• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Anasır-ı İslâmiye Şuuru/1

26 Ocak 2022
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Yeryüzünde en büyük şeref, İslâm’a teslim olmak ve Ümmet-i Muhammed’e mensubiyetle iftihar etmektir. Ümmet-i Muhammed; tek bir ırktan, tek bir kavim ve kabileden meydana gelmemiştir. Aksine İslâm’a teslim olan, İslâm’dan başka bir hayat nizamı kabul etmeyen, Hz. Muhammed (sav)’in örnekliğinde ve önderliğinde bir Müslümanlık yaşamaya çalışan her şahıs, her ırk, her kavim ve kabile Ümmet-i Muhammed’dendir ve İslâm’ın bir unsurudur.

Bizden önceki Müslümanlar tarafından gündeme getirilen “İttihad-ı Akvam-ı Müslimin” bir ümmet-i vahide projesidir. Ümmet-i vahide, farklı ırklara, kabile ve kavimlere ait olan bütün İslâmi unsurların varlığını tanıyan ve kucaklayan bir ümmettir.  

Anasır-ı İslâmiye; İslâm ümmetinin birden fazla Müslüman ırk, kabile ve aşiretten meydana geldiğini ifade eder. Bu, aynı zamanda inkârı nâmümkün olan bir hakikattir. Bunu en açık şekilde Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı yıllarındaki söyleminde görebilirsiniz. Örneğin 1 Mayıs 1920 tarihli Büyük Millet Meclisi konuşmasında şöyle der: “Efendiler, meselenin bir daha tekerrür etmemesi ricasıyla bir iki noktayı arz etmek isterim: Burada maksud olan ve Meclis-i âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkes değildir, yalnız Kürd değildir, yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anasır-ı İslâmiyedir, samimi bir mecmuadır. Binaenaleyh bu heyet-i âliyenin temsil ettiği; hukukunu, hayatını, şerefini kurtarmak için azmettiği emeller, yalnız bir unsur-ı İslâm’a münhasır değildir. Anasır-ı İslâmiyeden mürekkep bir kitleye aittir. Bunun böyle olduğunu hepimiz biliriz. Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz İskenderun’un cenubundan geçer, şarka doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü ihtiva eder. İşte hudud-ı millîmiz budur dedik! Hâlbuki Kerkük şimalinde Türk olduğu gibi Kürd de vardır. Biz onları tefrik etmedik. Binaenaleyh muhafaza ve müdafaası ile iştigal ettiğimiz millet bittabi bu unsurdan ibaret değildir. Muhtelif anasır-ı İslâmiyeden mürekkeptir. Bu mecmuayı teşkil eden her bir unsur-ı İslâm bizim kardeşimiz ve menafii tamamıyla müşterek olan vatandaşımızdır. Ve yine kabul ettiğimiz esasatın ilk satırlarında bu muhtelif anasır-ı İslâmiye ki: vatandaştırlar, yekdiğerine karşı hürmet-i mütekabile ile riayetkârdırlar ve yekdiğerinin her türlü hukukuna; ırkî, ictimaî, coğrafî hukukuna daima riayetkâr olduğunu tekrar te’yid ettik ve cümlemiz bugün samimiyetle kabul ettik. Binaenaleyh menafiimiz müşterektir. Tahsiline azmettiğimiz vahdet, yalnız Türk değil, yalnız Çerkes değil hepsinden memzuc bir unsur-ı İslâm’dır. Bunun böyle telâkkisini ve sui tefehhümata meydan verilmemesini rica ediyorum.”

Dikkat edilirse, Meclisteki herkes “anasır-ı İslâmiye”den yani “İslâm unsurları”ndan kabul edilmiştir. Kurtuluş savaşında anasır-ı İslâmiye şuurundan büyük ölçüde istifade edilmiştir. Cumhuriyet devrinde Cumhuriyetçi kadrolar tarafından “anasır-ı İslâmiye” hakikati hiçe sayılmış; “anasır-İslâmiye”nin en büyüğü olan Türklerin kimliğini, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte diğer tüm unsurlara dayatmaya başlanmıştır. Bu; cehalete, yoksulluğa ve fırkacılığa yol açmıştır. Şunu bilelim ki; cehalete, yoksulluğa ve fırkacılığa yol açan ihtilaflara meydan okumak, anasır-ı İslâmiyenin müşterekidir. Kemalist Cumhuriyet dahi, elindeki milletin “anasır-ı İslâmiye” olduğunu bildiğinden, nüfus siyasetini Türklüğe değil Müslümanlığa dayandırır. Lozan’da tüm Müslümanların tek bir millet, sadece gayrı-Müslimlerin “azınlık” sayılması bundandır. Boşnak veya Arnavut gibi Türk olmayan Müslümanların göçmen olarak kabul edilmesi, buna mukabil Türkçe konuşan Ortodoksların Yunanistan’a gönderilmesi de bundandır. Dolaysıyla “anasır-ı İslâmiye” şuuru, İslâm ümmetinin birlik ve dirliğinin mayasıdır. 

Allah’ın dünyasında her Müslüman ırk, kavim, kabile “anasır-ı İslâmiye”den bir unsurdur. Muhtelif Müslüman ırkların, kavimlerin, kabile ve aşiretlerin varlığını inkâr etmek, Allah’ın âyetlerini inkâr etmekle eşdeğerdir.

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat Sûresi/ 13)

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.” (Rum Sûresi/ 22)

Ümmet-i Muhammed, “anasır-ı İslâmiye”den meydana gelmiş bir bütündür. Irkçılık, kavmiyetçilik ise dine ve dindarlara karşı en büyük kötülüktür. Eşkıya evliyanın önüne ve yerine geçirildiği günden bu yana anasır-ı İslâmiye oynatıldı yerinden. İslâm ümmeti geçiyor bir ateş çemberinden. Virane olmuş İslâm beldelerinden ibret dersi almak varken kavmiyetçilik, ulusçuluk kavgalarına özenmek acaba neden?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şaban

Allah razı olsun ümmet olarak problemlerimize dikkat çekip gerçek kurtuluş yoluna işaret ettiğiniz için. Müslümanları basit nedenlerle birbirine düşürüp parçalamaya çalışıyorlar. Bizde maalesef bu oyuna geliyoruz.

Orhan İnan

KAVMİYETCİLİK İSYANDIR, İSLAMA MUHALİFTIR MÜSLUMANLARIN BİRLİK VE BERABERLİĞİNE VURULMUŞ EN BÜYÜK DARBEDİR. MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR. KARDEŞLER ARASINDA ÜSTÜNLÜK YOKTUR. ÜSTÜNLÜK ANCAK TAKVADADIR.ELLERİNİZE SAĞLIK. UYARILMIŞ OLDUK.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23