• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI
14 Haziran 2019

Saadet zinciri ile S-400’ün ne alakası var?

Türkiye S-400 ve F-35 meselesine kilitlenmiş durumda..

ABD tarafı, aylardır kontrollü bir plan dahilinde telkinlerde bulunuyor..

Sanırım Çevre Bakanları hariç herkesi konuşturdular..

ABD sözcüsü, temsilciler meclisi başkanı ve üyeleri, Cumhuriyetçi yada Demokrat partili senatörler..

Herkes konuştu..

Her defasında aba altından sopa gösterdiler..

Her açıklamada biraz daha sertleştiler..

Ve nihayet ABD Savunma Bakanı vekili Patrick Shanahan’ın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği mektuba kadar gelindi..

Üslubu Johnson Mektubunu aratmıyor..

“Türkiye’nin S-400 sistemleri üzerine eğitim almak için Rusya’ya personel gönderdiğini öğrenmekle hayal kırıklığına uğradık. 28 Mayıs’taki telefon konuşmamızda da tartıştığımız üzere, eğer Türkiye S-400 tedarik ederse, ülkelerimiz Türkiye’nin F-35 programını sürdürmemesi üzerine bir plan geliştirmek zorundadır. Değerli ilişkimizi sürdürmeyi gözetmekle birlikte, Türkiye S-400 teslimatını kabul ettiği takdirde F-35 almayacaktır. S-400 tutumunuzu değiştirme seçeneğiniz halen bulunmaktadır. F-35 gibi platformların güvenliğini tehdit etmesine ek olarak, Türkiye’nin S-400 tedariki ulusunuzun Birleşik Devletlerle ve NATO bünyesinde işbirliğini geliştirme ve koruma imkânlarını aksatacak, Türkiye’nin Rusya’ya stratejik ve ekonomik aşırı-bağımlılığına yol açacak ve Türkiye’nin savunma sanayi ve iddialı ekonomik kalkınma hedeflerini baltalayacaktır” ifadelerinin yer aldığı mektubun son paragrafı daha da vahim..

Beyefendiler açıkça ekonomik darbe yapmakla tehdit ediyor.. 

“Bu yolda devamınız istihdamda, milli gelirde ve uluslararası ticarette kayıplara neden olacaktır. Başkan Trump’ın hâlihazırda 20 milyar dolar olan ikili ticaret hacmini 75 milyar dolara yükseltme kararlılığı da, ABD’nin CAATSA yaptırımları ilanıyla tehlikeye düşebilecektir” demek buz gibi bir şantajdır..

Bizim hâlihazırda 20 milyar dolarlık ticaretimizdeki hangi ticari kalem CAATSA yaptırımlarına takılmaktadır?

Satılan otomobil, demir çelik yâda tekstil ürünlerinden hangisi S-400’ü satan yâ da alan kurum/kuruluşla alakadır?

ABD “Hukuk mukuk umurumda değil. Bu sistemi alır ve benim saadet zincirimi bozarsanız neyim var neyim yoksa size saldırırım” demek istiyor..

ABD’nin dert ettiği şey, satın aldığımız S-400 bataryalarının olası bir savaşta kaç uçağını ya da kaç füzesini karşılayacağı değil..

Zira bizim teslim alacağımız toplam füze sayısı, yedeklerle birlikte 200 adet dahi değil..

ABD, Akdeniz’deki savaş gemilerinden Şam ve Humus’taki üç hedefe bir gecede 105 Tomahawk Cruise füzesi fırlattı.

Olası bir çatışmada taraflar arasında bir denge olmadığı açık ve net ortada..

Peki, o zaman neyden korkuyor ABD?

Gerilimi niye bu kadar tırmandırmış durumda?

Neden tehditler yağdırıyorlar?

Anahtar kelime, az önce yukarıda kullandığım, “saadet zinciri..”

ABD’li silah şirketlerinin geçirdiği evrim öylesine bir hal aldı ki, pazarladığı silahın satışından elde ettiği gelir, sonrasında verdiği lojistik hizmetinden elde ettiği gelirin çok gerisinde kaldı..

Mesela F-35 uçakları..

Üretim ortağı olarak dahil olduğumuz savaş uçağının alımı sonrası iş bitiyor mu sanıyorsunuz?

İmza attığımız sözleşmeye göre, Performansa Dayalı Lojistik (PDL) sistemi kurulacak ve bu sistem yüklenici firma tarafından işletilecek. Siz bu sisteme isteseniz de, istemeseniz de dahil olmak zorunda kalacaksınız. Uçaklarınızın uçuşları, hangi sıklıkla hangi koridoru kullandığını, hangi parçanın değişmesi gerektiğini ya da değiştiğini sisteme işleyeceksiniz. 

Bu sistemde üs olarak belirlenen ülkeler arasında Türkiye de var. 

Sisteme dahil olduğumuz andan itibaren, bu uçakları kullanan başka ülkelerin de lojistik sistemine entegre olacağız.

Yani devasa bir ekosistem kuruluyor aslında..

“Silahı sattım gerisi sende” dönemi bitmiş!

Mesela İsrail bu uçaklardan ve bizim kullanacağımız modelinden aldı mı?

Evet aldı!

Sistemde en yakın lojistik merkezi neresi?

Tabi ki antlaşmaya göre Türkiye..

İsrail Filistin’i vurduğunda bir uçakta bir arıza çıktı..

Parçası nereden gidecek?

Türkiye’den gidecek..

İsteseniz de istemeseniz de bu sisteme dahil olduğunuz için bu parçayı İsrail’e göndereceksiniz..

Nasıl ama?

Silahı sat, sistemi kur, lojistik ve yedek parça akışını kontrol et ve sürekli bir gelir elde et..

Saadet zinciri işte..

Peki, Türkiye ne yapıyor?

Saadet zincirinin halkasını koparıyor..

Patriot füzelerinden alıp saadet zincirine bir halka daha takmak yerine, aksine saadet zincirinin diğer halkasına dahil olan ve ABD imparatorluğunu besleyen başka ülkelere de yol gösteriyor..

Yani dedik ya..

ABD alacağımız sistemden değil..

Saadet zincirinin kopmasından korkuyor..

Cesur yürek Başkan Erdoğan’ın, bu hegemonyayı besleyen ama beslemekten bıkan diğer ülkelere cesaret aşılamasından korkuyor.

ABD’den bezmiş ülke hükümetiyle başım derde girmeyecekse yazayım..

ABD, “eşeğin aklına karpuz kabuğu” sokulmasından çekiniyor..

İtalya, Almanya ya da Fransa elçilikleri üstüne alınır mı? 

Bir kınamada bulunurlar mı bilmem..

Zaman kimin haklı, kimin haksız olduğunu ortaya çıkaracak..

Bekleyip görelim vesselam..

Selametle şimdilik..

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23