• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
12 Şubat 2020

Âhir zaman yeli

Vakit Âhir zamandır. Kıyamet kopmadan İslâm ümmeti kendi kıyametini yaşıyor. 

İslâm topraklarında Âhir zaman yelleri esiyor. Haramları helal kılma çabalarıyla İslâm’ı hayatın taşrasında tutma çalışmaları birleşiyor, birlikte yürütülüyor. Rasûlüllah (sav) buyuruyor:

“Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275)

Helali kâfi görmeyen harama sevdalanacaktır. Hayatta fazla fedakârlık fazla vefasızlık getiriyorsa, Âhir zaman yellerine yenik düşenler çoğalmış demektir. 

Vicdanlar yalanla, cüzdanlar haramla dolup taşıyor. Âhir zaman yeline kapılanlar yanlış yerde yaşıyorlar. 

Doğrularda değil, yalanlarda yarışıyorlar. Rasûlüllah (sav) uyarıyor: “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hâin sayılacak, hâinlere güvenilecek...” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, XXIII, 314) Kişi dünyevileşmeyle kirletmişse ruhu, dünya denizinde boğulacak boşuna beklemesin Nuh’u. Hilafetin ilgasından bu yana uçuruma tutunmuş bekliyor şaşkın beşer. Kendisini önden, arkadan, soldan ve sağdan sarmış şer. 

Karanlıklar karanlıklara bakıyor. Karanlıkta karanlık işlerle uğraşanlar her gün biraz daha çoğalıyor. Fitneler, sel olmuş insanlığın üzerine akıyor. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten: 30, (2196)

Ümmetin hali pür melali gelmiyor tarife, nadanım, yürek sesim ilham olsun arife; dinimizle idare olunmadığımız günden bu yana şaha kalkmışkargalar, sükûta gark olmuş tüm kuşlar, her yer viran olmuş, ötüyor baykuşlar. Gül yerine dikenler açmış topraklar. Gazele dönüşmüş taze yapraklar. Yol vermiyor inatlaşan zorlu yokuşlar!

Biz Müslümanız haramlarla sürmez hâlimiz. Haramzadelerle dost olmaya yol vermiyor dinimiz. Pusuya yatan günahlar boğazımızda birer ilmek. En büyük maharet, günahları terk edip sevaplara geçebilmek!  

Dinimizle idare olunamadığımız günlerimizde kalmadı mı Allah’a bir arzuhâlimiz? Başta kendi günahlarımız olmak üzere her yanlışa ve haksızlığa karşı kıyam etmeyi bize öğretiyor ilmihâlimiz. 

Hilafet-i Şer’iyyeyi ilga edenler bir düzen kurmuşlar yalan üstüne yalan. Memleketin hangi tarafına giderseniz gidin göreceğiniz talan üstüne talan. Elbette ki bu gidişata dur diyebilmek için kendine vazife çıkaran, hesap gününden randevu alan.

Müslümanların semtinde can çekişiyor evlilikler. Yalancıdır aynalara gülümseyen gençlikler. Aileye pusu kurulmuş kanun hükmünde ihanetler, sahtekâr jestler. Kıyamet komadan kopuyor ailede kıyametler. 

Dışarıda vefat ederken dostluklar, içerde puştluğun kolunda gülümsemeler. Söz sahibi olmuş şeytanın âşık olduğu şebekeler.

Kötülüklerin dünyasını yeniden muhkem kılmak suretiyle iyileri etkisiz ve yetkisiz kılmak için kötülük peşinde olanlar söz ve iş birliği yapıyor. Buna umut bağlayan da Allah ile birlikte bir takım yedek ilahlara tapıyor. 

Yazılanların okunduğu kadar değil, dokunduğu kadar ses getirdiği bir ülkenin sakinleriyiz. “İnsanlar kitap gibidir kapaklarına bakıp aldanmayın; asıl değerini okumaya başlayınca anlarsınız.”

Hayat sadece insanlar için olsaydı, Nuh’un gemisinde hayvanlara yer olmazdı. Herkes Müslüman olsaydı, cehennem insanlarla cinlerden dolmazdı. “Eğer bana bir şey uzatacaksın, veren Hak’tır; sen me’mursun.. Eğer vermeyeceksen, vermeyen de Hak’tır; sen ma’zûrsun.” Ama Allah’ın verdiği yere verme imkânına sahipken O’nun rızası için vermezsen mesulsün! 

Kötüden uzak durmuyorsan, iyi olman seni kurtarmayacaktır. Kötülerle beraber olan iyiler de yanacaktır. “Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da insanın kalbini. Bu yüzden ikisini de harcayın gitsin.”

Âhir zaman yeli; kötülüklerin, fitnenin, fesadın, kirliliğin, günahın, nefretin, öfkenin, şiddetin, korkunun, sabırsızlığın, yalanın, haramın ve hilenin yelidir. Emperyalizmin insanımızın, kültürümüzün, tarihimizin ve medeniyetimizin üzerine bomba yağdırmasına karşı sessiz ve tepkisiz kalanlar, Âhir zaman fitnesine kendilerini emanet etmiş olanlardır. 

Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde İslâm’ın önüne ve yerine geçirilen bütün ideolojiler, sistemler -isimleri ne olursa olsun- onlar Âhir zaman fitneleridir. 

Bunlara tutunanlar, kendi helaklerine alkış tutanlardır. Şunu bilelim ki; tüm makamlar, rütbeler birer emanettir. Müslüman kıyamet şartlarını da yaşasa işi adalettir. Emanetler liyakat ve ehliyetle mukayyettir.

Ben Müslümanım diyorsan hayatta başka hüner arama, hüner “Âhir zaman” mazeretinin arkasına sığınmadan Müslüman kalmaktır. Kendi kabı boş iken başka kaba dolmaktır. Gâvurlarla, Gâvur Âşıklarıyla değil, Müslümanlarla beraber olmaktır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa Avcı

Rabbim kaleminize kuvvet versin hocam.
  • Yanıtla

isa yapıcı

ALLAH ilminizi artırsın mustafa bey.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı