Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz…
Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz…
MUHAMMET KUTLU
Alihan Kuriş suç örgütüne düzenlenen operasyon sürerken, operasyona sert tepki göstererek devlete parmak sallayan Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul ve ekibine de operasyon gerçekleştirildi.
Furkan Vakfı Alparslan Kuytul, Alihan Kuriş suç örgütü yapılanmasına yönelik operasyonları eleştiren bir video paylaşarak, devletin cemaatlere kayyım atayamayacağını ve bu operasyonların şüpheli olduğunu ileri sürdükten sonra adamlarıyla birlikte gözaltına alındı.
“Devletin her cemaati susturamayacağı ve cemaatlerin başına kimin geçeceğine devletin karar veremeyeceği” şeklinde ifadeler kullanan Kuytul, söz konusu operasyonların iktidara yakın olunmadığı için yapıldığını iddia ederek, Kuriş suç örgütüne arka çıkmıştı.
Daha önce iki kez gözaltına alınıp tutuklanan Furkan Vakfı Başkanı Kuytul, üçüncü kez gözaltına alınırken, operasyonda örgüte yakın isimlerin şikâyetlerinin ve mali hareketlerdeki olağandışı hareketliliğin etkili olduğu anlaşıldı.
Kuytul’un mutlak bir hâkimiyet kurduğu mensuplarının sosyal, ekonomik ve ailevi hayatlarına müdahale ettiği, mensuplardan düzenli şekilde para topladığı, itiraz eden veya hesap soran kişileri ise topluluk içerisinde itibarsızlaştırdığı yönünde ihbarlar alındığı öğrenildi.
Kuriş ve Kuytul’un 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini önceden bilmeleri, şüpheleri artırıyor.
Alparslan Kuytul, darbe girişiminden 1 gün önce, 14 Temmuz 2016'da yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak şu ifadeleri kullanmıştı: “Tayyip Erdoğan'ın kalemi kırılmıştır. Yakında bir işi bitirilecek. İşi bitirildiği zaman ona kimsenin acımaması için, sevenlerinin kalmaması için, ona verilen bütün bu şerefler ya da onun elde ettiği bu şereflerin geri alınması lazım. Bütün bunların geri alınması bu hükümetinin ve bu partinin sonunun geldiğinin habercisidir”
Yine Alihan Kuriş’in de 15 Temmuz günü öğleden sonra tüm yurt ve Kur'an kursu idarecilerine şifreli mesajlar veya ulaklar aracılığıyla talimat göndererek; “Kaza ve belaların defedilmesi için hemen bugün acele kurban kesin ve kan akıtın” dediği, örgüt içinden tanıklar tarafından ifade edilmişti.
Her iki örgüt liderinin 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini önceden bilmesi, her ikisinin de FETÖ ve onun bağlı olduğu yabancı istihbarat örgütleriyle iş tuttukları izlenimini güçlendiriyor.
Adalet Bakanlığı’nın operasyona ilişkin yaptığı açıklamada; Savcılığa yapılan başvurularda Kuytul örgütünün; “infak”, “kurban bağışı”, “Ramazan kolisi”, “zekât”, “fitre”, “öğrenci yardımı” ve benzeri adlarla nakit veya banka yoluyla para toplandığı, kayıtlara yansıtılmayan bu paraların, örgütsel faaliyetlerin finansmanına aktarıldığı ve yapılanmayla bağlantılı kişiler ile ticari işletmeler üzerinden dolaşıma sokulduğu yönünde bilgilere ulaşıldığı bildirildi.
Bu da FETÖ’nün yıllarca milli ve dini motif ve deyimleri kullanarak milli manevi değerlerimize sinsice verdiği zararı hatırlatıyor.
Öte yandan operasyona gerekçe olan yasa dışı faaliyetler, Kuytul’un Kuriş örgütüne neden sahip çıktığını anlamamıza yardımcı oluyor.
Alihan Kuriş ve yandaşlarının da benzer faaliyetler içerisinde olduğu, kaynağı belirsiz milyonlarca doları yurt dışındaki şirket ve finans kurumlarına aktardığı, çeşitli şirketler üzerinden kara para akladığı belirlenmişti. Alihan Kuriş’in kendisinin, eşinin, kardeşinin ve annesinin üzerine kayıtlı 191 gayrimenkul ve yüzlerce kilo altın tespit edilmişti.
Soruşturmanın ileriki aşamalarında, iki örgütün aynı ya da benzer dış mihraklar tarafından yönlendirildiğinin tespit edilmesi şaşırtıcı olmaz.
Alihan Kuriş ve üst yönetiminin standart uygulamalar arasında yer almayan, Türkiye düşmanı ve İsrail müttefiki Hindistan menşeli “Glooper” adı verilen şifreli bir iletişim ağı kullandığı tespiti ise çok kritik.
Kuriş’in Glooper’i, FETÖ’nün “Bylock” isimli kripto yazışma programının benzeri hatta daha gelişmişi.
Eldeki bilgilere bakınca, eski bir İsrail istihbarat başkanının “Dünyada 70’den fazla İslami tarikatı besliyoruz” şeklindeki açıklaması daha bir anlamlı hale geliyor.
Gerçi bir iki yıl önce her yerde karşımıza çıkan bu itiraf internetten kaldırılmış. Yine siyonistlere ait arama motorlarına bu cümleyi yazdığınızda neredeyse öyle bir açıklamanın olmadığına yemin billah ediyor.
Ama söz konusu açıklamanın her yerden adeta kazınması, kendi arama motorlarının ısrarlı inkarı, ateş olmayan yerden dumanın çıkmadığını bir kez daha gösteriyor.
Zaten yıllar içinde ülkemizde FETÖ benzeri bir sürü oluşumun kurulduğunu hepimiz görüyoruz. Hatta öyle ki bu tür dini istismar ederek Türkiye’yi içeriden kemirmeye çalışan yapıların kuruluş şablonları bile tıpa tıp aynı görünüyor.
Önce bir isim etrafında güçlü bir yapı oluşturuluyor. Ardından bu yapının medya, eğitim, askeriye, emniyet, sağlık gibi alanlara girerek güçlenmesi sağlanıyor.
Ardından da önce Din-i İslam’a, ardından milli manevi değerlere, toplumsal barışa ve birliğe zarar veren sinsi söylem ve faaliyetlerle kendilerine dışarıdan verilen görevleri icra ediyorlar.
Ama devlet uyumuyor. Her biri sonunda yakayı ele veriyor.
Çünkü devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz…
Hele de devletin başında Recep Tayyip Erdoğan gibi bir dünya lideri varsa…