--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Acılarımız hocalarımızdır

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Acılar, ders yumaklarıdır. Acılardan ders almasını bilenlere acılar hocalık ederler. Kendilerine bir musîbet isabet ettiğinde Allah’a dönmekten gayrisini düşünmeyenler, muvahhid olmanın gereğini yerine getirenlerdir. Muvahhid olmak, Müslümanlık iddiasında bulunmak, boş boğazlık etmek değildir. Musîbetlerin isabeti esnasında bile hayatı Allah’a ait kılmaktan geri durmamaktır. Rabbimiz haber veriyor:

“Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: ‘Biz muhakkak ki Allah içiniz ve muhakkak O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara Sûresi/156)

Acılarımız bizim afetlerimizdir. Her afet bir âyettir.Tabiî ki Allah’ın adıyla okumasını bilenler için bu böyledir. Mesela Türkçülük, Kürtçülük, Arapçılık, İslâm ümmeti için başlı başına birer afettirler. Ümmetin birçok evladı asrımızda bu afetlere kapılmıştır. Afeti âyet olarak anlayan Mehmet Akif Ersoy haykırıyor:

“Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan ! 
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan? 
Ne Kürtlük, ne de Türklük kalacak aç gözünü ! 
Dinle Peygamber-i Zişanın İlahi sözünü.    

Veriniz başbaşa; zira sonu hüsranı mübin,  
Ne hükümet kalıyor ortada, billahi ne din ! 
“Medeniyet !” size çoktan beridir diş biliyor;  
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.    

Ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava? 
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...  
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz! 
Bunu benden duydunuz, ben ki evet, Arnavudum...  

Başka birşey diyemem... İşte perişan yurdum!... “

İslâm coğrafyasının sakinleri olarak hüzünlü, üzgün ve mahzun kardeşler ve bacılarız. Hocalarımız acılarımız olmuş, acılarımız da hocalarımız.

Ülkemizde Nurun yolcuları Nâra daldı. Ümmetin birliği yara aldı. Vahşet çok büyük; kardeş kardeşe kara çaldı. 

Memleketimizde dinsizleri ve donsuzları siyasette iktidar ve muktedir kılmak için çırpınan seyyar kıbleliler, başlı başına birer tehlikedirler. Tehlikenin tehlike olduğunu bilmek ve anlamak, kurtuluşun ilk şartına kavuşmaktır.

Âyetler, ibret almak içindir. Kalbin ibresini imandan gayrisine çevirmemek içindir. Bilindiği gibi, İbret, “abara” kökünden gelen Arapça bir kelimedir, bir yerden bir yere geçmek demektir. İbret, bu felaketleri sadece görülen sonuçlarıyla okumak değildir. Mesela, depremleri sadece fay hatlarıyla okumak değil, fay hatlarının da ötesinde metafizik boyutu anlamak, anlamaya çalışmak, o şekilde yorumlamak demektir. Afetler hangi cinsten olurlarsa olsunlar, bizim için birer ibretliktirler. Bir zamanlar altın iken tunç olanlar, sonra seçilmez pirinç olanlar, dosta düşmana gülünç olanlar, acılardan hoca edinmeyenlerdir.

Hayatı iyiliklerle çeşitlendirmek, zenginleştirmek, acılardan hocalar edinmişlerin işidir. Acılarını kendilerine hoca edinenler, kitaplara verdikleri değeri pırlantalara vermezler. Onlar ilaç niyetine kitapları okurlar. Şunu bilelim ki; bir ülkede pırlantadan alınmayan vergiler kitaptan alınıyorsa, o ülkenin egemen etkili ve yetkilileri pırlanta alanlardan değil, kitap okuyanlardan korkuyorlar demektir. Hayatta siz üzüldüğünüzde sizinle birlikte üzülmeyenler, hayatta size iyiliği dokunmayanlardır. Acılarınızı, üzüntülerinizi paylaşmak yerine görmemezlikten, duymamazlıktan gelenler, bizzat sizi acıların ve üzüntülerin içine itekleyip sürükleyenlerdir.

Allah yolunda şahsi husumetleri, kişisel ihtiras ve hırsları dava diye takdim edenler, herkesten önce davaya ihanet edenlerdir. Müslüman! sende musibetler afete, afetler âyete dönüşmüşse düşe kalka sabrü sebatı öğrenirsin.. “gelmişse başa mutlaka bir hayır vardır” demeyi eninde sonunda öğrenirsin. Ne acı günler yaşıyoruz. Bu ülkede kar-kış fırtınalarında besledikleri kargalar tarafından oyulan gözlerine ağlayacak bir göz arayanlar, “Allah’ın şeriatına dönmedikçe ve onu hayata amir kılmadıkça bu leş kargalarından kurtulamayız” hakikatini haykırmakta geç kaldılar. Ne olur geç kalmayın, leş kargalarına tekraren bacı kardeş olmayın.

Musîbetler başımıza isabet edince, hayatımız afetlere tutulunca biz parçayı görür feryad ederiz. Oysa ki bizi yaratan Rabbimiz bütünü görüyor. Parçayı görenler bütünü görene teslim olmazlarsa tümden kör olurlar. İman ile yönetilen acılarımız bizim hocalarımızdır. Nerde iman ile yönetilen acılar, nerde acılardan ders çıkaran hocalar?

Musîbetler karşısında sabra sarılmak, zaman müfessirine öğrenci olmaktır. Zamanın tefsiri, hayatın müfessiridir. Hatalarımızla yüzleşmemiz, hatasız bir hayata adım atmamızın alâmetidir. Çevrenizde insanlar dağılınca yüzünüz aklınıza gelmiyorsa, sizin insanlığınız rüyada kalmış demektir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle