Teröristler af mı ediliyor?
Teröristler af mı ediliyor?
MURAT ALAN
TBMM Başkanımız Numan Kurtulmuş’la bugüne kadar defalarca bir araya gelme fırsatı buldum. Her görüşmemde edindiğim kanaat, Türkiye’nin temel meselelerine günübirlik siyasi hesaplarla değil, devlet ciddiyeti ve uzun vadeli bir perspektifle yaklaştığı yönündeydi.
Bugün “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan çerçeve yasa çalışmaları da bu yaklaşımın somut yansımalarından biri olarak karşımızda duruyor.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, partilerle yürüttüğü yoğun uzlaşma turunun ardından önemli mesajlar verdi. “Ümit ve arzu ederiz ki Meclis tatile girmeden yasalaşmış olur. Bu geçici ve müstakil bir yasa olacak” diyerek sürecin hem aciliyetini hem sınırlarını ortaya koydu. Bu yasa, PKK’nın tasfiyesini hedefleyen “Terörsüz Türkiye” vizyonunun hukuki temelini oluşturacak. Kalıcı bir af değil, geçici ve müstakil bir düzenleme olarak kurgulanıyor.
Kurtulmuş’un ifadeleriyle: “Münfesih örgütün bundan sonra nasıl hareket edeceğine ilişkin ana çerçeve korunacaktır.”
Yasada silah bırakmanın “teyit ve tespit mekanizması” mutlaka yer alacak ve “Bu yasa asla bir genel af veya şahsa ait bir af niteliğinde olmamalıdır.”
Özellikle yaz aylarında örgüt mensuplarının silah bırakarak Türkiye’ye dönüşlerini kolaylaştıracak bir rol üstlenmesi hedefleniyor. Metin kısa tutulacak, komisyondan gelen gözetim-denetim mekanizması korunacak ve güvenlik birimlerinin gözlemleri belirli aralıklarla TBMM’ye sunulacak.
Meclis Başkanı’nın vizyonu sadece teknik bir düzenleme değil, stratejik bir duruşu yansıtıyor..
Kurtulmuş, “Burada aslolan niyet ve istikamettir. Türkiye artık büyük, güçlü Türkiye istikametinde yürüme kararlılığını bir devlet politikası olarak ortaya koymuştur.” Partiler arasında farklı tercihler doğal; önemli olan niyetin ve istikametin korunmasıdır. “Bundan sonra çıkabilecek meseleleri de devlet aklıyla ve millet vicdanıyla çözebileceğimizi ortaya koymamız lazım” ifadelerini kullanıyor.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin yıllardır yaşadığı güvenlik sorununa devlet ciddiyetiyle yaklaşma iradesini gösteriyor. Süreç, AK Parti’nin kardeşlik vurgusuyla örtüşüyor. DEM Parti, “ortak dünyayı birlikte var etme”, CHP, “demokratikleşme ve toplumsal barış”, İYİ Parti ise şeffaflık ve karar alma süreçlerine ilişkin kaygılarını dile getiriyor. Kurtulmuş’un turu, bu farklı yaklaşımları ortak zeminde buluşturma çabasıdır.
Son günlerde Öcalan’dan gelen “yasal zemin” çağrısı ve partiler arası görüşmeler, sürecin hızlandığını gösteriyor. Teklifin önümüzdeki günlerde Meclis’e sunulması ve tatile girmeden yasalaşması hedefleniyor. Bu, yaz aylarını silah bırakma açısından önemli bir fırsata dönüştürebilir.
Ancak denetim ve samimiyet en kritik başlıklar olmaya devam ediyor.
Silah bırakmanın nasıl doğrulanacağı, güvenlik raporlarının ne ölçüde sağlıklı işleyeceği ve siyasi kutuplaşmanın süreci nasıl etkileyeceği dikkatle izlenmeli. Yasanın kısa ve geçici olması avantaj sağlasa da, uygulamadaki eksiklikler ileride yeni sorunlara yol açabilir.
Silah bırakmanın doğrulanması sürecin en kritik halkalarından biri olacak. Teslim edilen silahların eksiksiz kayıt altına alınması, örgütün tüm unsurlarını kapsayacak şekilde tasfiyenin sağlanması ve olası gizli yapılanmaların önlenmesi kolay değil. Bu nedenle kurulacak teyit mekanizmasının yalnızca beyana değil, güvenlik ve istihbarat verileriyle desteklenen çok yönlü bir sisteme dayanması gerekiyor. Toplumun bu sürece duyacağı güven de büyük ölçüde buna bağlı olacaktır.
Uluslararası aktörlerin etkisi de göz ardı edilmemeli.
PKK’nın Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgesel denklemdeki varlığı, süreci uluslararası boyuta taşıyor. Bölgesel gelişmeler ve dış aktörlerin tutumu, silah bırakma sürecinin hızını ve kalıcılığını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle diplomatik girişimlerle güvenlik politikalarının eşgüdüm içinde yürütülmesi kritik önem taşıyor.
Geçmiş çözüm girişimlerinden çıkarılacak dersler de unutulmamalı. Önceki süreçlerde güven eksikliği, kamuoyunun yeterince bilgilendirilememesi ve denetim mekanizmalarına ilişkin soru işaretleri sürdürülebilirliği zayıflattı. Bu kez hukuki çerçevenin açık olması, uygulamanın tavizsiz takip edilmesi ve toplumun düzenli bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor.
Kurtulmuş’un dediği gibi, “Herkesin kendi zihninde bu sürece ilişkin ciddi bir müktesebat var.”
Bu birikimi ortak akla dönüştürmek şart. Aksi takdirde geçmiş çözüm girişimlerinde olduğu gibi umutlar yine boşa çıkabilir.
Ne yapmak gerekiyor?
Şeffaflık artırılmalı, komisyon çalışmaları mümkün olan en geniş katılımla yürütülmeli ve denetim mekanizması etkin biçimde işletilmeli. Silah bırakma süreciyle birlikte ekonomik kalkınma, eğitim ve kültürel haklar alanında AK Parti iktidarına atılan somut adımlar pekiştirilmeli.
Aynı zamanda milli birlik duygusu güçlendirilmeli ve süreç hiçbir kesimi dışlamadan Türkiye’nin ortak geleceğine hizmet etmelidir.
Kurtulmuş’un şu sözleri bu açıdan yol gösterici, “Yürünecek istikamet belli, niyetlerimiz açık, sarih ve temizdir. İnşallah bundan sonra Türkiye’de silahın sesleri, bombaların sesleri değil, sadece barışın, esenliğin, kardeşliğin, huzurun türküleri söylenecektir.”
Türkiye kritik bir eşikte.
Devlet aklı ve millet vicdanı hâkim olursa bu yasa kalıcı barışın temeli olabilir. Aciliyet önemli ama acelecilik tehlikeli. Sağlam mekanizmalar, geniş mutabakat ve samimi takip ile “Büyük ve Güçlü Türkiye” hedefine daha emin adımlarla yürünebilir.
Bu yaz, umarız silahların değil, huzurun sesiyle anılsın. Hepimizin ortak dileği de budur.