• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI
09 Ağustos 2019

MİT’çi değil elektrikçiymiş

Akıllı telefonu olan herkes gazeteci ya da yorumcu oldu..

Hukuki denetim ve cezai yaptırımdan da uzak olunca, binlerce haysiyet celladımız, on binlerce istihbaratçımız, yüz binlerce hakim, savcı, mülki amirimiz oldu..

İsimsiz cisimsiz mantar hesaplar Türkiye gündemini belirlemeye başladı..

Bir örnek vereyim de ortam şenlensin..

15 Temmuz’dan önce!

@Turkmit rumuzlu twitter kullanıcısı, “tetikçisin Murat Alan yakında seni de alacağız” dedi..

Şikayetçi oldum..

Savcılık Twitter’a sordu..

Bu haysiyetsiz iftiracının kimlik bilgilerini istedi..

Twitter ne dedi?

1 ay sonra lütfedip iki satır yazı gönderdiler..

 “Fikir ve düşünce özgürlüğü”..

Pehh!

İşe bakın..

Tehdidin adı düşünce ve fikir özgürlüğüymüş! 

Sağ olsun bilişim savcımız boş durmadı..

Klavye kahramanımızın, twitter hesabından bir klima firmasının müşteri hizmetlerine yaptığı şikayetin izini sürdü..

Şahıs kim çıktı dersiniz?

MİT mensubu mu?

Emniyet istihbaratçısı mı?

Sıkı durun..

Taksim’de 3 yıldızlı bir otelin elektrikçisi çıktı..

Şaka gibi.

 “Eşim kanserden vefat etti, 3 yaşındaki kızıma annem bakıyor.. ağabey ne olur şikayetini geri çek” diyince, annesi ve minicik yavrusunun yüzü suyu hürmetine vazgeçtik..

İnsanız, kalp taşıyoruz..

Savcı beyin “Clark Kent gibi elektrikçi” yorumuna hep birlikte güldük..

Adliyeden ensemi kaşıya kaşıya çıktım..

Gündüz korniş tak, gece 007 ol..

İyi iş vallahi..

Bu neo medyanın belki en masum aparatı MİT’çilik oynayan elektrikçimiz..

Mesele daha vahim, daha rahatsız edici, daha korkunç bir boyutta aslında..

Gezi’de ayak seslerini duyduk..

Bu sözde “fikir ve düşünce özgürlüğü” platformlarının, yeni bir tür terörizm dalgasına nasıl alet edildiğini hep birlikte izledik ve izlemeye de devam ediyoruz..

Evet!

Devam ediyoruz..

Bakın dün Gezi eylemlerinde izlemekle yetindiğimiz provokatörler, bugün de Kaz Dağları için harekete geçti..

Orman yakanlarla, imar talancıları birlik olmuş “Kaz Dağlarında ağaç kestirmeyiz” diyor..

En kelli fellileri çıkıp, “hükümet yalan söylüyor kesilen ağaç sayısı 14 bin değil, 300 bin” diyor..

Neye göre söylüyor bunu?

Twitterda bir paravan hesapta okumuş!

Nasılsa hukuki denetimden yoksun..

Nasılsa yerel kanunların devre dışı bırakıldığı bir ortam..

Nasılsa provokatörlere hesabı sorulamıyor..

E o zaman vur patlasın çal oynasın..

Söyle söyleyebildiğin yalanı..

At atabildiğin iftirayı..

Nasılsa hesabı sorulmuyor..

Nasılsa twitter; haysiyet cellatlığına ve algı operasyonlarına “düşünce ve fikir özgürlüğü” diyor..

Bu böyle gitmez!

Twitter, Facebook, Youtube ve hatta doğrudan alakalı olmasa da Netflix gibi platformlar Türkiye’de ofis açmadığı, Türk yargısına hesap vermediği sürece bu rezillikler aynen böyle devam edecek..

Yerli alçaklar ve onların tasmasını tutan eller de daha da azıtacak..

Amaçları belli..

Kendi derdimize düşüp, sınırlarımızın bir karış ötesinde, hatta kıta sahanlığımızda oynanan oyunlara müdahale edemeyelim..

Birinci cihan harbi öncesi ve sonrasında, biz Anadolu’da boğuşurken Ortadoğu’yu parselleyen, Filistin’de bir terör devleti kuran vahşi batı, şimdi de Gezi’yle, Kaz Dağları’yla, hendeklerle oyalayıp, Doğu Akdeniz’deki devasa doğalgaz yataklarını es geçmemizi istiyor..

Kartlar yeniden karılıyor!

Ümmetin hakkı olan milyarlarca dolarlık yeraltı zenginlikleri rulet masasında pay ediliyor..

Kim ne derse desin, sosyal medya kontrol altına alınmaz ise algı operasyonlarıyla vakit kaybetmeye devam edeceğiz..

Masada olmak için yoğun bir çaba sarf ediyoruz ama içerideki sorunları çözmeden dışarıdakilere müdahale etmekte zorlanacağız..

Dijital terörizmle ilgili acil eylem planı şart!

Selâmetle...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23