THY - Orta Avrupa Eylül

Allah büyüktür dünya devre mülktür

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Bu dünyada herkesin nasibi olan bir devranı vardır. Herkes imtihan nasibi olan devranını yaşar. Gün geçer, devran döner. Bugün yanan fener gibi varlıklı olan yarın söner. Rabbimiz buyuruyor:

“…. İşte (bu iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürürüz…” (Âl-i İmran Sûresi/ 140)

Hayat sahnesinde servet sahibi olanlar, iktidarda olanlar, muktedir olanlar güç zehirlenmesine yakalanmasınlar diye ikaz umdesi olarak “Mahkeme Kadıya mülk değildir” denilir. Fani olan dünyayı, makamları, rütbeleri baki sananlar, fena olanlardır. İslâm’ın değerlendirmesinde yönetim kudreti, bütünüyle “emanet” bir güçtür. Nasıl ki mahkeme kadıya mülk değilse, devlet de o emaneti yüklenenin mülkü değildir. Yöneten, yönetilenin kaderini belirleme gücüne sahip değildir. Halk, “Allah’ın iyali”dir. Halka, böyle bakmak gerekiyor. Adalet, yönetim kudretinin tasarrufunda ana ölçüdür. Mazlumun bedduası ile Allah arasında perde yoktur. Zalime karşı mazlumun davacısı Allah’tır. Allah için Allah düşmanlarına karşı inmişsen meydana; bil ki dünyada ebedi kalmak nasip olmaz hiçbir cana!

Dinde yapılması gerekenlerle yapılmaması gerekenlerin kıyasıya çarpıştıkları bir ülkenin sakinleriyiz. Sünnetullah’ın bir gereği olarak tuğyanın olduğu yerde tufan olur. Mal bulmuş mağribiler, sonradan görme zenginleşmiş asalaklar, üst bürokraside makam ve koltuğundan emin olan garanticiler, yağcılar, yoğurtçular, rantiyeciler, yerel yönetimleri çiftlikleri sanan aymazlar ayıklanmazlarsa, toplum belâ tufanına kurban gidecektir!

İnsanın imanı kadar aklı, aklı kadar edebi, edebi kadar da ederi vardır. İnsana değer kazandıran dünya malı değil, kalbindeki imanıdır. O imanın siperi olan delinmemiş vicdanıdır. Vicdan; kalpte duyulan adli ilahinin sesidir. Vicdanların isyanı ise, zalimlerden kurtulmak isteyen mazlumların umud umdesidir. Adalet vicdanı, vicdan adaleti sağlar. İman, vicdanı da, adaleti de Allah’a bağlar. Ebü Hüreyre (R.a.)’den rivayet edildiğine göre Nebî (sav) şöyle buyurmuştur: “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.” (Sahih-i Buharî, Rikak: 15; Sahih-i Müslim, zekât: 130. Ayrıca bk. Sünen-i Tirmizî, Zühd: 40; Sünen-i İbn Mace, zühd: 9)

Gönül tokluğu; ilim ve nefsin kemali yönünde gösterilen gayretler olup, gerçek zenginliğe kavuşma çabasıdır. Çünkü mal, kısa sürede zeval bulur, yok olur ama ilim bitmek-tükenmek bilmeyen bir hazinedir. 

“Taksimine razıyız biz ey Cebbar, 

Bize ilim, düşmanlarımıza mal... 

Tükenir mal, an kanbi’z-zeman 

Bakidir ilim, asla bulmaz zeval!..”

Dünyayı dinin yerine ve önüne geçirenin akıbeti berbat olur elbet. Kimseye baki değil mülk-i devlet. Allah’ın dini yeryüzünde hükmünü sürdürecek ilelebet!

Bu dünyaya fani dünya derler. “Kimseye baki değil, mülk-i dünya sim-ü zer/ Bir harap olmuş gönül tamir etmektir hüner!” Dünyayı ebedi sanmak zarar verir Müslümanın kalbindeki imana. Dünya ebedi kalsaydı kalırdı sultan Süleyman’a. “Mülk Allah’ındır” hükmü, “nihai ölçü” olmak bakımından tevhidi mahiyet taşır ve gönül dünyamızın merkezinde yerini alır. Nihai ölçü, ruhi inkişafın nihai maksadıdır, menzilidir. Müslüman şahsiyet, o menzile doğru inkişaf etmekle memur kılınmıştır. Rabbimiz uyarıyor:

“Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü’mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Teğabun Sûresi/ 1-2)

Bu dünyanın devre mülk olduğunu unutanlar, güç zehirlenmesine yakalanmış olanlardır. Bunların Musa (as)’in devrinde kitap bilgisine rağmen dünyevi çıkar uğruna Firavun’un yanında yer alan Bel’am’dan bir farkları yoktur. Emevi döneminden itibaren sahâbeleşmek yerine dünyevileşmek Müslümanların gündemine girdi. Bakınız o dönemin şairlerinden birisi Abdülmelik b. Mervan’ı şöyle ikaz ediyordu: “Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden/ Sonunda din de gitti dünya da gitti elimizden!” (Makalatü’l Kevseri/M. Zahidü’l Kevserî, Sh: 123, Beyrut/ 1995)

Kalplerindeki iman cevherinin ceplerindeki paradan ve mücevherden daha kıymetli olduğunu idrak etmeyenler/edemeyenler, Allah’a kulluk edemezler. Rus ordusunun başkomutanına kafa tutan Said-i Nursî (Rh.a.), yoluna kaymakam çıktığında yolunu değiştirmiştir. Sebebini sorduklarında da şunu söylemiştir: “Sırtımızda yumurta küfesi gibi hazine taşıyoruz. Sırtında hazine taşıyan kimse, ona tekme atan çoluk çocukla ilgilenmez.”

Bütün zamanlarda bir tek İslâm ile ancak kurtulur bu cihan, bu ülke. “Önce iman, sonra salih amel” diyoruz asla değişmez ilke. Biz mülke değil, bir tek kul olmuşuz Mâlikü’l Mülke!

Âleme, Hasib olan Allah ve Allah’ın gönderdiği şeriat bize yeter. Bu dünyada Allah’ın şeriatinden mahrum kalmak ölümden beter!

Mü’minler tarafından hulusu kalb ile Malikü’l Mülke açılmışsa eller. Hiç endişe edilmesin bir bir yıkılacak insanlığımıza, Müslümanlığımıza engel olan heykeller!

Allah’ın şeriatına bağlandığımız ve bağlı kaldığımız için dünya bütünüyle bize düşman olsa da inancımız odur ki; düşmanlarımızdan Allah büyüktür. Bu dünya kimseye baki değil, sadece bir devre mülktür.

Asrımızın münkir ve müşrikleri hoşlanmasalar da yüksek sesle haykırıyoruz: Müslümanlar olarak kendi iktidar alanımıza şeriatı getireceğiz. O gelmezse biz ona gideceğiz. Biz gidemezsek neslimizi onu getirsinler diye yetireceğiz! 

 

YORUM YAZ

  • İsa Karacaİsa Karaca3 ay önce
    Allah razı olsun konu tam da bitmeyen dertlerimiz.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor3 ay önce
    Söylemlerle uygulamalar örtüşmüyor. Herkes doğru söylüyor, biliyor ama yanlışta da ısrar ediyor. Anlatmaya lüzum yok. Her şey ortada.Apaçık duruyor. İnandığımız gibi yaşamadıktan sonra doğruları söylense ne olacak. Dini kendimize uydurunca din yaşanmış mı oluyor? Kısasa kısasta sizin için rahmet vardır, diyen Allah(C.C.) yanılıyor mu? CHP den ne farkımız var, yahudiden ne farkımız var?'HAKSIZ OLDUĞUM DAVADA MİLYONLARIN ÖNÜNDE YÜRÜMEKTENSE;HAKLI OLDUĞUM DAVAMDA TEK BAŞIMA YÜRÜRÜM!'(Muhsin YAZICIOĞLU). Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • MardinliMardinli3 ay önce
    Sayın mustafa hoca diliniz yüreğinize sağlık.Biz müslüman ümmet olarak mülk kudret her şey Allahındır.Tabi dünya bizim için önemlidir.Çünkü dünyada ahireti kazanır veya kayıp eder insan.Dünyada huzur ve ahireti kazanmak için adil imam veya halife ile olur.Adil halife ümmete millete lazımdır.Allah CC şöyle buyurur innallaha le yugayyiru me bi kavmin hatta yugayyiru me bi enfusuhim.Demekki bize bir görev düşer oda sariaata dönmek.Toplum olarak buna zemin hazırlamak.Yeni nesil imanlı ahlaklı Allahtan korkan bir nesil lazım.Birinci temel taşı ailedir aile iyileşirse toplum iyileşecek.Ve inşaallah böyle bir önder çıkacak omer bunu abdülaziz gibi.Biliyorsunuz emevi devletinin başkanları dünyaya mağrur olmuşlardı dünya onlara kalacakmış gibi zulüm haksızlık tekebbür her kötülük onlarda vardı.Velakin Allahın takdiriyle o kötülük içerisinde öyle bir şahsiyet mükemmel bir. Güneş gönderiyor cahili karanlığı zulmü zulumati bertaraf ediyor.Ne ile berteraf etti adaletiyle ihlasiyle tabi burda onun hayatı anlatacak değilim.Bir mesele anlatacağım hizmetçinsen rahle istiyor beytulmalden tahta buluyor ve güzel bir rahle yapıp kendisine getirir hz omer soruyor nereden getirdin ey emir müminin hazinede bu tahta vardı bende rahle istediniz.O tahtadan bu rahleyi yaptım.Kabul etmiyor git pazara ne kadar eder öğren ve kısaca diyor yarim dinar eder.Halife diyor bir dinar hazineye versek yetiyormu adam diyor müminlerin emiri zaten bir tahtaidi ben yaptım değeride yarım dinardir.Halife omer bunu abdülaziz diyor git hazineye iki dinar koy işte adil imam işte islam güneşi.Ama maalesef emevi zorbalar hasablarina gelmedi ve mübarek adamı zehirleyerek.Eski cahiliyetlerine döndüler ve inşaallah ümmete AllAh cc fazlı keremile bize böyle bir önder gönderecek.Çünkü ümmet çok çekti küfür güçlerinden islam aleminin her tarafında işgal zulüm zulumat vardır geceler ne kadar uzun olursa bir sabahı vardır.Ve insaallah islam sabahı yakındır selam ve dua ile