• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Allah kimseyi “İçimizdeki İsrailliler” durumuna düşürmesin…

10 Ekim 2023
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Dünyada medya denen olgu ortaya çıktığı ilk zamanlardan beri, medyanın yüzde 90’lara varan kısmını kontrol edenin Siyonizme yakın Yahudi sermayesi olduğu yazılır, çizilir. Buna ilişkin veriler ayrıntılarıyla ortaya konulur. Makaleler, köşe yazıları yazılır, belgesellere konu edilir. Söz konusu veriler gerçekten de oldukça ikna edici ve somut delillere dayalıdır. Ben de medyanın büyük bölümünün, parayı basan, parayı dağıtan güçler olduğu bilinen küresel çetenin kontrolünde olduğuna inananlardanım.

1990’lı yılların sonlarında başladığım gazetecilik mesleğinde, özellikle ana akım medyanın kimleri destekleyip, kimleri desteklemediğini yakından gözlemleme fırsatım oldu. 1998 yılından itibaren politika muhabiri olarak hem MHP’yi, hem BBP’yi düzenli olarak takip ettim. O yıllarda MHP’ye de BBP’ye de ana akım medya hiç ilgi göstermezdi. Milli Görüş partileri de aynı muameleye tabiydi. MHP koalisyon ortağı olarak hükümete girdikten sonra medyanın ilgisi hissedilir şekilde arttı. Ancak Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun ömrü boyunca medya ona hiç ilgi göstermedi. Basın toplantısı yaptığında yalnızca ben ve bir iki gazeteden arkadaşın olduğunu, bazen ise tek başıma izlediğimi hatırlarım. Sırf bu yüzden Muhsin Başkanın basın toplantılarını kaçırmamaya özen gösterirdim.

Diğer taraftan bakacak olursak; bazı siyasi figürlerin daha siyasete girdikleri ilk anlardan itibaren medyanın yoğun ilgisiyle karşılaştığını da görüyoruz.

Örneğin Meral Akşener, Ümit Özdağ, değişik isimlerle kurularak TBMM’de mutlaka grup kurma becerisini gösteren PKK uzantısı partiler hep medyanın ilgi odağı olmuştur. CHP de her zaman medyanın vitrininde yer almıştır mesela. Bunları hepimiz biliyoruz.

Küresel güçlerin domine ettiği medyanın ilgisine mazhar olan siyasilerin yaptıklarına, konuştuklarına baktığımızda ise görüntü biraz daha netleşiyor…

7 Ekim’de başlayan Filistin-İsrail gerilimine bakacak olursak; İsrail’in Hamas’ın operasyonuna karşılık olarak Gazze’ye yönelik savaş uçakları, füzeler, obüsler, tanklarla başlattığı savaşta, hedef gözetmeksizin sivil yerleşim yerlerini bombalamasına siyasilerden gelen tepkiler oldukça dikkat çekici.

MHP’de uzun yıllar siyaset yapan, ardından Genel Başkanlığa adaylığını koyan, başarılı olamayınca da bir kısım “ülkücülerle” birlikte ayrılarak kendi partisini kuran İYİ Parti (İP) Genel Başkanı Meral Akşener, başlayan çatışmalarda Filistin’e orantısız ve insanlık dışı saldırı gerçekleştirerek çoluk çocuk ayırt etmeden sivil hedefleri bombalayan İsrail’in yanında yer alarak; “Meşru Filistin davası terörle kirletiliyor” dedi.

Meral Akşener gibi yıllarca “Ülkücü” geçinerek MHP saflarında siyaset yapan, ardından ayrılarak Zafer Partisi’ni kuran Ümit Özdağ da gerilime ilişkin paylaşımında, “Filistin Kurtuluş Örgütü ve Hamas, Kıbrıs’ta KKTC’yi haklı bulup destekleyip tanıyıncaya kadar-(Rumlar’ı destekliyorlar), sözde Ermeni soykırımı iddialarını reddedinceye kadar- (Ermeni soykırım yalanını destekliyorlar) Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı baskıları kınayıncaya, (FKÖ açık şekilde Pekin’i destekledi) Doğu Akdeniz’de Rum-Yunan tezlerinden desteğini geri çekene, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği operasyonlara Arap liginde yapılan kınamalara karşı çıkana kadar- (Hamas karşı çıktı) Zafer Partisi’den kimse karşılıksız Filistin destekçiliği beklemesin. Ortadoğu’da barış 400 sene Türk kanı dökülerek ayakta tutuldu. 400 sene sonunda bir kez Araplardan Halife sancağı altında kan desteği istedik, onda da istisnalar dışında yalnız bırakıldık. Kudüs’ü Türk Milleti’nden alan ordu İngiliz ordusu ile Arap milislerin karışımı idi” diye yazdı.

Kendi vatan toprakları için mücadele eden Filistinlileri yok sayan ana akım medyanın tanınmış siması Nevşin Mengü de, “Bunun Mescid-i Aksa ile Filistin bilmemnesi ile alakası yok.” “İşin aslı, Filistinlilik diye bir olgu yoktur” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Adayı, Manisa Milletvekili Özgür Özel, İsrail’in sivil hedef gözetmeksizin Gazze’ye bombardıman başlatmasına sosyal medya hesabından tepki göstererek; “İsrail’in 198 Filistinlinin yaşamını yitirmesine neden olan Gazze saldırılarını lanetliyorum. Filistin ve Orta Doğu’ya barışın gelmesi, tırmanan gerilimin sonlanması, bir daha can kaybı yaşanmaması için uluslararası topluma öncülük etme görevi ülkemize düşmektedir” diye yazacak oldu, hemen malum cenahtan ağzının payını aldı. 2. Karabağ Savaşı sırasında “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor” açıklamasıyla Ermenileri savunması hafızalardaki tazeliğini koruyan CHP eski milletvekillerinden monşer eskisi Ünal Çeviköz. Özel'i kınayarak şu akıllara zarar notu düştü; “Yazık olmuş! Keşke hiç yorum yapılmasaydı. Sağ popülizm uğruna sosyal demokrasi de çöpe gitmiş, insancıllık da…”

Feraset sahibi vatandaşlar ise Filistinlilere yönelik katliamı görmezden gelerek İsrail’i korumaya çalışan bu isimleri; sosyal medya hesaplarından eleştiri yağmuruna tuttular. “Bunlar da içimizdeki İsrailliler!”, “Yazıklar olsun!”, “Bunlar nasıl Müslüman? Filistinlileri katleden İsrail’i nasıl savunabiliyorlar?” şeklindeki ifadelerle kınadılar.

İşte bazı isimlerin kritik anlardaki çıkışları, deyişleri, onlara medyanın ilgisinin nedenini de açıklıyor. Ama bu tutumları çok fena sırıtıyor. Akıllara “diyet borcu” falan geliyor. Her ne olursa olsun bu gibi durumlar Türk siyasetine hiç yakışmıyor.

İnsana; “Allah kimseyi ‘içimizdeki İsrailliler’ durumuna düşürmesin” dedirtiyor…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aminn

Aminn

Muhammed genç

Güzel bir fırsat : "HAİN ,SOYU BOZUKLARIN DEMEÇLERİ..." inanmayanlara duyurumdur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23