belasına müptela olmaları, Yahudiler için bir ekmek kapısı olmuştur. Müslümanların sömürülmeleri daha çok kolaylaşmıştır.

Halkı Müslüman olan veya halkından Müslüman ülkelerde ortaya çıkan ulusçuluk, kavmiyetçilik/milliyetçilik neseb-i gayr-i sahih fikirlerdendir. Fransız Devriminden sonra ortaya çıkan ulusçuluk, devşirme bir fikir mikrobudur. Kardeşi kardeşe düşman yapmaktan başka bir işe yaramamıştır.

Yahudileşen İsrailoğulları asabiyette o kadar ileri gittiler ki; Allah’ın yegâne hak dini olan İslâm’ı millileştirdiler. Milli din haline getirdiler. İçini boşalttılar, ırklarıyla doldurdular. Onun için de Yahudi olmakla Ben-i İsrail’e, yani İsrailoğulları kavmine mensup olmayı eşitlediler. Irkı din haline getirdiler. Bunun da ötesinde, Kitabı millileştirdiler. Allah’ın o vahyini, mesajını milli kitap haline getirdiler. Dahası Allah’ın peygamberi olan Musa (as)ı ve diğer peygamberlerini milli önder haline getirdiler. Hatta birçoğunu öldürdüler ve Yahve’yi, yani Allah’ı, Milli ilah haline getirdiler. Sanki sadece İsrailoğullarının Allah’ı. Başkasını yok sayarsanız, kendinizi hakikatin ölçüsü bilirseniz, içinize kapanır, kapalı havza toplumu kurarsanız, dışınızdaki hiçbir alternatifi görmezseniz, işte o zaman kör taassuba saplanır kalırsınız. Kendinizi kutsamaya başladığınız andan itibaren başkalarını da yok sayarsınız. Başkaları, yani goim, Tevrat’ın İbranice ifadesi ile goim. Hem yabancı, hem kâfir anlamına gelir İbranice de. İlginçtir, mesela Tevrat’ta goime faiz verebilirsin diyor. Faizle para verebilirsin. Tefecilik yapabilirsin goime. Niçin çünkü öteki. Ama Yahudi’ye yapamazsın. Böylesine ahlaki ilkeleri dahi ayırmışlar. Ahlaki ilkeleri dahi kendilerine ve başkalarına diye iki standart geliştirmişler. Çifte standart. İşte taassup bunu yaptırır. Hangi şekli ve çeşidi olursa olsun, ulusçuluk bir tür Yahudileşmedir. Yahudileşen İsrailoğulları bu fikri şeytandan miras aldılar. Çünkü ilk ırkçı, ilk ulusçu şeytandır. Şeytanın bu fikrine ittiba ve itibar edenler, kendilerinden başka kimseyi kabul etmezler.

Yahudilerin dayatmaları neticesinde Müslümanlar arasında neşvü nema bulan ulusçuluk/kavmiyetçilik, anasır-ı İslâmiye şuuruna indirilen şeytani bir darbedir. Kendi kavminden, ırkından başka Müslüman ırk veya kavim kabul etmeyen, bütün kavimleri, kabileleri, ırkları kendi ırkının hizmetkârı, kölesi haline getirmeye çalışanlar, Ümmet-i Muhammed’e mensubiyet iddialarını yalanlayanlardır. Ümmet-i Muhammed’e mensubiyet; muhtelif Müslüman ırkların varlığını kabul etmek, hepsine karşı sevgi beslemek ve saygı göstermekle mümkündür. Anasır-ı İslâmiye şuuru bunu gerektirir. Anasır-ı İslâmiye şuuru; “Müslüman ırk veya kavim yalnız bizim ırkımızdan, bizim kavimimizden ibaret değildir. Bizim ırkımızın, kavmimizin dışında da Müslüman ırklar, kavimler vardır onlar da en azında bu topraklar üzerinde bizim kadar hak ve hukuk sahibidirler” inancından meydana gelmiş olan bir şuurdur. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

[email protected][email protected]

Irkçılık Türkiyede,de var. İnanç ırkçılığı, siyasi ırkçılık, yöre ırkçılığı, ilim ırkçılığı, bilim ırkçılığı, şive ırkçılığı, siz biz ırkçılığı vs vs. Bu memlekette Ahlak reformu gerçekleşmeden lğtfen başka ülkeleri eleştirmeyin.

Mustafa Murat

Bir yazarın yazısında okumuştum. Ziya Gökalp"in Kürtçülüğün Esasları adlı kitabının Sinop'daki kütüphaneden 12 Eylül 1980 günü Ankara'dan istendiğini yazıyordu.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23